Eşlerindaha önce cinsel temasta bulunmamış olması hükmü değiştirmez. Evli olmayanlar arasında veya yabancı bir kadına zina isnadında bulunulması halinde mulâane yoluna gidilemez. Bir erkek, yabancı bir kadına zina isnadında bulunduktan sonra onunla evlense, kendisine yalnız kazif cezası gerekir, Liân uygulanmaz. 2. s2YX2. Evli kadınla zina yapanın günahı nedir? sorusunu cevaplayan Nihat Hatipoğlu bakın hangi açıklamalarda bulundu. ATV'de Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nun izleyici sorularını cevapladığı programa Gaziantep'ten telefonla bağlanan bir kişi zina yaptığı kadının evli olduğunu öğrendiğini, bu durumdan çok rahatsız olduğunu ve ne yapması gerektiğini sordu. İşte Nihat Hatipoğlu'nun cevabı... atak1 ; Eşim beni başka bir; erkekle aldattı; bu durumda nikahımız düştümü? Tekrar nikah yapmamız gerekirmi..... ​Zinaya yaklaşmayın! O; hayâsızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur. İsra 32 Erkek ve Kadın ; Nikah kıyılıp evlendikten sonra kocasının nikahında iken; yabancı kocasından başka bir erkekle zina ederlerse ..... 1- Nikah bağı kopar. 2- Erkek ben razıyım , karımı affettim, bir daha yapmayacak vs diyerek evli kalmaya devem etmek istese de evli kalamaz. Kadının zina yapması aradaki tüm bağı koparmıştır. Çünkü kadın namustur. Erkek üstün kılınmış ve talak yetkisi de kocadadır. Eğer zina anının 4 şahidi yoksa cezası ahirete kalır ve erkek istemesede boşanmış olurlar, nikah düşer. Şahidler mevcud ise,hadlerin uygulanabildiği İslam devletinde kadın recm edilir. Eğer erkek; kadının zina yapmasını şahidler üzerinde isbatlayamaz ise o zaman “Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahid getirin. Eğer şahidlik ederlerse onları evlere kapatın. Bu, ölüm canlarını alıncaya, ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar böyle gitsin.” Nisa 15 "-Hanımlarına zina isnad edib de, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutub yemin etmesiyle olur. - Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. - Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahidlik etmesi, - Beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır." Nur suresi 6 - 9. ayetler Bu ayetin tefsirinde şunlar açıklanmıştır Ayrıca karısının zina ettiğini iddia eden, bunu da ispat edemeyen bir erkeğe sopa vurup bırakmak problemi çözmez, bundan sonra aile hayatının düzenli yürümesi imkânsız hale gelir. Bu sebeble zina suçlaması kocadan gelirse farklı hüküm ve mueyyidelere ihtiyaç vardır, ilgili âyetler bu ihtiyaca cevab vermektedir. Ayrıca kazf suçu ile ilgili âyetler gelince birçok kimsenin zihninde sorular oluşmuş, bunu gelip Peygamber'e açmışlardır. Bu cümleden olarak Sa'd b. Ubâde "Yâ Rasûlallah, karımla bir erkeği yakaladığım zaman dört şahid bulacağım diye onları bırakır mıyım? Vallahi sorgusuz sualsiz kafasını uçururum!" demiş ve şu cevabı almıştır "Sa'd'ın kıskançlığı ve namusuna düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım, Allah da benden daha kıskançtır" Buhârî, "Nikâh", 107; "Hudûd", 40 İbnu Mes'ud anlatıyor "Rasulullah