Hz. Muhammed son peygamberdir. Onun peygamberliği ve en büyük mûcizesi olan Kurân-ı Kerîm de evrenseldir, kıyamete kadar geçerlidir. Kurân, Arapça bir kitaptır. Kurân'ın Arapça olarak indirilmesi son derece doğaldır. Çünkü Hz. Muhammed, Arap toplumu içerisinden seçilmiş bir peygamberdir. Her Peygambere kendi milletinin
Tuva Ya bir vâdinin özel ismi veya: “Gecenin ilerleyen vakti” manâsınadır [1]. (Müfessirlerin çoğu “Tuva” kelimesinin bir vadi ismi olduğunu söylemişlerdir. Tuva vadisi iki kez kutsallığa mazhar olmuştur; ilki, Allah'ın Musa ile yanan ağaç vasıtasıyla burada konuştuğunda, diğeri ise, Musa'nın Mısır’dan
b Cebrâil (as) sadece mânaları indirir, Resûlüllah bu mânaları kavrar, onları Arapça olarak ifade eder. Bu görüşü savunan, (Şuarâ, 194.) âyetinin manasına dayanır. c- Cebrâîle (a.s) yalnız mâna ilka edildi. O, bu mânaları Arapça olarak i fadede bulundu; sema ehli de
Tıpkı gökten suyun indirilmesi gibi. Tıpkı Nuh’un gemisinin yere indirilmesi gibi. 57:25 ayetinde demirin indirilmesi ile ilgili ‘indirme’ kelimesinin gerçek anlamı olan ‘yukarılardan aşağılara doğru gerçek fiziksel indirme’ anlamında almamanın önünde tek bir engel yoktur. Cevap 2.
Kitabı Mübin ile ilgili ayetler. Ey Ehl-i Kitap! Şüphesiz ki Kitap’tan gizlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan ve büyük bir bölümünü de görmezden gelen/üzerinde durmayan Resûlümüz size geldi. Şüphesiz ki size, Allah’tan bir nur ve apaçık/açıklayıcı bir Kitap geldi. (5/Mâide 15) Elif, Lâm, Râ.
kqkE. Meal Fihrist A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Güzel Kurani kerimimizde geçen arapça ile ilgili ayetler. Kuranda geçen arapça ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda arapça ile alakali tahmini 11 ayet geçiyor 122 - Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik. 1337 - Ve işte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu. 16103 - Muhakkak biliyoruz ki kâfirler "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır. 20113 - İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir. 26195 - Açık parlak bir Arapça lisan ile. 26198 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi. 3928 - Pürüzsüz Arapça bir Kur'ân indirdik ki, Allah'ın azabından korunsunlar. 413 - Bu, Arapça bir Kur'an olarak, âyetleri bilen bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır. 427 - Böylece biz sana Arapça bir Kur'ân indirdik ki, şehirlerin anası olan Mekke halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir. 433 - Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık. 4612 - Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
KURAN KİMLERE İNDİ? MEKKE VE ÇEVRESİNDEKİLERE Mİ? İddianın gücü Zayıf İddiaAyetlerde çelişki var AyetlerBu da şehirlerin anası Mekke'de ve etrafında oturanları uyarman için sana indirdiğimiz mübarek, kendinden önce indirilmiş olanları doğrulayıcı bir Kitap'tır. Ahirete inananlar buna inanırlar ve onlar namazlarına devam Kalem/ 52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. Cevap Enam92'de Peygambere fiziksel gücüyle orantılı sorumluluk yüklenmiştir. Peygamberin bir İnsan olarak fiziksel çabayla kolayca yapabileceği tebliğ sahası Mekke ve Civarıdır. Peygamber git bütün dünyaya tebliğ et denmesi, onun fiziksel gücünü aşacağından bu gerçekçi olmazdı. 68/52 ayeti ise Kuran’ı İlgilendiren tebliğ sahasıdır. Bu tebliğ olayı herhangi bir şahsın yaşam süresiyle kısıtlı olmadığı gibi, herhangi bir coğrafyayla kısıtlı değildir, bu tebliğ şekli günümüze kadar sürüp gelmektedir. Allah’ın izniyle kıyamete kadar sürecektir. KURAN KAÇ YILDA GECE DE Mİ İNDİRİLDİ. NASIL İNDİRİLDİ. PARÇA PARÇA MI İNDİRİLDİ ? İddianın gücü Zayıf İddia Kuran bütün olarak kaç senede indirilmiştir? Cevabı 23 yıl küsur ay ise eğer; Duhan suresi 3. Bakara suresi 185. Ve Kadr suresi 1. Ayetlerde neden bir gecede veya bir günde indirildiği yazar. Başka yerlerde de dura-dura veya parça, parça indirildiği yazar mesela Furkan suresi 32. Ayet. Ayetler Hükümleri apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu Kur'an'ı mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, insanları onunla Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Bakara185 Muhakkak ki Biz, O'nu Kur'ân'ı Kadir Gecesi'nde Biz İnkâr edenler Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık parça parça indirdik ve onu tane tane ayırarak Hadis İmam-ı Müslim 261 H, Ebu Katade'den şu Hadîsi rivayet ediyor "Peygamber Efendimize Pazartesi günü oruç tutmak soruldu O da cevabında dedi ki Ben o günde doğdum ve bana Kur'an nâzil olmaya o günde başladı." Cevap İslâm ilim adamlarının büyük çoğunluğu, Kur’an’ın Cibril vasıtasıyla Hz. Muhammed’e, yaklaşık yirmi üç yılda, bölüm bölüm indirildiği hususunda müttefiktirler. Kur’an açısından doğru olan da budur… Bu kanaatteki müfessirlerin cumhuruna /çoğunluğuna göre Kur’an, 610 yılının “Ramazan ayında” ve “mübarek bir gece” olan “Kadir Gecesi”nde Hz. Peygamber’e indirilmeye başlamış ve Alak sûresinin ilk beş ayeti, “bin aydan daha hayırlı…” olan o mübarek gecede inzal edilmiştir. Daha sonra da vahiy süreci boyunca Kur’an’ın tamamı pasajlar halinde Nebî indirilmeye devam etmiştir. 632 yılında Hz. Peygamber’in vefat edip Refik-i A’lâ’ya yükselmesine kısa bir süre kala Kur’an’ın inzali tamamlanmıştır. Özet olarak; "bir gecede indirildi" diye kastedilen kuranın tamamı değil ilk inen parça indirilen Kuranın diğer kısımlarıdır. ALLAH'IN AYETLERİ DEĞİŞİR Mİ? NESİH -nesh eden- / MANSUH -nesh edilmiş- MESELESİ İddianın gücü Orta İddia Ayetler arasında çelişki var. Allah'ın ayetleri değişir Nahl/101 Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. Bakara/106 Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? Rad/39 Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap Levh-i Mahfuz O’nun yanındadır. Tam tersi ayetler Fatır/43 Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Fetih/23 Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Yunus/64 Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. Enam/115 Rabbinin kelimesi Kur’an doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Ahzab/62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. Ayetler Yukarıda yapılan, ayetlerin tamamını almayıp ,bir kısmını almak ve manayı bozmaktan başka bir şey öncesine ve devamına bakarsak eleştirilerin yersizliği görülür “İyi bilinmeli ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Ve onlar üzülmeyecekler de. Onlar, iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselerdir. Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla bir değişme yoktur. İşte budur büyük kurtuluş.”Yunus, 10/62-64. “Kendilerini uyaracak bir peygamber geldiği takdirde, milletler içinde, hidâyette en ileri derecede yer alacaklarına dair var güçleri ile yemin ettiler. Ama kendilerine bir peygamber gelip uyarınca bu, onların sadece nefretlerini artırdı. Sebebi ise dünyada sırf böbürlenip büyüklük taslamak ve bir de kötü bir tuzak kurmak istekleriydi. Halbuki kötü tuzak, sadece hazırlayanın ayağına dolanır, sadece onu perişan eder. Onlar daha öncekilerin uğradıkları fecî âkıbetten başka bir şey mi bekliyorlar? Sen Allah’ın nizamında hiçbir değişiklik bulamazsın!”Fatır, 35/42-43. “Eğer o Mekkeli kâfirler sizlerle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçar, sonra da ne kendilerini koruyan, ne de destek olan hiç kimse bulamazlardı. Allah’ın öteden beri câri olan kanunu budur. Ve sen Allah’ın nizamında hiçbir değişiklik bulamazsın.”Fetih, 48/22-23. “Allah'ın sözlerinde asla bir değişme yoktur.” Yunus, 10/64 mealindeki ayette de “değişmeyen sözler”den maksat vahiy sözleri değil, Allah hükmü, kanunu, prensibi demektir. “Biz bir ayetin hükmünü diğer bir ayetle değiştirirsek veya unutturursak geri bırakırsak, ondan daha- hayırlısını yahut onun benzerini getiririz.”Bakar, 2/106 mealindeki ayette ise “vahiy sözleri” kastedilmiştir. Allah, daha önceki bir peygamberin şeraitinde olan bazı hükümleri değiştirmiş, yerine başka hükümler getirmiştir. Cevap Bu konu İslam alimlerinin kendi aralarında da tartıştığı bir ancak ilimle ve imanla anlaşılabilecek bir nesh olayı hakkında üç görüş ortaya atılmıştır 1- Bir görüş neshi tamamen inkara dayanmaktadır.