Seefull list on egitimdili.com
Hangiçılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım, Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Benzeyen: Kendisine benzetilen: İstiklal Marşı’nın yukarıda verilmiş dörtlüğündeki benzetme unsurlarını yazınız. 21. 1. “Okulumuzdaki yavru köpek iğne kadardı
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları enginlere sığmaz taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var, Ulusun korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Şair “ben” diyor.(Ancak kast ettiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş Sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Şair ‘ben’ den kasıtı Türk milletidir.Türk milleti ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşayacaktır.
OGXUt. Bugün İstiklal Marşımızın Meclis’te kabulünün 99. yıl dönümüdür. 12 Mart, milletimizin İstiklal Marşı ile bütün emperyalistlere muhtıra verdiği tarih; silah üstünlüklerine ve kalabalık ordularına güvenerek milletimizi dize getirecekleri yanılgısı içinde olan işgalci devletlere bir meydan okumadır. İstiklal Marşımızın önemi, hayatımızdaki fonksiyonu bizim varlık temelimiz olmasıdır. İstiklal, bizim vazgeçemeyeceğimiz varlık şartlarımızın başında gelmektedir “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” İstiklal Marşı, Cumhuriyet daha kurulmadan milletin irade ve bağımsızlığının kurumsal yapısı olan Meclis’te 12 Mart 1921’de, bütün mebusların katıldığı genel kurulda, görülmemiş bir ilgi ve tezahüratla kabul edilmiştir. Çünkü bu marş, en az yüzyıldır devam eden çözülme sürecinin ardından bütün mahkûmiyet, mahrumiyet ve mağduriyetlere, bütün örselenmişliğe, ezilmişliğe, çaresizliğe, güvensizliğe tarihî bir silkinişle karşı koyup emperyalizme meydan okumanın en net, en açık ifadesidir. İstiklal Marşı, en zalim işgal ve saldırılarla Haçlı emperyalizminin darmadağın edip tarihten silmek istediği milletimizin, derlenip toparlanarak muhteşem bir direnişle zafer elde etmesinin destanıdır. Bu anlamda İstiklal Marşı, bir yeniden kıyamın, kurtuluşun, kuruluşun en geniş mutabakat metni, bir varoluş manifestosu gibidir. İmanın, inanç kardeşliğinin haksızlığa boyun eğmeyecek, teslim olmayacak birlik ve direniş yeminidir. Akif’in Allah bir daha yazdırmasın’ dediği İstiklal Marşı, kâğıt üzerine mürekkeple değil, milletin istiklal ve istikbaliyle özdeştirdiği İslam için, bütün dünya emperyalistlerine karşı ölümüne verilmiş destansı bir mücadelenin teslim olmaz, dize getirilmez, yenilmez ruhuyla, tarihin unutulmaz sayfasına ve kanla yazılmıştır. Bu ölümüne var olma kararlılığında olan ruhtur bizi canlı ve diri tutan. İstiklal Marşı, varlığını iman, İslam ve hür yaşama idealiyle temellendirmiş bir milletin emperyalizmle savaşını, asla teslim olmayan bir ruh yüceliği ile verdiğinin ifadesidir. Asla umutsuzluğa kapılmayan, ölümüne bir çabanın zafere olan inancıdır. Zafer bizatihi böyle bir inanca, heyecana sahip olmaktır. Gerçek yenilgi bu inanç ve heyecanı yitirmektir. İstiklal Marşı, ancak istiklalle birlikte anlamlı olan imanın, imanla yaşayan istiklalin ne pahasına olursa olsun korunacağının yeminidir. O milletimizin tarihi ahitnamesidir. Her ne kadar bu marşı Mehmet Akif yazmışsa da esasen topyekûn bir milletin onun şahsıyla bütünleşen engin, derin idrakiyle yazılmıştır. Mehmet Akif, Çanakkale Destanı’ ve İstiklal Marşı’ başta olmak üzere, birçok şiirinde, her noktasına dokunarak bir neslin ruh dünyasını harekete geçirmiştir. Buna rağmen o bütün bir millete aittir. İstiklal Marşı’nı yazan birikim, asırlardır tarihe kök salmış sarsılmaz bir imandır. Hayatımız, varlığımız, medeniyetimiz karakterini imanda bulmuştur. İstiklal Marşı, baştan sona bir milletin uğrunda ölse de terk etmediği dokunulmaz değerlerin, dünya görüşünün, gelecek ufkunun ve amacının dile geldiği, her satırı kanla yazılmış manifestosu, temel deklarasyonu, anayasasıdır. Geçmişten geleceğe yürüyüşünde milletimizin aklını, duygusunu, bilincini, hafızasını, birlik ve bütünlüğünü özlü, veciz ifadelerle inşa eder. İstiklal Marşı’nın kabul edildiği bugün, tarifsiz acılarla, dayanılmaz sıkıntılarla yazdığımız şerefli tarihin taçlandığı gündür. Bugün, onur ve gurur günümüzdür. Çünkü bugün, Malazgirt’ten başlayıp Mohaç’ta, Kosova’da süren, Çanakkale’de çelikleşen özgür var olma iradesinin, en son 15 Temmuz’da yeniden