işittim, şöyle diyordu "Allah'dan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebebdendir ki, fevâhişin fahişenin çoğulu Fâhişe, gerek söz ve gerekse fiille icra edilen her çeşit çirkin fiildir açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebebdendir ki nefsini medhetmiştir." Buhârî, Nikâh 107, Tefsir, En'âm 7, Tefsir A'raf 1, Tevhid 15; Muslim, Tevbe 33, 2760; Tirmizî, Daâvât 97, 3520 Ebû Hurayra anlatıyor "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Allah kıskançtır, mu'min de kıskançtır. Allah'ın kıskanması, mu'minin Allah'ın haram ettiği şeyi yapmasıdır." Buhârî, Nikâh107, Muslim, Tevbe 36, 2761; Tirmizî, Radâ 14, 1168 Hilâl b. Umeyye, Peygamberimize gelerek Şerik isimli birisi ile karısının zina ettiğini iddia etmiş, o da dört şahid getirmezse kendisine iftira cezası vereceğini bildirmişti, Hilâl, "Ey Allah'ın elçisi, bir kimse karısının üzerinde bir erkek görürse şahid arar mı?" diye savunma yapmışsa da Peygamberimiz "Ya dört şahid veya sırtına sopa" diyerek ısrar etmişti. Hilâl doğru söylediğini ifade ederek işi Allah'a bıraktı, O'nun vahiy ile durumu aydınlatacağı ümidini dile getirdi, arkasından da mulâane lânetleşme âyeti diye anılan âyetler geldi. Ebû Dâvûd, "Talâk", 27 Ashab-ı kiramdan Hilâl b. Umeyye hanımına zina isnadında bulununca Rasulullah dört şahidle bunu isbat etmesini, aksi halde zina iftirası cezası kazif uygulanacağını bildirdi. Bunu bir kaç defa daha tekrar etti. Hilâl b. Umeyye şöyle dedi "Ey Allah'ın Rasulu; bizden birimiz karısını bir erkekle zina halinde görüyor; delil istiyorsunuz. Seni hak olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben doğru söylüyorum. Şuna inanıyorum ki, Allah, benim sırtımı bu dayaktan kurtaracak şeyi sana indirecektir" Buhârî, Şehâdât, 21, Tefsîru Sûre 24/3, Talâk, 28; Muslim, Liân, II; Ebû Dâvud, Talâk, 27; Ahmet b. Hanbel, Musned, I, 273, III, 142. Bu olay üzerine aşağıdaki "mulâane ayeti" indi. "Hanımlarına zina isnad edib de, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutub yemin etmesiyle olur. Beşinci defasında, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını diler. Kadının da kocasının yalancılardan olduğuna dair, Allah'ı dört defa şahid tutup yemin etmesi, cezayı kendisinden kaldırır. Beşinci defasında; kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler" Nûr, 6-9. Ayetin ilk uygulaması Hilâl ailesi üzerinde oldu. Peygamber, Hilâl'i çağırdı. Hilâl, doğru söylediğine dair, dört defa Allah'ı şahid tutub, beşincide, eğer yalan söylüyorsa, Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını istedi. Sonra karısı getirtilerek, o da aynı şekilde yemin etti. Beşincide, eğer kocası doğru söylüyorsa, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diledi. Allah'ın elçisi sonra onların arasını ayırdı. eş-Şevkânî, Neylul-Evtâr, 1250 H, VI, 268. Liân ayetinin Uveymir el-Aclânî ve zina isnadında bulunduğu hanımı hakkında indiği de rivayet edilmiştir. Ayetin hükmünün, önce Hilâl ailesine ikinci olarak da Uveymir ailesine uygulandığı görüşü daha sağlam görünmektedir. eş-Şevkânî, Neylul-Evtâr, VI, 