Ünlü mutezile; Ebû Müslim Muhammed b. Bahr el-İsfahânî ö. 322/934; Şah veliyullah Dıhlevi 2- İkinci görüş neshi kabul eden ve buna kendilerine göre sayısı yüzlere varan örnekler zikretmektedirler.[[ 63 sureye yayılmış olup, sayıları 225’ ibni aliölüm1201Kuranda mensuh ayetlerin sayısının 274 olduğunu ibni selame Muhammet ibni hazm ayet, ebu cafer ennah ayet,Abdulkadir el bağdadi 66 essuyuti 22 ayet,Muhammetsuad celal 4 ayet mensuh bulunduğunu iddia irfanfiulumil kuran1943 3- Üçüncü görüş neshi sadece sınırlı bazı ayetlerde kabul etmektedir. Şia alimlerinin çoğunluğu bu üçüncü kategoride yer almaktadırlar. NESH'E KERŞI ÇIKANLARIN GÖRÜŞLERİ VE DELİLLERİ KURANDA NESH VARDIR DEMEK ŞİRKTİR Nesh ,kaldırmak,hükümsüz kılmak,iptal etmek,birşeyin yerine başka bir şey koymak gibi anlamlara caizdir ve kuran-ı kerimi indirinceye kadar eski sayfaları ve kitapların hükmünü nesh olunmayan ve değiştirilmeyen ve kıyamete kadar baki olacak olan kuran-ı kerimi sahife Ademasa indirmiş ve bunun hükmünü şitas gönderdiği 50 sahife ile nesh İdrisas gönderdiği 30 sahife ile nesh etmiş daha sonra sırasıyla İbrahim /asın 10 sahifesini, Davutas gönderdiği Zeburla, daha sonra bu kitabı Musa as gönderdiği Tevratla ve isa as gönderdiği İncil'le değiştirmiş. Ve en son olarak kıyamete kadar hükmü sürecek olan Kuran-ı kerimi indirmiş ve önceki kitap ve sahifelerin tamamının hükmünü kuranın hükmünü ve lafzını değişmeme konusunda garantiye aldığını şu ayetle bize bildirmektedir. biz indirdik onun koruyucusu da biziz biz.'' ki bunun gibi bir kitap meydana getirmek için yeryüzündeki geçmiş ve gelecek bütün insanlar ve cinler bir araya gelse ve birbirlerine destek olsa onunkuranınbir benzerini meydana getiremezler.'' Bu konu ile ilgili bakınız. Nesh eski kitaplar içindir Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten onu unutturursak mutlaka daha iyisini veya benzerini getiriririz.'' Şimdi bu ayeti dikkatle ne anlama gelir?Tamamen beyinlerden,yazılardan silinmesi anlamına gelmez mi? Halbuki nesh edildiği iddia edilen ayetler 1400 senedir hala Kuran-ı kerimde durmuyor unutturma olabilir mi?Ama eski sahife ve kitaplar Kuran-ı kerimden başka hiçbir kutsal kitabın ne aslı ne lafzı hiçbiri yoktur işte unutturulma budur. Allahcc Daha önce indirdiği kitapları kaldırmış ve unutturmuş yerine Kuran-ı kerimi ayette K;uran-ı kerimin içindeki ayetlerin nesh edildiğine dair bir işaret yoktur. Gelelim kuranda nesh vardır diyenlerin delil olarak sunduğu ikinci ayete Nahl101''Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman ki Allah neyi bildireceğini çok iyi apaçık bir iftiracısın onların çoğu bilmezler.'' Başta şunu belirtelim ki bu ayetin iniş sebebi Tevrattaki ayetlerin nesh olması ile inanan Yahudiler Tevrat'ta böyle bir şey yoktu ;buda nereden çıktı; sen Allah'ın indirdiği Tevrat'ı değiştiriyorsun Tevratta olmayan şeyleri söylüyorsun; diyerek peygamberimize baskı yapıyorlardı. İşte bu nedenle bu ayet inmiştir. Nesh olduğu iddia edilen ayetler nesh olmamış düzenlenmiştir ayetleri şarap ve kumar hakkında soru sorarlar deki Her iksinde de büyük bir günahzarar ve insanlar için bazı faydalar Her ikisinde de günahızarar faydasından büyüktür.''Bu ayette içki içebilirsiniz hükmü var mıdır. Allah aşkına aksine günah ve zararlı olduğu bildirilmiyor mu? 'Ey iman edenler siz sarhoş ikende söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp ikende yolcu olan müstesna güsül edinceye kadar namaza yaklaşmayın''Bu ayette sarhoş olarak namaza yaklaşmayın ayette sarhoş namaz kılabilirsiniz diye bir cümle varmı? yok o halde nasıl oluyorda bu ayet ilk ayeti neshediyor anlamak mümkün değildir. iman edenler şarap,kumar,dikili taşlar,fal ve şams okları birer şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durunki kurtuluşa içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak Allahı anmaktan ve namazlardan alıkoymak vazgeçtiniz öyle değilmi.?''Şimdi bu ayetin önceki ayetlerin hükmünü kaldırdığını nasıl ayetlerde içki için kumar oynayın demiyor ki nesh etmiş bu üç ayet biribirini tamamlıyor. Gelin üçünü birleştirelim bakalım nasıl bir mana azbir faydası olsada zararı çok büyük olan büyük bir namaz kılınmaz. Bundan uzak durmalı uzaklaşmalıdır. Dolayısıyla bu ayetler birbirini nesh etmemiş düzenlemiştir. 2. Vasiyyet ve miras ayetleri ölüm geldiği zaman eğer bir mal bırakacaksa anaya babaya yakınlara uygun bir şekilde vasiyet etmek Allahtan korkanlar üzerine bir borçtur.'' şimdide bu ayetin hükmünü kaldırdığı iddia edilen ayeti okuyalım. size çocuklarınız hakkında erkeğe kadının payının iki mislinimiras fazla kadın bıraktığının üçte ikisi yanlız bir kadınsa yarısı çocuğu varsa ana babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi çocuğu yokta ana baba sı ona varis olmuş ise anasına üçte bir ölenlerin kardeşleri varsa anasına altıda bir bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır.'' Bu iki ayet arasında uyuşmayan nedir. birbirine zıt,birbirine ters olan ikinci ayet birinci ayetin iki ayeti birleştirip Allahcc birinizin malı varsa öleceği zaman vasiyet etmek üzerine borçtur. İkinci ayette de vasiyet yerine geldi. borç varsa ödendi. bunlardan arda kalan bu şekilde vasiyet yasaklanmış değildir VAHYİN DEĞİŞMESİNE ÖRNEKLER , NESH'İ SAVUNANLARIN DELİLLERİ çocuklarının birbirleriyle evlenmelerine dinen izin verildiği halde bu hüküm sonradan kaldırılmıştır. 2. Yahûdîlere cumartesi günü çalışmak yasaklanmış iken, İncil'in gönderilmesiyle bu yasak kaldırılmıştır. 3. Mekke devrinde şartlar uygun olmadığı için düşmanın bütün eziyetlerine rağmen, Müslümanların savaşmalarına izin verilmemiştir. Medine’de Müslümanların lehine şartlar oluşunca kendilerini silahla müdafaa etmek için savaşa izin verilmiştir. 4. Hz. İsa as, Hz. Musa as'ın dininde yasak olan bazı şeylere cevaz verdi. “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve daha önce size haram edilenlerden bir kısmını helâl kılmak üzere gönderildim.”Ali İmran, 3/50 mealindeki ayette bu hususa dikkat çekilmiştir. 5. İçkinin haram kılınması sürecinde konuyla ilgili ilk 3 ayette nahl/67 , bakara/219 , nisa/43 içki tamamen yasak edilmemişken , sonradan gelen 4 . ayettte maide/90 içki tamamen yasaklanmıştır. 6."İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. "BAKAR 241 şeklinde eşe vasiyet , gelen 1/4 veya 1/8 şeklinde miras ayetleriyleNisa 11/12 nesh edilmiştir. 7. "Erkek ve dişiden herbiri için baba ve ananın, yakın hısımların terikelerinden de vârisler yaptık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere dahî hisselerini verin. Allah herşeyin üstünde hakîkîbir şâhiddir" en-Nisâ33 ayeti hicrette kardeşlik yemini ederek miraslarına ortak olan ensar ile muhacirin mirastaki öncelik hakları nesh edilmiş yerine; Hısımlar Allah'ın Kitâbı'nda birbirlerine daha yakındırlar" el-Enfâl 75 ayetiyle yeminle yapılmış olan kardeşlikten doğan paylar nesh edilip,miras ayetleriyle belirlenen kişiler hak elde ettiler. 