istiklal kararlılığından bir milim bile geriye gitmeyen yüksek şuurun canlı kaldığının ve canlı kalacağının bir kez daha anlaşıldığı gündür. En son Afrin’de mazlum ve mağdurların kurtuluşu için yürüttüğümüz özgürlük ve adalet savaşında dost düşman bunu bir kez daha görmüştür. Anlam ve idealini, her zaman yakın durduğu millî değerlere bağlılıkla bütünleştiren Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası olarak, İstiklâl Marşımızda ifadesini bulan bilinci ve ruhu, kutsal emanet olarak nesilden nesile devretmede üzerimize düşen hiçbir sorumlulukta ihmalkâr davranmadık, davranmayacağız. Özellikle millî birlik ve bütünlüğümüzün içeriden ve dışarıdan saldırı altında olduğu bu dönemde iman ve istiklal ateşini tutuşturan ruh, daima millet onurunun şaşmaz istikameti olmaya devam edecektir. İstiklal Marşı’nın Meclis’te millî marş olarak kabul edilişinin 98. yılında, milletimizi İstiklal Marşı’nın yazıldığı kaotik ortamlara sokmaya çabalayanlara fırsat vermeyeceğimizi dile getiriyor; Millî Mücadele şehitlerimizi ve Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyoruz.
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;O benimdir, o benim milletimindir ancak. Mehmet Akif Ersoy, Türk milletine seslenir. Bağımsızlık, vatan tehlikededir ama milletinin moralinin yüksek olması gerekmektedir. Bağımsızlığımızın, vatan bütünlüğümüzün tehlikede olduğu bu dönemde milletçe inancımız tam ve morallerimiz yüksek olmalıdır. Vatan üzerinde en son ocak tütene kadar, yani son fert bile hayatta kaldığı müddetçe Türk milleti bağımsızlık adına mücadele edecektir. Ve bağımsızlığımızın simgesi olan bayrak, Türk milletinin sonsuza kadar üzerinde dalgalanmaya devam edecektir. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl!Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!Şair bu dörtlükte bayrağı kişileştirmektedir. Ona göre bağımsızlığımız kaybedildiğinde bayrak dalgalanamayacağı için Türk milletine karşı kızgın bir çehreye bürünmüştür. Şair ise, Türk milletinin bunu hak etmediğini belirtiyor ; Çünkü Türk milleti bağımsızlık ve onun simgesi bayrak uğrunda çok şehit vermiştir. Egemenliğin, mutlaka Allah’a iman eden, tapan Türk milletinin hakkı olacağını haykırıyor. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, dağları, enginlere sığmam, taşarım. Şair, Türk milletinin vatanına ve bağımsızlığına göz diken tüm düşman güçlerine, emperyalist güçlere karşı seslenmektedir. Türk milletinin tarih boyunca bağımsız olduğunu, kimsenin egemenliği altına girmediğini söylemektedir. Bağımsızlığına göz diken düşman karşısında hiçbir engelin, Türk milletinin durduramayacağını haykırmaktadır. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar? Şair, bu dörtlükte de Türk milletine moral vermek istemektedir. Bağımsızlığımıza kasteden düşmanlar, çok güçlüdür. Zamanın en modern silahlarıyla üzerimize gelmektedirler. Türk askerinin ise bunların karşısında donanımı, askeri gücü daha zayıftır. Ancak şair, garbın batılı düşman güçlerinin büyük gücüne karşı Türk milletinin buna üstün gelecek bir imana sahip olduğunu belirtmektedir. Batı, şair tarafından tek dişi kalmış, zayıflamış bir canavara benzetilmekte; bunun bir köpek gibi ulumasının korkulacak bir şey olmadığını belirtmektedir. Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, et gövdeni, dursun bu hayâsızca sana va’dettiği günler Hakk’ın…Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Şair, Türk milletine, Türk askerine seslenmektedir. Düşmanın sebepsiz, alçakça saldırılarına karşı yılmadan mücadele etmesini istiyor. Çünkü Allah, Kur’an’da kendisine inanan Müslümanlara yardım etmeyi vadetmiştir. Ve Allah’a iman eden Türk milletine zafer, er geç gelecektir. Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanıDüşün altındaki binlerce kefensiz şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanıVerme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Şair, bu dörtlükte de milletine seslenmektedir. Üzerinde yaşadığımız bu topraklar, alelade bir toprak parçası değildir. Vatan topraklarının altında sayısız şehit yatmaktadır. Bu toprakların düşmanlar tarafından çiğnenmesi, şehitlerimizin ruhunu incitecektir. Milletimizin bu bilinçle vatana sahip çıkması gereğini Türk milletine bildirmektedir. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Şair bu dörtlükte de milletine seslenmektedir. Vatanın toprağı şehit kanlarıyla doludur. Vatanı anlamlı kılan da budur. Allah, canımı da sevdiğimi de benden alsın ama beni vatanımdan ayrı kılmasın sözleriyle vatan sevgisini dile getirmektedir. Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeliDeğmesin mabedimin göğsüne nâmahrem ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-Ebedi yurdumun üstünde benim bu dörtlükte Allah’a yakarmaktadır. Öldüğünde ruhunun Allah’tan isteği, vatanın kutsal mabedlerine yabancıların, düşmanların kirli elleri değmesin. İslam dinine şahitlik eden ezanlar ebediyen yurdumuzda okunsun. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- cerihamdan, ilâhi, boşanıp kanlı yaşım,Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Ruhunun bu dileği yerine geldiğinde, yani vatan bağımsız olduğunda mezarımın başında bir taş varsa bu, sana bin kez şükür secdesi yapacaktır. Ve bir şehit olarak ölmüşsem yaralarımdan sevinçle kanlı yaşlar boşanır. Bu sevinçle, huzurla ruhum yükselir ve göğün en yüksek noktasına cesedim ulaşır. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi sana yok, ırkıma yok izmihlalHakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Son kıtada şair Türk bayrağına sesleniyor. Bağımsızlık kazanılmış; vatan, düşman işgâlinden kurtarılmıştır. Bayrak yine eskisi gibi tüm şanıyla dalgalanmaya devam edecektir. Ve bayrağımız uğrunda döktüğümüz kanlar helaldir. Özgürlük, hür yaşamış bayrağımın, Allah’a iman eden Türk milletinin hakkıdır.
Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Twitter'in yasaklanmasıyla ilgili twitter hesabından İstiklal Marşı'ndan alıntı yaparak ikinci kez mesaj yayınladı. 22 Mart 2014 Cumartesi, 1051 Abone Ol Öz, mesajıyla birlikte bir de fotoğraf paylaştı. Zekeriya Öz mesajında şöyle yazdı "Hangi çılgın Bana zincir vuracakmış Şaşarım"Savcı Zekeriya Öz, dün yasakla ilgili twitter hesabından şu açıklamayı yapmıştı"MODA HABERLERİYeni moda DNS dansı VPN şansı Kazı kazanYa kazanırsınYa da sonu hüsran"İŞTE SAVCI ÖZ'ÜN PAYLAŞTIĞI FOTOĞRAF En Çok Okunan Haberler
Dünyadaki bütün insanlar, biri dışında aynı fikirde ve o tek kişi karşı fikirde olsa, o tek kişinin iktidarı ele geçirip tüm insanları susturma hakkı ne kadar yoksa, tüm insanların o tek kişiyi susturma hakkı da aynı derecede yoktur.. John Stuart Mill Paylaş 1336 şiiri kayıtlı Mustafaoğlu İlyas 4,9 / 19 kişi 23 beğenme 16 yorum 611 okunma "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım"M akif ersoy Şiirin hikayesini görmek için tıklayın Türk kadını zincire asla vurulmamıştır Şerefiyle yaşamış asla alçalmamıştır Çağdaşlığınız batsın ey zincirli zihinler İşgal güçleri bile bunu yapamamıştır Mustafaoglu ilyas c Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım"M akif ersoy şiirine yorum yap Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz? "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım"M akif ersoy şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız. Üyelik Girişi Yap Üye Ol Yorumlar Hayrullah , 5 puan verdi 10 Eylül 2021 Cuma 150354 İlyas Ateş , 5 puan verdi 10 Eylül 2021 Cuma 125343 İlyas Ateş , 5 puan verdi 10 Eylül 2021 Cuma 125308 Osman Akçay , 5 puan verdi , etkili yorum yaptı. 10 Eylül 2021 Cuma 111926 halil_ , 5 puan verdi 10 Eylül 2021 Cuma 055819 saf şiir , 5 puan verdi 10 Eylül 2021 Cuma 010506 Şiir Künye Kayıt Tarihi 001154 Puan Okunma Sayısı 611 Yorum 16 yorum Beğeni 23 kişi Web Zaman Damgası
İSTİKLAL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal; Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim Bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım. Garb'ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, ''Medeniyet!'' dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli Değmesin ma'bedimin göğsüne na-mahrem eli; Bu ezanlar - ki şehadetleri dinin temeli - Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım; Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım! O zaman yükselerek Arş'a değer, belki, başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal. Mehmet Akif ERSOY Beste Osman Zeki Üngör Mehmet Akif Ersoy'a ait olan bu şiir 12 Mart 1921 tarihinde TBMM tarafından ulusal marş olarak kabul edildi. 1930 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün bestesi ile çalınmaya başlandı.
hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım anlamı