268 Yalan ve iftirayı engellemek maksadıyla öngörülen manevî mueyyidelere ek olarak lânetleşmenin camide yapılması uygun görülmüş, böylece alenilik de sağlanmıştır. Aksini de caiz gören ictihadlar bulunmakla beraber mulâaneye, âyetteki sıraya göre önce erkek başlar, Allah'ı şahid tutarak, karısını açık ve seçik bir şekilde zina ederken gördüğünü dört defa söyler, beşincisinde "Eğer yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" der. Sonra karısı dört kere, Allah'ı şahid tutarak kocasının yalan söylediğini ifade eder, beşincisinde "Eğer o doğru söylüyorsa Allah'ın gazabına uğrayayım" der. Hâkim ve dinleyici topluluk huzurunda bu yeminleşme yapılınca bazı muctehidlere göre evlilik bağı da çözülmüş olur. Bazı ictihadlara göre ise tarafları hâkim karar vererek ayırır, evliliği sona erdirir. Mulâane yoluyla ayrılmış bulunan çiftin tekrar evliliğe dönmelerinin caiz olup olmadığı konusunda da farklı ictihadlar vardır. Dört ay veya daha fazla belirli bir zaman ile kayıtlı buluna i'lâ', bu sürenin sona ermesiyle hükümsüz kalır. Sadece talâk-ı bâin vaki' olur. Esbab-ı Nuzul ; Nur suresi 6 - tefsiri "Çoğu ulema, bir adamın kansının veya bir kocanın karısının zina etmesi halinde nikâhın fesh olmayacağı üzerine ittifak etmişlerdir. Zina, gerek zifaftan önce gerekse de sonra olsun nikâh fesh olunmaz. Çünkü erkeğin, kadın aleyhindeki zina davası kesinleşmemiştir. Eğer bununla nikâhın fesh olunması mümkün olursa, mucerred zina iddiasıyla rıza ile fesholma durumunda olduğu gibi fesholurdu. Çünkü bu hırsızlık gibi İslâm'dan çıkarmayıcı bir ma'siyet günahtır. Yâni zina yaptığını kadın itiraf etmiyor, sadece koca iddia ediyorsa Ancak lian durumunda fesh gerekli olur. Çünkü karşılıklı lânetleşmişlerdir. Ancak zina yaptığı sabit olmamıştır. Peygamber kadına kazf edene haddi vacib kılmıştır. Lian vaki olduğu zaman fesih de vaki olur. İmam Ahmed, erkeğin zina eden karısından ayrılmasının mustehab olduğunu söyler "Erkeğin böyle bir kadını nikâhı altında tutmasını hoş görmüyorum" demiştir. "Çünkü bu kadına yatağı ifsad edib etmeyeceği hususunda artık güven duyulmaz. Erkeğin olmayan bir çocuğu ona nisbet edebilir." İmam Ahmed, “koca bu durumda karısı üç âdet süresi temizlenmeden onunla cinsî ilişkide bulunmaz” demiştir. Daha önce geçen "Allah'a ve ahirat gününe iman eden bir kimseye kendi suyunun başkasının ekinini sulaması helâl olmaz." Tirmizî, Ruveyfi'den rivayet etmiştir. Hasen'dir. Yalnız "başkasının ekini" yerine "başkasının çocuğu" ifadesiyle rivayet edilmiştir. Ebu Dâvud "başkasının ekini" ifadesiyle rivayet etmiştir hadîsini delil olarak kabul eder. İbn Kudâme, el-Muğni, VI, 603 el-Muğni, VI, 603 vd Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C. 9, Sf 121 Karısının zina yaptığına dâir dört şahid getiremeyen erkek, karısının zina yaptığını kanıtlayamadığından, nikahın feshi ancak liân ile meydana gelir. “İffetli kadınlara zina suçu atan, sonra dört şahid getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” Nur 4 Karısının kızının İslam'a, hanım efendisine