8. Önceden Aşure orucu, Sünnet ile vacib idi. Allah’u Teâla’nın Bakara 185’teki ayetinde geçen ramazan orucu ile nesh edildi. oruçluyken Tevrattaki gibi günde bir kez yiyen ve cinsel ilişkiye girmeyen Müslümanlar Bakara 187 ile eskiyi nesh ettiler. ziyaretini yasaklamış olan peygamberimiz daha sonra bunu serbest bırakmıştır. 11. Kurban etini üç günden fazla bekletip dağıtmamak önceleri kurban kesemeyenler çok olduğu için peygamberimiz tarafından yasaklanmış ,kurban kesenler çoğalınca bu yasak kaldırılmıştır. Beyt-ül Makdis’e Mescid-i Aksa’ya yönelme farziyetinin, Kâbe’nin kıble kılınması ile nesh edildi. Aşağıdaki ayetler bu konuyla ilgilidir Önce Allah için yapılan mescitlerde Allah'ın adının anılmasını men'eden ve onların yıkılmasına çalışan kimseden daha zâlim kim var ki? Bunlar, ancak oralara korka korka girebilirler. Onlara dünyada horluk var, âhirette de pek büyük bir da, batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz dönün, orada Allah'a dönmüş olursunuz...Bakara114115 Sonra "İnsanların beyinsizleri, 'Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?' diyecekler; de ki 'Doğu ve batı Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir'. Bakara /142" "Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir." Bakara /144 yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri sebebiyle, kendilerine daha önce helal kılınmış temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık. NİSA 160 14 ."Ey iman edenler! Peygamber ile gizli-özel bir şey konuşmak istediğiniz zaman, bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, artık Allah bağışlayan ve merhamet edendir.." Mücadele,12 ayeti kısa bir süre sonra "Gizli özel bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır." Mücadele,13 ayetiyle nesh edilmiştir. 15. "Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin." Nisâ,15"Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir." Nisâ,16; ayetleri ; "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz kırbaç vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dinini tatbik hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." Nur, 2 ayeti ile nesh edilmiştir. Not Nisa 15 te kadın kadına ilişki, Nisa 16 da erkek erkeğe ilişki, nur 2 de ise kadınla erkeğin ilişkisi anlatılmaktadır .Dolayısıyla nesh söz konusu değildir diyen görüş te vardır.Ebu Muslim bu görüştedir 16 .İslam'ın ilk yıllarında İslam ve Müslümanların o günkü maslahatı dikkate alınarak kafirlere ve müşriklere karşı toleranslı davranma izni verilmişti. Bu hükümler örneğin şu ayetlerde bildirilmişti "Ey Muhammed! İman edenlere söyle Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır." Câsiye, 14 "Ehl-i kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın, tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir." Bakara, 109 İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve onlara şöyle deyin “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir aynı ilâhtır. Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”Ankebut46Mekke dönemi ayeti Bu ayetler, onlarla savaşmaya izin veren ve buna teşvik eden ayetlerle nesh edilmiştir "Kendilerine savaş açılan kimselere kâfirlere karşı koymak için izin verildi. Çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya kadirdir." Hac, 39 vb. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek boyun eğerek kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar 17. Gece namazı Müzemmil17, mecburiyyet olmaktan çıkarılarak nesh Müzemmil20 ile edilmiştir.. MUZEMMİL SURESİ 1-Ey örtüye bürünerek saklanan Muhammed, 2- Geceleyin biraz uyuduktan sonra kalk 3- Gecenin yarısında uyanık ol, ya bu miktarı biraz eksilt 4- Ya da artır da ağır ağır Kur'an oku. 5- Çünkü biz sana sorumluluğu ağır bir söz indireceğiz. 6- Kuşkusuz gece ibadeti, gündüze göre daha zor, fakat sözü daha etkilidir. 7 Çünkü gündüzleri, seni uzun uzun uğraştıracak işlerin vardır. MUZEMMİL SURESİ 20- Senin ve bazı arkadaşlarının, gecenin ya üçte ikisine yakın bölümünü ya yarısını ya da üçte birini ibadetle geçirdiğinizi Rabbin biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini belirleyen Allah'tır. O bu gece ibadetinin temposuna dayanamayacağınızın farkındadır. Bundan böyle kolayınıza gelecek kadar Kur'an okuyunuz. Aranızda hastalar olacağını, bir bölümünüzün Allah'ın lütfettiği geçim payını elde edebilmek için yeryüzünde oradan-oraya koştuğunu, bir bölümünüzün de O'nun yolunda savaştığını Allah biliyor. Öyleyse kolayınıza gelecek kadar Kur ân okuyunuz. Namazı kılınız, zekatı veriniz, gönüllü olarak ve karşılık beklemeksizin Allah'a borç veriniz. tutamayanların durumu Bakara 184 "...Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; ona güç yetiremeyenlerin, bir yoksulu sabah, akşam doyuracak kadar bir fidye vermesi gerekir..." Bakara 185 "...Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun..." Not Bakara 184'ü oruç tutamayacakların fidye verebileceği şekilde yorumlayanlara göre İbn Mes’ud, Muaz b. Cebel ve İbn Ömer’ ilgili ayet bakara 185 ile nesh edilmiştir ve sadece hasta ve yolcular fidye verecekler içine dahil 184'ün nesh edilmediğini savunanlar da vardır. İbni Abbas.İbn Abbas’a göre, yaşlı ve iyileşmesi umulmayan hastalar fidye öderler. Kanaatimce bu ayet nesh 184'de kasdedilen hasta ve yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlardır. "ona güç yetiremeyenlerin" ifadesi orucu değil, sonradan tutmaya da güçleri yetmeyenleri kasdetmektedir ve bu kişilerin en son çare olarak fidye vermesi gerekir. 19. Bir müminin kaç kafire bedel olduğu Sahabenin iman coşkusuyla çok güçlü olduğu Medine’nin ilk döneminde bir müminin on kâfirin önünden kaçması yasaklanmıştı. Daha sonra insanın yapısının gereği olarak onlarda bir zafiyet meydana gelince, Allah bu hükmünü değiştirdi ve “bir müminin iki kâfirin önünden kaçmasını yasakladı”Enfal, 8/65-66. Not Bu iki ayet farklı bir yorumla nesh olayının yoruma göre -ki doğru olma ihtimali yüksektir- Enfal 65 Müslümanaların kapasitesini, Enfal 66 ise savaşmakla mecbur oldukları sayıyı belirtmektedir. Bknz "Bir müslüman kaç kafire bedel."başlığı 20. Enfal 41 deki ganimet ayetlerinin Enfal 1'i nesh ettiği iddası için Bknz "Ganimetler kimin" maddesiBu yazı Allahdostuseyyid tarafından hazırlanmıştır Özet Değişmez diye kastedilen Allah'ın prensibi kanunu gibi genel diye bahsedilen ise o günün şartlarına göre gelen vahiydir. KURAN ARAPLAR İÇİN Mİ GÖNDERİLDİ? İddianın gücü Zayıf İddia Kuranda bazı ayetler araplar için indirildiğini halde bu din araplara gelmiştir. “inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.” “Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.” “iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık” “ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için” “kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için,” “Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın” Cevap Kuran Arap olan bir peygamber aracılığıyla geldiği için dili Arapça' Allah'ın emirlerini yaymak için Türkleri veya İngilizleri değil hemen yanında bulunan Arapları karşısında Allah onun dilinde ve onun anlayacağı ve anlatacağı şekilde kuranı indirmiştir. Ayette de öncelik sırasının belirtildiği gibi Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın merkezden çevreye bir metodu uygulanmıştır. Kuranın hitap şekillerine baktığımızda bir çok yerde "ey insanlar","ey ademoğulları" gibi ifadeler kullanarak tüm insanlığa indirildiği belirtilmiştir. "Ey Muhammed, biz seni ancak álemlere rahmet olarak gönderdik." enbiya / 107 "Ey Muhammed, de ki Ey insanlar, doğrusu ben Allah’ın hepiniz için gönderdiği peygamberiyim." A’raf 158 "Ey Muhammed, biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Fakat insanların çoğu bilmezler" Sebe /28 Özet