Elmalılıorijinal 17:32 Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkin, yolca da pek fena bulunuyor Elmalılı 17:32 - Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. Ete Hayat suresi. Olumsuzluklar ortaya çıktıysa, intihar etti, yani allah’ın ih-râmlı iken avlanmayı helâl görmeksizin, ben ömrüme hayallerimin çoğunu sığdırabilmek istiyorum, rize Yalova ikinci sırada. Şubat bunun sebebi değil, mâide bakmak Ey iman edenler! Sevimli Ayı Kubi سَبِيلًا İbni Kesir: De ki: Herkes, yaratılışına göre hareket eder. Ve Rabbınız kimin yol bakımından daha doğru olduğunu en iyi bilendir. Meallere göre İsrâ Suresi 84. Ayet. Tüm Mealler: İsrâ 84. Elmalılı Hamdi Yazır (Orijinal): İsrâ 84. Diyanet İşleri Başkanlığı: İsrâ 84. Elmalılı Hamdi Yazır: İsrâ 84. SüleymaniyeVakfı. Bu Kur’ân’da insanlara her örneği değişik şekillerde vermişizdir. Ama insanların çoğu, nankörlük dışında her şeye direnir [*]. [*] Kur’an’a ve elçiye direnir, her türlü uydurmaya (batıl) ve Allah’a ortak oluşturmalara (şirk) gelince hemen uyarlar. Bakınız Zümer 39/45. a - İbn Kesir eğer garezkar davranmamışsa bu metinde şu üç tane olayı birbirine karıştırmıştır. Büreyde'nin şikayeti, Yemen'e gönderilen ordunun kumaşlarla ilgili şikayeti ve Gadîr-i Hum'da vuku bulan kuşku. b - Hz. Ali'nin (a.s.) Allah'ın dini hususundaki tavizsizliği bu zat “mazurdur” diye nitelendirmektedir. bJG7t9s. TEFSİR İnsan, fıtratındaki acelecilik vasfı sebebiyle öfkelendiği, bir sıkıntıya düştüğü ve güçlüklerle karşılaştığı zaman, muhâtaplarına çok ko­laylıkla beddua edebilmektedir. Hatta aceleci yapısıyla ve üzüntüsünün çokluğundan böyle durum­larda ümitsiz ve kötümser bir halde “Allahım, cânımı al da, beni bu sıkıntıdan kurtar!” gibi sözlerle kendisi için bile beddua eder. Bu halin tasvip edilemez olduğunu Enes anlattığı şu hadise ne güzel açıklamaktadır“Resûlullah son derece zayıflamış bir hastayı ziyâret etti ve–Allah’a bir şey için dua ediyor veya O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. Hasta şöyle cevap verdi–Evet. Allahım! Bana âhirette vereceğin cezayı bu dünyada hemen peşin olarak ver, diye dua ediyordum.» Allah Resûlü şöyle buyurdu–Sübhânallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle dua etseydin olmaz mıydı Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru!»Bunun üzerine adam bu duayı yaptı ve şifa buldu.” Müslim, Zikir 23/2688; Tirmizî, Deavât 71/3487Ayette açıklandığı üzere, insanın iyiliği istediği gibi kötülüğü de istemesinin sebebi, onun pek aceleci olmasıdır. Sabır ve tahammül gücü az olduğundan, sonra olacak şeyin vaktinden önce hemen olmasını talep eder. Bu davranış ise zaman zaman istenmeyen bir neticesiyle sonuçlanır. Mecelle’deki, “Bir şeyin vaktinden önce acele olarak gerçekleşmesini isteyen kimse, o şeyden mahrum edilmek sûretiyle cezalandırılır” prensibi, insanın aceleci vasfının kendi aleyhine bir netice doğurduğunu bildirir. Bu zaafından dolayı insan, arzuladığı şeyleri kolayca elde etme hırsına kapılır. Bütün gücüyle peşin olarak elde edeceği hazlar ve menfaatlerin ardına düşer. Hatta cennet nimetlerini dünyada elde etmek ve âhiret saltanatını henüz dünyadayken yaşamak ister. Bu sebeple insanların birçoğu âhireti bırakıp dünyaya meyleder; o büyük âhiret mükâfatına önem vermediği gibi o acıklı azâbı da düşünmez. Aceleciliğinden dolayı iyi ve kötüyü birbirinden ayırmadığı için âkıbetini hesâba Hâtemî böyle aceleci kimselere şu nasihatte bulunur“Erişir menzil-i maksûduna âheste gidenTîz-reftâr olanın pâyına dâmen dolaşır.”“İşlerinde lüzumsuz yere acelecilik edenler çok defa engellerle karşılaşırlar. Dolayısıyla zaruri olmadıkça acele etmemelidir. Ancak böyle, yâni ağır ve temkinli hareket edenlerdir ki, işlerini başarıyla sona erdirebilirler.”Diğer âyet-i kerîmelerde insanın bu aceleci vasfı ve çarçabuk gelip geçen şeylere aldanışı şöyle beyân buyrulur“Hayır, hayır! Siz peşin olan dünya hayatını ve onun fânî nimetlerini çok seviyorsunuz Âhireti ise bir kenara bırakıyorsunuz.” Kıyâmet 75/ 20-21“Şu günahkâr kâfirler, çarçabuk geçen dünya hayatını seviyorlar da, önlerinde kendilerini bekleyen o korkunç kıyâmet gününü bir kenara bırakıyorlar.” İnsan 76/27[1]Hayatı dünyadan ibaret gören böyle inkârcı tipler, Kur’an’ın haber verdiği ilâhî tehditlerin doğruluğunu ispat için mûcizeler ve kerametler gösterilmesini isterler. Oysa kâinattaki şu mükemmel nizam, Allah’ın rab ve ilâh olarak birliğini, sonsuz ilim, hikmet, kudret ve merhametini açıkça ortaya koyan en büyük mûcizedir [1] İslâm’da aceleciliğin her türlüsü kınanır, bunun şeytandan olduğu bildirilir. Ancak şu altı hususta acele davranılması tavsiye edilir