yakışmayan hareketlerine göz yuman, yaptıran, ses çıkarmayana ise Deyyus denmektedir Abdullah ibni Ömer şöyle dedi “Rasulullah şöyle buyurdu Üç sınıf insana Allah cenneti haram kılmıştır 1 İçki mubtelası, 2 Anne ve babasına kötülük eden ve 3 Âilesinde fuhşa göz yuman deyyus’ buyurdu.” Ahmed Hanbel Musned 2/69, Albânî Sahihu’l-Cami 3533 Deyyus hakkında bir diğer hadis şöyledir "Üç sınıf insan cennete giremez. Bunlar; 1. Deyyûs, 2. Kadın olduğu halde erkeğe benzemeye özenen, 3. Ayyaş içki düşkünü, devamlı içki içen kimsedir." Ashâb-ı kiram "Yâ Rasûlallah, ayyaşın kim olduğunu anladık ama deyyûs kimdir?" dediler. Rasulullah "Ehl-i beytinin ev halkının yanına giren-çıkana aldırış etmeyendir." buyurdu. "Kadının erkekleşmesi nedir?" suâline ise; "Erkeklere benzemeye özenmesidir." diye cevap verdiler. Et-Terğîb ve't-Terhîb, 3/106-7 Ahmed bin Hanbel, Neseî ve Hâkim rivayet ettiler -ve Hâkim de bu rivayetin senedinin sahih olduğunu söylemiştir- ki; Rasûlullah şöyle buyurmuştur "Üç kişi vardır ki, ALLAH, onlara cenneti haram kılmıştır Devamlı içki içen, ana-babasına eziyet eden ve ailesinin fuhuş yapmasını onaylayan deyyus." Ahmed bin Hanbel Musned 2/63 Taberânî, sahih bir senedle rivayet etmiştir ki, Rasûlullah şöyle buyurmuştur "Üç kişi vardır ki ebediyyen cennete giremezler Deyyus, erkekleşen kadınlar ve devamlı içki içen." Dediler ki "Ey ALLAH´ın Rasulu! Devamlı içki içeni bildik. Peki ya deyyus nedir?" Buyurdu ki "Ailesinin yanına kimin girdiğine zina ettiğine aldırış etmez." Denildi ki "Erkekleşen kadınlar nedir?" Buyurdu ki "Erkeklere benzeyen kadındır." Taberâni Hafız Munzirî "Bu hadîsin senedinde geçen ravilerden cerhedilmiş bir kimsenin var olduğunu bilmiyorum" demiştir. 5839 - İbnu Ömer radıyallahu anhuma anlatıyor "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Üç kişi vardır, kıyâmet günü Allah onlara nazar etmez Anne ve babasının hukukuna riâyet etmeyen kimse, erkekleşen kadın ve deyyus kimse." Nesâî, Zekât 69, hadis no 5, 80 Sâlim b. Abdullah babasından naklederek şöyle demiştir. Rasûlullah şöyle buyurdu “Üç kişi vardır ki Allah kıyamet günü onların yüzüne bakmaz 1- Anne babasına isyan edenler. 2- Erkeklere benzemeye çalışan kadınlar. 3- Eş ve ailesini kıskanmayan deyyus erkekler. Üç gurub daha vardır ki onlar da Cennete giremez 1- Ana babaya asi olanlar. 2- Devamlı içki içenler. 3- Verdiğini başa kakanlar. Nesai, Zekat, bab 69, hadis no 2515; Ahmed bin Hanbel , Musned 2539; İbn Mâce, Ticaret 30 Hanımının kendi iradesiyle zina yaptığını gördüğü / bildiği halde ondan razı olan, bu durumu içine sindiren, yukarıdaki hadis-i şeriflerde izah edildiği gibi kendisine cennetin haram kılındığı Deyyus'tur ki, cehennemlik kişinin nikahı da olmaz. 3- Erkek zina yaparsa nikah bağı kopmaz; fakat zina anının 4 şahidi yoksa cezası ahirete kalır. Şahidler mevcud ise hadlerin uygulanabildiği İslam devletinde erkek recm edilir. 