Hz. Peygamber’in Araplar arasından seçilmesinin doğal bir sonucu olarak tabiatıyla önce onlar ıslah ve irşat edilecek, sonra da onların aracılık ve örnek kişiliğinde diğer kavimler İslam iman ve ahlakına Arapça gönderilişi ve bazı yerlerde onlara hitap edişini bu bapta ele onlara verilmiş fakat tüm insanlar hedeflenmiştir. ESKİ DİNİ KİTAPLAR DEĞİŞTİRİLMİŞ İSE KURAN NEDEN ESKİ DİNİ KİTAPLARIN ÖNEMİNDEN BAHSEDİYOR. İdianın gücü Zayıfİddia "Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı Tevrat'ı okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! Yunus/94" ayeti Tevratı kutsuyor. Ayetlerin önüne ve ardına birlikte bakalım Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. Yunus/93 - Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı Tevrat'ı okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! Yunus/94 - Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; Yoksa kaybedenlerden olursun!Yunus 95 Görüldüğü gibi Peygambere vahiy ile İsrail oğullarının tarihteki durumlarından haber verilmiş ve bununla ilgili olarak ümmi bir kimse olan peygambere bildirilenin doğruluğu konusunda onlardan ümmi olmayıp kitap okuyanlara sor denmiş. Bu peygamberin kalbinin tatmin olması için Allah’tan bir destektir. Burada kime hitap edildiği hususunda birçok yorum yapılmıştır. Hz. Peygamber'e hitap edildiğini kabul edenler, âyetin devamındaki ifadelerden onun Allah'ın âyetlerini yalan sayanlardan olabileceği ve bu hususta uyarıldığı gibi sakıncalı bir sonucun çıkacağını dikkate alarak, bunu Türkçe'deki "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!" şeklinde ifade edilen ve Arapça'da "ta'rîz" adıyla bilinen üslûp çerçevesinde düşünmek gerektiği veya Resûlullah'ın çevresindeki inkarcılara böyle söylemesinin istendiği gibi izahlar yapılmıştır. makul ve mantıklı olan da budur. Bu olayın başka bir yönünü İbrahim peygamber kıssasında da görüyoruz. Kuran’dan mealen - Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı "Rabb'im, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?" "İnanmadın mı?" diye sordu. "İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için..." Allah dedi ki "Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir. 2/260 Bir beşer olan peygamberlerin kendileri de sınanıyordu. KUR’ANDAKİ DUA AYETLERİ ALLAH’IN SÖZÜ DEĞİL MİDİR? İddianın gücüZayıf İddia Kur’ân Allah'ın sözü olduğuna göre Kur’ân içindeki dualar ne oluyor? Mesela Fatiha suresinde yani Allah’ın sözü olan o ayetlerde “yalnız senden yardım dileriz, bizi doğru yola ilet” vs. geçiyor? Bu gibi ayetleri nasıl anlayacağız? Cevap Fatiha suresinde bir anda dua cümlelerine yer verilmesi, Kur’ân’da sık tekrarlanan bir üsluptur. Buna Arap dilinde iltifat sanatı denilir. Konuşma metinlerine yer verilirken bir anda muhatap değişir. Bu, o dilin kurallarına uygundur. İlk muhataplar Arap olduğu için Kur’an Arap dili ile indirilmiştir. Bu yüzden Kur’ân’da Arap diline ait edebi türlerin kullanılması kadar doğal bir şey olamaz. Neden Mekke müşrikleri bu ayetleri duyduklarında “burada bir uyumsuzluk var” demediler! Diyemezlerdi, çünkü bu onların gayet iyi bildiği bir sanattı. Arap dilini bilmeden, bu edebi sanatlara vakıf olmadan bu tür konularda söz söylemek yanlış olur. KURANDAKİ “BİZ” İFADELERİNİN ANLAMI. İddianın gücüZayıf İddia Kuran-ı Kerim'de Allah , ben yerine neden biz diye ayetlerinde bahsetmiştir? Biz dedikleri kimlerdir? Cevap Ben ile biz ifadelerinin kullanıldığı ayetleri karşılaştıracak olursak, şu sonuç ortaya çıkmaktadır Ben ifadesinin geçtiği ayetler Allah Teala’nın bizzat Yüce Zat’ıyla ilgili olup arada hiçbir vesile-vasıtanın ve sebebin kabul edilmeyeceği hakikatlerdir. Mesela “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” ayet-i kerimesinde bu açıklama rahatlıkla anlaşılabilir. Bunun istisnai kullanımı olarak, yaratılışın anlatıldığı bazı ayetlerde de “Biz” tabiri geçmektedir. Bununla kastedilen ise o anda meleklerin o yaratılışa şahit olduğu ve orada bulunduğudur. Bu ifadeyle Allah kendi sözüne melekleri şahit yapmaktadır. Biz ifadesinin kullanıldığı ayetler ise genellikle arada bir vesile-vasıta ve sebebin olduğu hakikatlerdir. Mesela “Hiç şüphe yok ki, Kuran’ı biz indirdik, elbette O’nu yine biz koruyacağız.” ayet-i kerimesinde biz ifadesi kullanılmıştır. Burada Kuran’ın vahiy yoluyla indirildiği ve buna da Cebrail vasıta olduğu manası anlaşılmaktadır. Yani Allah, Kuran’ın indirilmesi gibi, meleklerin de içinde bulunduğu ve onların vasıta olduğu işlerde “Biz” der ki, bununla, zatı ile birlikte o icraatta vasıta olan meleğe de işaret edilmiş olur. Mesela “…sizi bulutla gölgeledik…”ayet-i kerimesinde bulutla gölge yapan görevli meleğe de dikkat çekilmekte, melek de bu ifadeye dâhil olmaktadır. Ancak bu meleklerin tesirde hiç bir müdahaleleri yoktur. Çünkü tesiri hakiki ancak Allah Teala’dır. KURANDA ALLAH'A AİT OLMAYAN İNSAN PEYGAMBER KELAMI VAR MI? İddianın gücü Orta İddia Aşağıdaki ayetleri Allah söylemiş ayetlerden Kur'an'ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, "De ki" ekini unutmuş Hud-2. Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim. Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum. Tevbe-30. Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar! Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. En'am-114. Allah'tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. Bu ve bunun gibi ayetler de Allah peygamberin dilinden söylemesi gerekenleri tip ayetler bazen "de ki" ile tür Allah peygamberine hitaben; Ey Muhammed! Sen de kavmine "........................" de diye emir da bu sözü BİLGİLER NEDEN DÜZENLİ DEĞİL, KARIŞIK? İddianın gücü Kuvvetli İddia Cevap Kuran ihtiyaca göre ve olaylar üzerine nedenle de bilgiler farklı farklı sureler içindedir. KURANDA ALLAH SORU SORMAYI YASAKLIYOR MU? İddianın gücü Zayıf İddia Ayetler Maide/ 101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir hemen cezalandırmaz, mühlet verir. Maide/ 102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Cevap Soru sormayla ilgili olarak yapılan uyarı. Cevaplandığın da İnsanı zor durumda bırakacak ve yükümlülük altında bırakacak sorulardır. Yoksa makul soru sormaktan daha masum şeyler azdır. Yersiz sorulara örnek olarak 2 Bakara 67-68-69-70-71 ayetlerini gösterebiliriz. Allah, Musa peygamber zamanında ki, Müslümanlara bir inek kesmelerini emrediyor. Emre uyup herhangi bir inek kesselerdi emri yerine getirmiş olacaklardı fakat onlar böyle yapmayıp, peş peşe sorular sordular, her sorudan sonra onlara yük getiren bir cevap geldi, Kuran’dan mealen - Musa, kavmine "Allâh size bir sığır kesmenizi emrediyor." demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. "cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım!" dedi. 2/67 - “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Musa şöyle dedi “Rabbim diyor ki O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emr olunduğunuz işi yapın.”2/68 - Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. 2/69 -“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler 2/70 - Mûsâ şöyle dedi “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. 