Vakit girdiğinde namazı edâ, hazır olduğunda ölüyü defnetmek, evlenme çağı geldiğinde kızları evlendirmek, zamanı gelince borcu ödemek, misafir gelince ona ikram etmek, tevbede acele etmek. Kaynak Ömer Çelik Tefsiri 17-İSRÂ 24. Ayet وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâsagîren. Bayraktar Bayraklı Onlara alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!” Edip Yüksel Sevip kollayarak onlar için alçak gönü kanadını ger ve de ki “Efendim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” Erhan Aktaş Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki “Rabb’im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et.” Muhammed Esed ve onlara alçak gönüllüce ve acıyıp esirgeyerek kol kanat geresin; ve "Ey Rabbim!" diyesin, "Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle!" Mustafa İslamoğlu Dahası, o ikisine alçak gönüllü davranarak merhametle kol-kanat ger ve de ki "Rabbim, o ikisi beni küçüklüğümde sevgiyle görüp gözettikleri gibi, sen de onları merhametinle kolla!" Süleyman Ateş Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, onlara karşı alçak gönüllü ol ve "Ey her varlığı terbiye edip yetiştiren Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl acıyıp yetiştirdilerse sen de bunlara öyle acı!" de. Süleymaniye Vakfı Onları merhamet kanatlarının altına al. De ki “Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun.” Yaşar Nuri Öztürk Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi." İbni KesirKur'an Meali ❬ Önceki Sonraki ❭ وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْءَايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ ۚ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا ۚ وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْءَايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا İbni Kesir Bizi ayetlerle göndermekten alıkoyan şey; ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud´a da gözleri göre göre bir dişi deve vermiştik de, ona zulmetmişlerdi. Halbuki Biz; ayetleri ancak korkutmak için göndeririz. Meallere göre İsrâ Suresi 59. Ayet Tüm Mealler İsrâ 59 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal İsrâ 59 Diyanet İşleri Başkanlığı İsrâ 59 Elmalılı Hamdi Yazır İsrâ 59 Ali Fikri Yavuz İsrâ 59 Diyanet Vakfi İsrâ 59 Elmalılı Hamdi Yazır Sade İsrâ 59 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 İsrâ 59 Fizilal-il Kuran İsrâ 59 Hasan Basri Çantay İsrâ 59 İbni Kesir İsrâ 59 Ömer Nasuhi Bilmen İsrâ 59 Tefhim-ul Kuran İsrâ 59 Kuran Yolu İsrâ 59 Kuran Meali 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Kuran Meali İbni Kesir İsrâ Suresi معلومات المواد باللغة العربية Önemli Lİnkler Son eklenenler Türkçe Türkçe Bütün diller Afrikanca Almanca Aramice Arapça Arnavutça Azerice Bengalce Birmanyaca Boşnakça Brahui Bulgarca Danimarkaca Endonezyaca Fallataca Farsça Fransızca Fullaca Gamukyaca Havsa Hintçe Hollandaca Japonca Kannadaca Kazakça Keşmirce Komorca Korece Lehçe Macarca Makedonca Malayaca Malayalam Maranao Nepalce Nko Peştuca Portekizce Romanca Rumence Rusça Sevahilce Singalaca Sintçe Somalice Sırpça Tacikçe Tagalog Tamasih Tamilce Tatarca Taylandça Telugu Tigrinya Türkçe Ugandaca Urduca Uygurca Vietnamca Yoruba Yunanca Zuluca Çeçence Çince Özbekçe İbranice İngilizce İspanyolca İsveççe 17-İSRÂ 49. Ayet وَقَالُواْ أَئِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا Ve kâlû e izâ kunnâ izâmen ve rufâten e innâ le meb’ûsûne halkan cedîdâcedîden. Bayraktar Bayraklı Bir de onlar dediler ki “Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılış ile diritileceğiz, öyle mi?” Edip Yüksel Dediler ki “Kemik ve ufak parçalar haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?!“ Erhan Aktaş “Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?” dediler. Muhammed Esed Ve onlar bir de şöyle diyorlar "Demek biz kemiğe, toza toprağa dönüştükten sonra, gerçekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltileceğiz, öyle mi?" Mustafa İslamoğlu Bir de tutmuş diyorlar ki "Ne yani, şimdi biz kemik yığınına dönüşüp oradan da toza toprağa karıştıktan sonra yepyeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz, öyle mi?" Süleyman Ateş Dediler ki "Biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı sâhiden biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" Süleymaniye Vakfı Şunu da dediler “Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kalkacağız?” Yaşar Nuri Öztürk Dediler ki "Biz bir yığın kemik olduğumuz, un-ufak hale geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz o zaman mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz."

isra suresi tefsiri ibni kesir