4- Evli bir kadın zina yapmış ise; koca buna sebeb olduğu kadar "zinaya yaklaştıracak" tüm sebebler ; misal Kadının cinsi ihtiyacını gidermek ; işte çalışıyor ise iş ortamı, tesettürü, ve genel tedbirler alınarak zinaya ortam hazırlanmamalıdır. günahkardır. Eğer koca tüm fitnelere sebeb olacak önlemleri almış, buna rağmen kadın zina edebilmiş ise koca günahkar değildir. Fakat yine de evli kalamazlar. “Ey îman edenler! Gerek kendinizi, gerek âilenizi öyle bir ateşten koruyunuz ki, onun Ateşin yakacağı insanlar ve taştır.” Talak Suresi, 6 Rasullullâh şöyle buyurmuştur “Sizin üzerinizde onların Karılarınızın mâruf şekilde yiyecek ve giyecek hakları vardır.” Muslim Rasullullâh şöyle buyurmuştur "Erkek, ev halkının çobanıdır. Ve, güttüğü şeyden sorumludur. Buhari, Muslim Lisânul'arab'ta; kelimenin aslının yumuşatma, zelil kılma anlamına geldiği söylendikten sonra "deyyûs"un terim olarak, kendi ehli karısı ve yakınları için "kavvâd"lik yapan, yani başkalarının onlarla buluşmasına aracılik eden ve ehlini kıskanmayan kimse olduğu anlatılır "Deyyûs" ve "deybûs" gözü önünde başka erkeklerin mahramlerinin yanına girdiği kimsedir. Bu tavırla o, sanki nefsine bunu yumuşatmış, ikna etmiş ve onu zelil kılmış demektir. Yani kelimenin aslıyla irtibatı budur.İbn Manzûr, Lisânu'l-Arab, "De-ye-se" md. "Üç kimse vardır ki, Kıyâmet günü Allah onların tarafına bakmaz; Anne-Babasına âsî olan çocuk, erkeğe benzemeye çalışan kadın ve deyyûs" Nesâi, zekât 69; Ahmed N/134 Ibnu'l-Esîr de bu hadis hakkında "Cennet deyyûsa haram kılınmıştır." anlamında bir hadîs nakleder. Aynı hadîs Lisânu'l Arab'in yine işaret edilen maddesinde de vardır. Bu tariflerden sonra "deyyûs" kelimesinin "kavvâd" ile eş anlamlı olarak, çok ağır bir manaya gelen büyük bir hakaret sözü olduğu, ehlini bizzat namussuzluğa iten veya gitmelerine göz yuman anlamı taşıdığı anlaşılmış oldu. “Bir kadın, Ömer geliyor. Ömer in yanında Kâb Bin Suur vardı. Kadın Ya Emire'l Mu’minin! Benim kocam gündüz oruç tutar, gece ibadet yapar ve ben onu, şikayet etmeyi iyi görmüyorum. Ömer senin kocan ne güzel adamdır’ diyor. Kadın, bu sözünü defalarca tekrarlıyor ve Ömer ilk sözünden fazla bir şey ilave etmiyor. Ömer yanında bulunan Kâb diyor ki Ya Emîre'l Mu’minin! bu kadın, döşeğinden kocasının kaçtığını veya gelmediğini şikayet ediyor. Bunun üzerine Ömer bu kadının sözünün işaretini anladığın gibi, karı ile koca arasında hükmü sen ver diyor. Erkek, ibâdete teşvik eden âyetlerin tesiriyle ibadete devam ettiğini ve karısı da bu sebebten şikayetçi olduğunu söylüyor. Kâb kadının ve erkeğin ifadelerini dinledikten sonra şöyle demiştir “Şubhesiz bu kadının senin üzerinde hakkı vardır, ey adam! Bu kadının her dört günde bir nasibi vardır. Ey akıl sahibi adam! “Binaenaleyh bu kadının hakkını böylece yerine getir ve kendindeki hakkı olan karını ihmal hastalığını bırak!” Bunun üzerine Ömer Bu hükmü nereden çıkardın? diye Kâb’e soruyor! Kâb Allah’u Teâla hür olan erkek için dört kadın olmasını mubah kılmıştır. Binâenaleyh her kadının her dört günde bir gün bir gece hakkı vardır. Bu hüküm karşısında Ömer Hayret ediyor ve Kâb’ı Basra Hâkimi olarak tayin ediyor. Aynul İlim, C. 1, Sf 240 Sonuç olarak; "Evli olduğu halde iken zina