2/71 Kuran’da anlatılan bu tür bir soru sürecidir, yoksa İslam dinin de, Lüzumlu makul sorulara yasaklama diye bir şey söz konusu olamaz. ALLAH TARAFINDAN YASAKLANAN BU SORU SÜRECİ MAALESEF GÜNÜMÜZDE MEZHEPLER TARAFINDAN YOĞUN ŞEKİLDE YAPILMAKTA OLMAYACAK DETAYLARA GİRİLEREK AMELLER VE İBADETLER ZORLAŞTIRILMAKTADIR . KUR'AN APAÇIK ANLAŞILIR BİR KİTAP DEĞİL Mİ? İddianın gücü Orta İddia Kuran bahsedildiği gibi anlaşılır değil. Ayetler Nisa 174 Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. Nahl 89 Her ümmet içinde kendi nefislerinden üzerlerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahit olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. And olsun ki Ona elbette bir insan ogretiyor» dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancidir, Kuran ise fasih Kitabı sana indiren O'dur. O'nun bazı ayetleri muhkem yani manası apaçık açık - net anlaşılır hükümler ihtiva eden, ayetlerdir ki, bunlar kitabın esası ve anasıdır. Diğerleri benzeşen yani müteşabihtirler. teşbih - misal benzetme yollu anlatım Kalpleri gerçeklerden sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştıracak şeyler bulmak için ve ona keyfî anlamlar yüklemek amacıyla kitabın müteşabih denilen kısmına uyarlar. Oysa Allah'tan başka kimse onun kesin yorumunu bilemez. Bu yüzden, bilgide derinleşenler şöyle derler “Biz ona inanırız, onun tamamı Rabbimizdendir. Derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan ders almasa da.”Ali İmran7 Aliimran 105 Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır Hud 1 Elif, Lam, Ra. Bu, Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından birer birer bölüm bölüm açıklanmış’ bir Kitap`tır. Yunus 15 Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman öldükten sonra bize kavuşmayı beklemeyenler Ya bundan başka bir Kur`an getir veya bunu değiştir! dediler……. Hicr sur. 1. ayet; Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap`ın ve açık anlatımlı Kuran`ın ayetleri. Kamer 17. Andolsun biz, Kuran`ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? Nur 34 Yemin olsun ki, size, gerçeği açık-seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik. İsra 89 Muhakkak ki biz, bu Kur`an`da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler. Kehf 54 Andolsun ki, gerçekten Biz bu Kuran`da insanlara ibret olacak her türlü misali tekrar tekrar açıklamışızdır. İnsan ise her şeyden çok mücadelecidir tartışmaya tutkundur. Cevap Kuran apaçık bir kitaptır ve yalnızca kuranla amel Müslümana lazım olacak tüm ameli bilgilerin özü kuranda açık ayetler bunlardır.namaz,oruç,hac,zekat vb. Birde açık olmayan ayetler vardır ki bunlar insan aklının alamayacağı konuları Allah'ın eli ,oturması, arşa istiva etmesi, dünyayı altı günde yaratması ,cennet ,cehennem vb. ile ilgili ayetler müteşabihtir ve Allah'tan başka gerçek muhtevasını bilemez. Ayrıca; Peygamberin kuranı nasıl uyguladığını, ayetlerin geliş sebeplerini , yaşanan olayları ve tarihi süreci bilmek bugün için Müslümanların kuranı anlamak için bilmesi gereken detaylardır. KURAN'IN KORUNMUŞLUĞU VE DEĞİŞMEZLİĞİ İddianın gücü Orta İddia Tüm kutsal kitaplar değiştiğine göre kuran da zamanla değişemez mi? Ayetler Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; bunlar birbirlerini aldatmak için zihin çelmeyi amaçlayan, yaldızlı parlak sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı. Bırak onları düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar. [Enam 112] Âhirete inanmayanların kalpleri, yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar. [Enam 113] Allah'tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtâç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. [Enam 114] Rabbinin kelimeleri sözü doğruluk ve adaletle tamamlandı. Onun kelimelerini sözünü değiştirebilecek [hiçbir şey, hiçbir kuvvet] yoktur. [Enam 115] Elif, Lâm, Râ, Bunlar kitabın ve herşeyi açıklayan apaçık Kur'ân'ın Dediler ki "Ey kendisine Kur'an indirilen Muhammed! Sen mutlaka bir mecnunsun!"Hicr6 Kur'anı zikri biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız. [Hicr 9] Kur’an, eşi benzeri olmayan bir kitaptır. Ona önünden, ardından[hiçbir yönden, hiçbir şekilde] bâtıl gelemez [hiçbir ilave ve çıkarma yapılamaz. Çünkü] O, kâinatın hamd ettiği hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir. [Fussilet 41-42] İnsanlara ufuklardatabiatta ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun Kuran'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?Fussilet53 Eğer O [Peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız. [Hakka 44-47] Kulumuza [Peygambere] indirdiğimizden [Allah’tan geldiğinden] bir şüpheniz varsa, iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayri şahitlerinizi [bilginlerinizi] de yardıma çağırıp, haydi onun benzeri bir sûre meydana getirin! Bunu yapamazsınız, asla yapamayacaksınız da. [Bekara 23, 24] De ki Bu Kur'anın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler toplanıp, birbirine destek de olsalar, yemin olsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar. [İsra 88] Kur'an gibi [eşsiz] bir kitabı sana indirmemiz, [mucize olarak] yetmez mi? [Ankebut 51] Cevap Ayetler bir bütün olarak incelendiğinde Zikir kelimesi, Hicr suresinin ilk âyetinde geçen ve ikisi de özellikle Hz. Peygamber'in muhatap olduğu ilâhî vahiy için kullanılan Kur'an ve kitabı ifade etmektedir. Bu sebeple burada zikir kelimesini vahiy diye çevirmek en uygunudur. Hicr 6. âyette müşrikler alaylı bir ifadeyle, Hz. Muhammed'e vahiy diye bir şey gelmediğini ima etmişler ve onun bir mecnun olduğunu, dolayısıyla vahiy dediği sözlerin Allah'tan değil cinlerden geldiğini veya söylediklerinin hakikatle ilgisi bulunmayan deli saçması olduğunu ileri sürmüşlerdi. İşte burada ''Kesin olarak bilesiniz ki bu vahyi kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz" buyurularak onların bu iddiası açıkça reddedilmektedir. Şu halde burada "zikir"den maksat vahiy, korumadan maksat da vahiy sürecinde âyetlerin ilâhî olma özelliğini bozacak şekildeki herhangi bir dış etkiden vahyin korunmasıdır. Böylece -bağlamı da dikkate alındığında- âyette esas itibariyle müşriklerin vahye yönelik itirazları reddedilmekte, vahyin Allah'tan geldiği ve ona asla herhangi bir ilâvenin söz konusu olmadığı ve olamayacağı bildirmektedir.bknzEnam114115 Bununla birlikte Taberî, âyeti "Biz muhakkak ki Kur'an'ı koruyup içine onun aslında bulunmayan bir ifadenin, bir yanlışın karışmasını veya hükümlerinde, hadlerinde, farzlarında bir eksiklik meydana getirilmesini engelleyeceğiz" şeklinde açıklamış âyetteki korumayı münhasıran gelecekte vuku bulması muhtemel bir müdahaleye karşı koruma şeklinde anlayan bu yorum, müfessirlerin ve diğer âlimlerin büyük çoğunluğunca da benimsenmiştir, Ayetin "...ve onu mutlaka koruyacak olan da yine biziz" kısmında, korunacağı bildirilenin Hz. Peygamber olduğuna dair görüşler de vardır. Kuran ayetleri değişebilir mi? Ayetlerde kastedilen "değişmeme" , vahiy sürecinde her hangi bir müdahale olmaması ise de, sonradan kuran ayetlerinde her hangi bir değişme olabilir mi? “Kuranın değişmezliğinin delili yine kurandır” sözü inanan insanlar için bir şey ifade etse de, inanmayan ve şüphe duyan insanlar için bir değeri sonradan peygamberin ölümünden sonra bir değişim olmayacağına delil değişimin olmadığının ilmi ve bilimsel delilleri bilgi yazısını bknz Kur'an tahrifatı Kur'an ayetlerinin eksiltilmesi veya ayet eklenmesi ile mi olur yoksa Kuran'ın manasının tahrif edilmesi ile mi olur? Kuranın lafzı günümüzden önce hafızlar ve el yazmalarıyla ,günümüzden sonra ise baskı ve bilgisayar teknolojileriyle kalıcı hale en eski yazma kuran sayfaları ve bugün basılı kuranlar arasında kelime olarak farklılıklar kalıcı olan bu lafzına karşılık , meallerde ve çevirilerde mana olarak tahrifatlar yapılabilir. “Allah’ın hükümlerinden yüz çevirmek; Allah’ın ayetlerini dünya menfaatine satmak, Allah’ın indirdiğiyle amel etmemek” yorumsal bir tahriften haber vermektedir. "Kur'an'ın tahrif edilmesi, manasının saptırılması ile olur". Bunun delillerini Şia’nın iddialarında da görüyoruz “Kuran şu an Allah'ın indirdiği gibidir, içinde yazılı olan sureler ve ayetler ilk gün indiği gibidir, ancak eksiktir! İşte o eksik olan ayetlerde İmamet açıkça yazılıdır. Ayrıca asıl Kuran şimdi Ali Kuranı olarak saklıdır/gizlidir, onu da ancak Mehdi gelince açıklayacaktır.” Safa tv/Kelimetu's Seva, Şeyh Adnan Arur-Doktor Ali Haşimi 29 Ağustos-2o10 Bilgi Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, 10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ederek, aralarında herhangi bir değişikliğin olmadığını kanıtladı. Altıkulaç, günümüz Kur'an-ı Kerim'i ile dünyadaki 4 orijinal mushaf üzerinde IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nın katkılarıyla yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yıllardır ''Kur'an-ı Kerim'in hiç değişmediği, tahrife uğramadığı''nın ifade edildiğini ancak kanıtlanamadığını dile getiren Altıkulaç, IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nca basılan orijinal mushafların özel faksimile nüshalarının, Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmış bir kitap olmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Mushafların en eski belgelerinin kütüphanelerde saklı bulunduğunu ve kimsenin bunların kapağını açıp inceleme fırsatı bulamadığını anlatan Altıkulaç, teknolojik gelişmelerin sonucu dijital çekim sayesinde kütüphanelerdeki mushafları dijital ortama aktardıklarını ve kitap haline getirdiklerini kaydetti. Orijinali Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve Halife Hz. Osman'a izafe edilen Mushaf-ı Şerif'in IRCICA tarafından hazırlanan özel faksimile nüshası ile bugün dünyanın her yerinde okunmakta olan Kur'an-ı Kerim'i kelime kelime, harf harf, hatta diş diş kontrol ettiğini ve arada herhangi bir değişikliğin olmadığını tespit ettiğini anlatan Altıkulaç, aynı çalışmayı Kahire'de bulunan ve yine Hz. Osman'a ait olduğu söylenen El-Meşhedü'l-Hüseyni mushafı üzerinde de yaptığını kaydetti. Taşkent, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan mushaflar üzerinde de aynı çalışmayı yürüttüğünü belirten Altıkulaç, ''Bunlar hep ayrı ayrı coğrafyalarda henüz hicretin birinci asrı içinde yazılmış mushaflar. Mushaflar birbirleriyle tam bir paralellik içinde oldukları gibi, dünyanın her yerinde okunan Kur'an-ı Kerim'lerle de aynı paralelliği gösteriyorlar. Küçük, basit esasıyla ilgisi olmayan imla farklılıkları var ama esası ilgilendiren hiç bir şey yok. Ne fazla, ne için çok önemli bir sonuç olarak değerlendiriyorum'' dedi. ÖzetKuran vahiy edilirken ayetlere şeytan ve cinler tarafından müdahale edilip bir değişim yapılamayacağı ,inerken korunacağı ilgili ayetlerden öldükten sonra bozulmayacağının delili kuranda ilmen ve bilimsel olarak yapılan çalışmalar göstermiştir ki ilk günkü kuran lafzı bugünkü kuranla güne kadar bozulmadan gelen Kuran'ın lafzında bu günkü teknolojik gelişmelerden ve kayıtlardan sonra ise değişiklik yapmak her şey kayıt durdukça Kuran baki kalacaktır!
Meal Fihrist A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Güzel Kurani kerimimizde geçen incil ile ilgili ayetler. Kuranda geçen incil ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda incil ile alakali tahmini 13 ayet geçiyor 33 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır. 348 - Allah ona kitab okuma ve yazmayı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir. 365 - Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz? 447 - Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan Tevratı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını yahudileri lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir. 546 - O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik. 547 - İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir. 566 - Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki nimetlerden bol bol yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür! 568 - De ki "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme! 5110 - Allah şöyle diyecektir "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs Cebrâil ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle hayata çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum. 7157 - Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır. 9111 - Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur. 4829 - Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. 5727 - Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.
KUR'AN NEDEN ARAPÇA İNDİRİLMİŞTİR. ZUHRUF 2-3, FUSSİLET 44. AYETLER. Bizler İslam ı yaşarken, gelenek ve mezheplerin beşeri fıkıh inancının o kadar etkisinde kalıyoruz ki, Allah ın ayetlerini bile görmezden gelebiliyoruz. İslam dininde, ruhban sınıfının olmadığını söyleyen Kur’an a inat, bizler kendi ellerimizle yarattığımız ruhban sınıfının, kurallarına göre yaşıyoruz İslam ı. Çünkü bu kişiler Kur’an ile bizlerin aramıza girip, Kur’an gerçeklerini bizlerden gizlediler. Allah Kur’an ı, elçisine tebliğ görevini verdikten sonra, çok dikkat çekici uyarılarda bulunmuştur. Rad suresin 40. ayetinde “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR” Der. Daha da dikkat çekici olanı ise, Müddesir 11. ayetinde Allah elçisine seslenerek bakın ne diyor. “BENİ, YARATTIĞIM KİŞİYLE BAŞ BAŞA BIRAK.” Ne dersiniz, Allah ın bu uyarılarından dersler aldık mı? Yoksa Allah, elçisinin bile kuluyla arasında olamayacağını ve Allah bizzat kuluyla yani bizlerin bizzat Kur’an ile baş başa kalmamız gerektiğimizi anlatıyorsa bizlere, acaba bu gerçeği hayatımıza geçirebildik mi, anlayabildik mi, YOKSA ALLAH İLE ARAMIZA, ŞEFAATÇİLER, VELİLER Mİ SOKTUK?Arapçayı kutsal bir dil ilan edip, Allah böyle bir bilgi vermediği halde, cennet lisanının bile Arapça olduğunu söyleyenleyerek, Arapçayı kutsallaştırdılar. ALLAH IN MESAJLARINI, UYARILARINI ANLADIĞIMIZ DİLDEN OKUMAMIZI ENGELLEDİLER. Kur’an ın başka dillere tam olarak çevrilemeyeceğini kelimelerin, ayetlerin çok daha farklı anlamalara geldiğini söyleyerek, bu toplumu korkuttular, tedirgin ettiler. Hâlbuki Allah, Kur’an ın neden Arapça indirildiğini açıklamış ve bizleri bilgilendirmişti. İlginç olan ise Kur’an ı açıkladığını söyledikleri hadislerde Arapçaydı ama Kur’an için söylediklerini, hadisler için söylemediler ve topluma bunlardan yani hadislerden şüphe duymayın, sizleri en doğruya iletecektir, Kur’an ı açıklayacak ve anlatacaktır dediler. Allah ın kitabını şüpheli hale getirenler, beşerin rivayetlerine ise bu saygısızlığı yapmamaları, sizce düşündürücü değil mi? Her nedense hiç düşünmedik, Allah kullarının anlayacağı şekilde göndermemiş mi Kur’an ı da, beşer Haşa bu eksikliği sanki tamamlarcasına toplumu bilgilendirmiş, Kur’an ı açıklamış diyenlere inandık. Bakın Allah ayetinde, bu konuda bizlere anlatılanları yalanlayarak, ne kadar açık ve akılcı bilgiler veriyor, Kur’an ın neden Arapça indirildiğine 2–3 Apaçık Kitab’a andolsun ki, İYİCE ANLAYASINIZ DİYE biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık. Diyanet mealiFussilet 44 Eğer biz bu Kur’ân’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, “Âyetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı bir dille söylenir mi?” diyeceklerdi. De ki “O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kâfirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve KUR’ÂN ONLARA KAPALIDIR; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor.” Bayraktar Bayraklı mealiDemek ki Kur’an ın Arapça indirilmesinin amacı, Arap toplumunun kendi dilinde indirilerek, tebliğin ulaşması ve anlaşılması amacıyla Arapça inbdirilmiş. Zaten daha önce indirilen kitaplarda, o günkü toplumun diliyle indirilnmişti. Buradan da şunu anlıyoruz, her Müslüman Allah ın Tebliğini alabilmesi