eden kadının kadın zina ettiğini itiraf etmesi yada zina olayını 4 şahidin alenen görmesi nikahı bazı muctehidlerce "koca kabul ediyor ve kadın tevbe ediyor ise nikah devam eder" demek olsa da; Bizim görüşümüz ise "diğer muctehidlerin görüşü yani yukarıdaki açıklanan delillerle koca karısının zina etmesine ; tevbe etti çok pişman oldu, çok seviyorum ben razıyım vs. diyerek evli kalmaya devam etmek istesede nikah düşer" diyen Şeyh Hasan Karakaya görüştür." Had uygulanması ise; Kadının bizzat itirafı veya 4 şahidin hakim kadı huzurunda hazır bulunmasıyla İslam kanunlarının uygulandığu Darul İslamda mümkün olur. İslam devleti olmadığından şeriat kanunlarını reddeden tağuti ülkelerde hadler uygulanamadığından diğer had gerektiren günahlar gibi cezası ahirete kalmaktadır. Eğer kadın itiraf etmiyor ve koca zina olayından şüphelenerek mahkemeye başvuruyor ise "şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur" Nisa 15; Nur 6 ayetiyle iki taraf lian hükmü gereğince önce erkek başlar, Allah'ı şahid tutarak, karısını açık ve seçik bir şekilde zina ederken gördüğünü dört defa söyler, beşincisinde "Eğer yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" der. Sonra karısı dört kere, Allah'ı şahid tutarak kocasının yalan söylediğini ifade eder, beşincisinde "Eğer o doğru söylüyorsa Allah'ın gazabına uğrayayım" der. Hâkim ve dinleyici topluluk huzurunda bu yeminleşme yapılınca bazı muctehidlere göre evlilik bağı da çözülmüş olur. ali_1405;195660' Alıntı Esselâmu aleykum verdiğiniz bu ilmi bilgilerden dolayı razı istediğim bir husus sebebini ve delilini öğrenmek istediğim için soruyorum;Evliyken zina yapanın erkek olması halinde nikahın devam edeceği fakat kadın olması durumunda ise kadının namus olduğu bilgisinden yola çıkarak bu nikah bağının kopacağı konusundaki kaynaklarınızı belirtebilir misiniz ya da buna sebep olan kadının namusu ve erkeğin namusu farkı gibi konuların delillerini sunabilir misiniz?Allah şimdiden razı "Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi kimse görmese de namuslarını koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve bunlarla yola gelmezlerse dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür." Nisa 34 "Zina eden erkek, ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir erkek evlenebilir. Bu tür evlilikler mu'minlere yasaklanmıştır." Nur 3 Bu ayetin nuzul sebebi Mersed b. Ebi Mersed adında biri Mekke'den Medine'ye bazı esirler taşıyordu Esirlerden maksat, kendi imkânları ile hicret edemeyen ve muşrikler tarafından Mekke'de alıkonulan güçsüz mu'minler olabilir. Mekke'de Inak adında bir fahişe vardı. Bu kadın Mersed'in dostuydu. Mersed Mekke'de bir esire, kendisini Medine'ye taşımaya söz vermişti. Mersed diyor ki, mehtaplı bir gecede Mekke'deki duvarlardan birinin gölgesine gelmiştim. O sırada Inak geldi ve duvarın dibindeki karartıyı farketti. Biraz daha yaklaşınca beni tanıdı. "Sen Mersed misin?" dedi. "Evet" dedim. "Merhaba, hoş geldin, haydi geceyi bizde geçirelim" dedi. Ben de "ey Inak, Allah zinayı haram etti" dedim. Bunun üzerine "Ey çadırdakiler, bu adam esirlerinizi kaçırıyor" diye bağırdı. Sekiz adam peşime düştü. Ben bir bahçeye girdim,bir mağara veya oyuk karşıma çıktı. Ben de girdim. Beni kovalayanlar da geldiler, hatta başımda dikildiler. Sonra üstüme işediler, sidikleri başıma dökülüyordu. Fakat yüce Allah beni görmelerine engel oldu. Sonra geri döndüler. Ben de arkadaşımın yanma döndüm ve onu götürdüm. Ağır birisiydi Izhır denilen yere gelince iplerini çözdüm. Nihayet onun da yardımıyla kendisini Medine'ye getirebildim. Daha sonra Peygamberin -salât ve selâm üzerine olsun- yanına gidip "Ya Rasulullah Inakı nikahlayayım mı?" dedim. Bu soruyu iki defa sustu ve herhangi bir şey söylemedi. Sonra şu ayet indi "Zina eden erkek, ancak zina eden ya dâ Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir erkek tür evlilikler mu'minlere yasaklanmıştır." Bunun üzerine Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- "Zina eden bir erkek ancak zina eden veya muşrik olan bir kadınla evlenebilir. Onunla evlenme" buyurdu. Ebu Davud, Nesai ve Tumizi rivayet etmişlerdir "-Hanımlarına zina isnad edip te, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur. - Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. - Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahidlik etmesi, - Beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır." Nur suresi 6 - 9. ayetler "Hanımlarına zina isnad edenler"den bahseden ayetlerde, "kocalarına zina isnad edenler" diye bir ayet inmemiştir. Bu kocalar zina yaparsa normaldir, haram değildir anlamına gelmemektedir. Fakat aşağıdaki hadisi okuduğumuzda bunun illetini ve hukmunu görmüş oluyoruz. Karısının Zina yaptığına şahid olmasına rağmen veya kadının itiraf edederk, gerekirse pişmanlığını belirtsede 4 şahid bulamayan koca, karısını boşamak için lanetleşiyor ve "eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş olurum." diyerek boşuyor ise; Karısının zina yaptığını bilen, karısı itiraf eden bir adam, karısını hala ben nikahta tutuyorum demesi hem zulum, hem de hadisde geçtiği gibi deyyusluktur! Sehl bin Sa'd diyor ki "Uveymir adında bir kişi, Adan oğullarının efendisi olan Âsim geldi ve ona, "Karısını başka bir erkekle yakalayan bir kişi için ne diyorsunuz? O onu öldürür siz de onu öldürür müsünüz? Yoksa ne yaparsınız? Bu meseleyi benim için Rasulullah'tan sor." dedi. Âsim, Rasulullah'a geldi ve ona "Ey Allah'ın Rasulu" dedi. Rasulullah, kendisine mesele sorulmasını hoş karşılamadı. Uveymir ise Âsım'a gelip meselenin ne olduğunu sordu. Âsim da "Rasulullah, meselenin kendisine sorulmasını hoş karşılamadı ve bunu ayıpladı." dedi. Uveymir "Allaha yemin olsun ki ben bunu Rasulullah'a sormaktan vazgeçmem." dedi. Ve Rasulullah'a gelip "Ey Allah'ın Rasulu, bir erkek, karısını başka bir erkekle yakalarsa ne yapmalıdır?" O, o erkeği öldürür siz de onu mu öldürürsünüz? Yoksa ne yapmalıdır?" dedi. Rasulullah "Allah senin hakkında da eşin hakkında da âyet indirdi." dedi ve Allah, Kur'an-ı Kerim'de isimlendirdiği şekilde "Mulaane" yapmalarını emretti." Erkek, kadınıyla