için, kendi diliyle Kur’an ı okumalıdır. Allah ayetinde Kur’an ın, apaçık kolaylaştırılmış yani anlaşılan bir kitap olduğunu söylemesine rağmen, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını, her bilginin Kur’an da detaylı olmadığını bizlere söylemediler mi? KUR’AN I ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK OKUYAN BİR MÜSLÜMAN ASLA KANDIRILAMAZ, ALDATILAMAZ. Onun için Allah ayetleri önce okuyun ve anlayın, sonrada üzerinde düşünün emrini anlamadan okutan, siz Arapçadan anlamasanız da okuyun, Allah sevap yazar zihniyetini topluma yerleştiren ruhban anlayışı, bizlerin ayetleri anlayıp üzerinde düşünmemizi de engellemişlerdir. İlginçtir Kur’an meali hakkında şüpheler yaratanlar, ayetleri kendileri tercüme ettiklerinde, hiç şüphe duyulmadan doğru anlattıklarını söyleyenler, Allah ın ayetleri ile oynayarak anlamlarını, batıl inançlarına uydurarak değiştirenlerdir. Lütfen bu tuzağa düşmeyelim ve Kur’an ı birçok farklı mealden/tercümeden okuyalım. Allah iyi niyetle gerçeklerin peşlinde olanın, GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇAR, GERÇEKLERLE BULUŞMASINI SAĞLARIM DİYOR. Kur’an ın Arapça indirilmesi konusuna tekrar değinmek istiyorum. Allah bakın Arap toplumuna, neden Arapça Kur’an ı indirdiğini söylüyor. “İYİCE ANLAYASINIZ DİYE ARAPÇA İNDİRDİK.” Yani Araplara, kendi dillerinden indirdik ki anlasınlar diyor Rabbimiz. Din tacirlerinin tuzağına düşen bizler, bu gerçeklerle buluşamadığımız sürece, Kur’an ı anlamamız da asla mümkün olmayacaktır. Allah anlamını bilmeden, üzerinde düşünmeden okuyacağımız bir bilginin, bizlere fayda sağlayamayacağını çok iyi biliyor. Onun içinde lütfen özellikle her zaman, KUR’AN I MUTLAKA ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK BOLCA OKUYALIM. Devamındaki Fussilet 44. ayet, konuya çok güzel açıklama getiriyor ve bakın ne diyor. EĞER KUR’AN I ARAP TOPLUMUNA, BAŞKA DİLDE GÖNDERMİŞ OLSAYDIK, AYETLER AÇIKLANMASI GEREKMEZ MİYDİ, BİZLERİN ANLAYACAĞI DİLDE GÖNDERMENİZ GEREKMEZ MİYDİ, BİR ARABA YABANCI DİLDE KİTAP MI İNDİRİLİR, DERDİNİZ DİYOR. Çok doğru değil mi? Araplara Türkçe bir Kur’an indirildiğini düşünün, bu durumda ne yapmaları gerekirdi? Tüm toplum şaşırır kalırdı, ALLAH IN TEBLİĞİNİ DE ALAMAZLARDI? Hem Arap peygamber göndereceksin, hem de farklı dilde Kur’an ı indireceksin. Bakın böyle olsa, nasıl mantıksız olurdu değil mi? Eğer mantıksız olduğunu kabul ediyorsanız, bizlerinde anlamadığımız dilden, yani Arapça Kur’an ı okumamızın gerekli olduğunu söyleyemezsiniz. KUR’AN ALLAH IN KULLARINA MESAJIDIR, TEBLİĞİDİR. Bu tebliğin her dile çevrilemeyeceğini, çok farklı anlamlara geleceğini söylemek, Allah a saygısızlıktır, iftiradır. Kendimizi kandırmaktır. Allah yemin ederek, bu kitabı anlayabilmemiz için kolaylaştırdığını söyleyecek, daha sonrada her dile tam olarak çevrilemeyen bir mesaj, uyarı gönderip, tüm kullarını bundan sorumlu mu tutacak? Lütfen aklımızı başımıza toplayalım, kendimize gelelim. Bunun hesabını veremeyiz. Fussilet 44. ayette dikkat ederseniz Kur’an ın KÂFİRLERE kapalı olduğunu, onların anlayamayacağını söylüyor. Peki, burada bahsedilen kâfirler sözünden kimleri anlamalıyız? Yalnız Kur’an ı inkâr edip, İslam ı kabul etmeyenlerimi anlamalıyız. Kesinlikle hayır. Allah Maide 44. Ayetinde Bakın Ne Diyor. “ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEYENLER, KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR.” Araf 37. ayette de, Allah hükmetmediği halde, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR DİYEREK, ALLAH A İFTİRA EDENLERİN, Allah yasakladığı halde, Allah dan başka yardım istedikleri, veli ve şefaatçi edindikleri kişilerin, mahşer günü hani şefaatçileriniz, yardımcılarınız dendiğinde, hiç kimseyi yanlarında bulamayacakları ve BU KİŞİLERİN KAFİR OLDUĞU ÖRNEĞİNİ VERİYOR. Yani ben Müslüman’ım diyen, ama İslam ın, Kur’an ın gereklerini tam olarak yerine getirmeyenler bunlar. YANİ İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEDİKLERİ HALDE, İNANTLA BATILI DİN DİYE YAŞAYANLARIN, GÖZLERİNE PERDE ÇEKERİM, KULAK VE KALPLERİNİ MÜHÜRLERİM DİYOR ALLAH. İşte böyle kişilere Allah Kur’an ı kapattığını, Kur’an ı anlayamayacaklarını birçok ayetinde, ayetleri bizlerin düşünmesini emrediyorsa, önce ayeti anladığımız dilden okumalıyız ki, daha sonra ayetler üzerinde düşünüp öğütler alabilelim. Hatırlatırım bizlerin yerine başkaları değil, bizzat bizler ayetler üzerinde düşüneceğiz. İMTİHANIN GEREĞİDE BU DEĞİL Mİ ZATEN. Hatırlatırım Allah, kulunun gücü nispetinde sorumlu tutacağını bildiriyor. Bunun tersini söyleyenler, Allah ın gerçeklerinin üstünü örtenlerdir. Daha da kötüsü bunu kabul ettiğimizde, bizim yerimize bir başkalarının düşünerek, bizleri din adına yönetmesine izin vermiş oluruz, bu gerçeğin lütfen farkında olalım. Bu yanlış düşüncelere uyan-inanan insanlar düşünemediği, Kur’an ın sınırlarını aştıkları içinde, KÂFİRLERİN SAFINDA OLMAKTAN, asla kurtulamazlar. Rivayetlerin etkisinden kendisini kurtaramayıp, Kur’an gerçeklerine kulaklarını kapatanlar, gönül gözleriyle asla gerçekleri göremezler. ALLAH BÖYLE İNSANLARA, TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM, KUR’AN IN KAPALI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Allah cümlemizi, batılın ve hurafenin etkisinde kalmayan, kulakları ve gönlü mühürlenmemiş, gözleri perdelenmemiş, Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyup, Allah ın nuruyla buluşan kulları arasında olabilmek GÜMÜŞTABAK
Kur'an-ı Kerimin indiriliş süreci...Kuranı Kerimin indiriliş süreci nasıl oldu?Kuranı Keri nasıl ve hangi sürede inzal oldu?Kuranı Kerimin indirilme süreci ne kadardır? Allah tarafından gönderilen ilahî kitapların sonuncusu olan Kur’an-ı Kerim,23 senede en son ve hak peygamber Hz. Muhammedsas’e indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an terim olarak şöyle tarif edilir “Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı, Peygamber Efendimiz’den bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı ilâhî kelamdır.” Bu tarifte; “Hz. Peygamber’e indirilen” derken, Hz. Muhammed kastedilmektedir. “tevatür yoluyla nakledilmiş olan” derken, her devirde yalan üzerine birleşmelerini aklın imkansız gördüğü bir topluluk tarafından nakledildiği ve nesilden nesile böyle geçtiği için onun, Allah’a ait oluşunun kesinliği ifade edilmektedir. “ okunmasıyla ibadet edilen” derken de, Kur’an’ı okumanın ibadet olduğuna, namaz ibadetinde vahyedilen metnin okunması gerektiğine işaret edilmektedir. Kur’an-ı Kerim, Allah Tealâ’nın gönderdiği kitapların sonuncusudur. Çünkü, Allah Tealâ onu, son peygamber, Hz. Muhammed Mustafa sas vasıtasıyla göndermiştir. Allah Tealâ, Peygamberimizden başka Peygamber görevlendirmeyeceği gibi Ahzab başka kitap da göndermeyecek ve insanlık var olduğu sürece Kur’an-ı Kerim de insanlığa yol göstermeye devam edecektir. Kur’an-ı Kerim, Allah Teâlâ’dan Hz. Peygamber’e melek Cebrâil aracılığı ile ve vahiy yoluyla indirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimizin hayatında tamamen yazılıp tespit edilmiş ve daha sonra da Hz. Ebu Bekir zamanında mushaf kitap haline getirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz’e vahyolunduğu günden beri hiçbir değişikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir. Diğer semavi kitaplar Tevrat, Zebur ve İncil zamanla değişikliğe uğramış, insanlar tarafından ilave ve çıkartmalar yapılmak sûretiyle değiştirilmiştir. İndiği gibi bir kelime ilâve edilmeden ve bir kelime eksilmeden günümüze kadar gelen tek kitap Kur’an-ı Kerimdir. Çünkü onun her türlü değişiklikten korunacağı Allah Tealâ tarafından va’d edilmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur “Şüphesiz ki Kur’an’ı Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz.” Hicr,9 Kur’an-ı Kerim eşi olmayan bir kitaptır, çünkü o, insan sözü değil, Allah kelâmıdır. Lafzı da manası da Allah’ındır. Peygamber Efendimiz sadece onu insanlara tebliğ etmekle görevlidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur “De ki, her kim Cebrâil’e düşman ise, bilsin ki o, Kur’an-ı Kerim’i Allah’ın izni ile kendisinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve mü’minlere müjdeci olarak, senin kalbine indirmiştir.” Bakara, 97 Yani o, ne Cebrâil’in ne de senin sözündür. Cebrâil as da onu kendiliğinden getirmiş değildir. Allah’ın sözü olan bu kitabı yine Allah’ın izniyle indirmiştir. Kur’an-ı Kerim’in eşsiz bir kitap olduğu sadece bir iddia değildir. Kur’an-ı Kerim bu konuda meydan okuyor “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.” Bakara, 23 işte, burada da gördüğümüz gibi Kur’an, kendisine benzer bir kitap değil, bir sûre meydana getirilmesini istemiş, bunun başarılamayacağını da haber vermiştir. Şöyle buyurulmuştur “De ki, insanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, andolsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar.” İsrâ, 88 Kur’an-ı Kerim bu çağrıyı ne zaman yapmıştır? Arapların şiir ve hitabette doruk noktasında oldukları bir devirde nazil olmuş ve bu çağrıyı yapmıştır. Fakat bırakın bir benzerini meydana getirmeyi, bir sûresinin bile benzerini yapamamışlardır. Kolayca ezberlenilmesi, kısa zamanda etrafa yayılması, manasının kolayca anlaşılması, zihinlerde ve akıllarda derece derece bir gelişme ve alıştırma sağlaması, inançların ve değer yargılarının yavaş yavaş güçlenip kökleşmesi ve benzeri sebeplerle, Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık 23 senede, bölümler halinde yani bazen ayet ayet, bazen de sûre sûre indirilmiştir. Yüce Allah Kur’an’ın bir defada toptan indirilmeyişinin sebebini yine Kur’an’da şöyle açıklamaktadır “İnkar edenler Kur’an ona bir defada topluca inmeli değil miydi? Dediler. Biz onu Senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu tane tane okuduk.” Furkan, 32 Âyetler doğrudan doğruya indiği gibi, çoğunlukla meydana gelen bir olayın hemen sonrasında olayı çözümlemek ve sorulan soruları cevaplamak için inerdi ki, âyetin inmesine sebep olan olay veya soruya “sebeb-i nüzûl” iniş sebebi denilir. Kur’an-ı Kerim kendisinin, bir âyette Ramazan Ayında Bakara, 185, bir başka âyette mübarek bir gecede Duhân, 1-3, bir diğer ayette de Kadir Gecesinde Kadir, 1 inmeye başladığını haber vermektedir. Kadir Gecesinin Ramazan Ayında mübarek bir gece olduğu göz önünde tutulursa, âyetler arasında bir çelişkinin de bulunmadığı anlaşılır. Peygamber Efendimiz’e ilk inen ayetler, Kur’an-ı Kerim’de Alak Sûresinin ilk beş ayetidir. Bu ayetler Peygamber Efendimiz’e Hira Mağarasında bulunduğu sırada inmiştir. Peygamber Efendimiz zaman zaman evinden ayrılarak Mekke’nin kuzey doğusunda bulunan Hira Mağarasına çekilir, burada bazen günlerce kalarak ibadet eder, düşüncelere dalardı. Peygamber Efendimiz 40 yaşında iken, miladın 610. yılında bir Ramazan Ayında mağarada bulunduğu sırada Cebrâil adındaki melek kendisine gelerek Alak Sûresinin ilk beş ayetini getirmiş ve peygamber olarak görevlendirildiğini bildirmiştir. Peygamber Efendimiz o anı şöyle anlatır “Melek bana Oku, dedi. Ben Okuma bilmem, dedim. Bunun üzerine melek beni alıp gücüm tükeninceye kadar sıktı. Sonra beni bırakıp yine Oku, dedi. Ben de ona Okuma bilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa takatım kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp Oku, dedi. Ben Okuma bilmem, dedim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı Alak’tan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediğini O öğretti.” dedi. Cebrâil Aleyhisselam bu ilk ayetleri tebliğ etmiş ve peygamber olarak görevlendirilmiş olduğu da Peygamber Efendimiz’e müjdelenmişti. Peygamber Efendimiz ilk defa kendisine inen ayetleri öğrendikten sonra korkudan yüreği titreyerek eşi Hz. Hatice’nin yanına geldi. Olup bitenleri O’na anlattı ve “Kendimden korktum” dedi. Hz. Hatice ise Peygamber Efendimiz’e “Öyle deme, Allah’a yemin ederim ki, Allah Teâlâ hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabalık bağlarına hürmet ediyor, borçluların borcunu ödüyor, yoksullara yardım ediyorsun. Misafirlere ikramda bulunuyor, doğruları destekliyorsun” dedi. Bundan sonra bir süre vahiy kesildi. Peygamber Efendimiz vahyin kesilmesinden söz ederken şöyle buyurdu “Bir gün giderken birden bire gökyüzünde bir ses işittim. Başımı kaldırdım. Bir de gördüm ki Hira’da bana gelen melek yerle gök arasını doldurmuştu. Çok korktum, evime döndüm ve Beni örtünüz, beni örtünüz dedim. Beni örttüler. Bunun üzerine Allah Teâlâ Ey bürünüp sarınan, kalk ve insanları uyar. Sadece Rabbini yücelt, elbiseni temizle, pislikten sakın. Müddessir, 1-5 ayetleri nazil oldu.” Böylece vahiy tekrar gelmeye, Kur’an ayetleri inmeye başladı. Kur’an-ı Kerim toptan nazil olmamıştır. Kısa kısa bölümler ayetler ve sûreler halinde inerek 23 senede tamamlanmıştır. İnen bölümleri Peygamber Efendimiz vahiy katiplerine yazdırıyor, aynı zamanda bunlar ashab tarafından da ezberleniyordu. Kur’an-ı Kerim’den her bölüm indikçe bunun nereye konacağını Peygamber Efendimiz vahiy katiplerine bildiriyor, onlar da onu gösterilen yere yazıyorlardı. Çünkü Kur’an-ı Kerim toptan inmediği gibi mushafta yazılı olduğu şekilde sıra ile de inmemiştir. Bazen bir sûre tamamlanmadan başka bir sûreye ait ayetlerin indiği de olmuştur. Nitekim ilk nazil olan inen ayetler ilk sûrede yer almamış, Kur’an-ı Kerim’in 96. sûresi olan Alak Sûresine konmuştur. Kur’an-ı Kerim’in bir kısmı Peygamber Efendimiz’e Mekke’de iken nazil olmuş, bir kısmı da Mekke’den Medine’ye hicretten sonra Medine’de inmiştir. Mekke’de inen sûrelere Mekkî Sûre, Medine’de inen sûrelere de Medenî sûre denir. Buna göre Kur’an-ı Kerim’in 114 sûresinden 87’si Mekke’de, 27’si de Medine’de inmiştir. Bir sûrenin nerede nazil olduğu indiği sûrenin baş tarafında o sûrenin adıyla birlikte yazılmıştır. Vahyolunan ayetler Peygamber Efendimiz ve müslümanlar tarafından ezberlenirken diğer taraftan da Peygamber Efendimiz’in emriyle vahiy katipleri tarafından da yazılıyordu. Dört halife Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali Zeyd bin Sâbit, Ubeyy bin Ka’b, Halid bin Ebî Sufyan Peygamber Efendimiz’in vahiy katibi olarak görevlendirdiği sahabîlerdir. Vahiy katipleri Kur’an ayetlerini ince taşlar, kürek kemikleri, hurma dalları ve deriler üzerine yazıyorlardı. Çünkü henüz kağıt yoktu. Peygamber Efendimiz, inen ayetlerin doğru yazılıp yazılmadığını kontrol etmek üzere ayetleri okuyor ve vahiy katiplerine okutuyordu. Böylece Kur’an-ı Kerim daha Peygamber Efendimiz zamanında yazılma ve ezberlenme suretiyle korunmuştu. Kısaca Kur’an-ı Kerim, yaklaşık olarak 23 senede, Cebrâil Aleyhisselam vasıtası ile en son peygamber Hz. Muhammedsas’e, ayet ayet, bazen de sûreler halinde Arapça olarak indirilmiş, manası da lafzı da Allah’a ait ilâhi bir kitaptır; 114 sûre ve yaklaşık bir ifade ile 6666 ayetten oluşmaktadır. Âyetler doğrudan doğruya indiği Son eklenen ruyalar rüya tabiri Rüyada beyaz kıyafetli olarak hz. Ali'yi görmek Dağdan inerken kurbağadan korkup bağırdım Altın yüzük, kar, ölü hayvanlar ve bal ikram ettim Rüyamda bulaşık makinası almam ne demek devamlı dişlerim elime dökülüyor agrısız rüyam da başka kimse nı namaz kıldı nı gormek rüyada kar görmek rüyamda sigara paketini eşime verdim ruyamda sag elımın sarktıgını gordum
kuranın arapça indirilmesi ile ilgili ayetler