Mulaane yaptı ve sonra "Ey Allahın Rasulu, eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş iftira atmış olurum." dedi ve kadını boşadı. Bu boşama, bundan sonra yapılan "Mulaane"ler için ömek uygulama oldu. Buhari, K. tefsir el-Kur'an, sure 24, bab l ; Fethu'l Bari C. 9 - 10 s. 595 , 394-395 , Hadis No4745 - 5259 Taberi tefsiri Nur suresi 6-10. Ayet tefsirleri Denildiğine göre daha önce geçen ve muhsan hanımlara zina iftirasında bulunan kimseler hakkındaki âyet-i kerîme nazil olunca ve bu âyet zahiri itibariyle gerek kocaları, gerekse de başkalarını kapsadığından dolayı Sa'd b. Muâz dedi ki; "Ey Allah'ın Rasûlu! Ben hanımımla birlikte bir adamı göreceğim de gidip dört şahid getirinceye kadar ona muhlet vereceğim öyle mi? Allah'a yemin ederim korkutmak maksadıyla kılıcın eniyte değil de keskin tarafıyla öldürmek kastıyla vururum". Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu "Siz Sa'd'ın bu derece kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Elbette -ki ben ondan daha kıskancım, yüce Allah ise benden de kıskançtır. " Buharî, Hudûd 40, Tevhid 20; Muslim, Liân İĞ, 17; Dârimî, Nikâh 37; Musned, IV, sözü geçen bu şahıs, Sad b. Muâz değil, Sa'd b. Ubâde'dir Sa'd'in söylediği sözler ile ilgili farklı rivayetler gelmiş ise de manaları buna yakındır. Daha sonra da Hilal b. Umeyye el-Vâkifî geldi ve hanımının Şerik b. Sahmâ el-Belevî ile -belirttiğimiz üzere- zina ettiğini ileri sürdü. Peygamber ona kazf haddi vurmayı kararlaştırdı ise de bunun üzerine bu âyet-i kerîmeler nazil oldu. Rasulullah onları mescidde bir araya getirdi ve lanetleştiler. Beşinci şahidlik esnasında kadın kendisine öğütler verilip de Eğer yalan söylüyor isen artık bu, ilâhî azabı gerektirecek bir ifadedir denilince, tereddut etti. Sonra da Ben bu günden itibaren artık kavmimi rezil edemem dedi ve lanetleşmeyi tamamladı. Rasûlullah da onları "birbirinden ayırdı". Daha sonra o kadın -istenilmeyen vasıflarda- teni siyah, beyaza çalan deveyi andıran bir çocuk doğurdu. Bundan sonra bu oğlu Mısır'a emir oldu ve babasının kim olduğunu bilmiyordu. Yine Uveymir b. Eşkar el-Aclânî gelerek hanımının zina ettiğini ileri sürdü ve lanetleşti. Meşhur olan ise Hilal'in başından geçen olayın daha önce meydana geldiği ve âyetin nüzul sebebini teşkil ettiğidir. Bir görüşe göre de Uveymir b. Eşkar'ın başından geçen olay daha önce olmuştur. Bu da hadis imamlarının rivayet ettikleri meşhur bir hadistir. Uveymir h. Eşkan el-Adânî'nin başından geçen bu olaya dair rivayetler için bk. Buhârî, Tefsir 24. sûre 1T Talak 4, 29, hisâm 5; Muslim, Liân 1; Ebu Dâuûd, Talâk 27; Nesâi, Talak 7, 35; İbn Mâce, Talâk 27; Dârimî, Nikâh 39; Muvatta', Talâk 34; Musned,v, 334, 336, 337 Ebu Abdullah b. Ebi Sufra dedi ki Doğru olan hanımının zina ettiğini ileri süren Uveymir olduğudur. El cami'u li Ahkami'l Kur'an, Kurtubi Tefsiri Nur suresi 3-10 ayetler tefsiri Bir adam evine girdiğinde karısı veya mahremi olan bir kadınla bir erkeği zina ederken bulup adamı öldürse, bu onun için helâldir ve onun hakkında kısas gerekmez. ed-Durru'l-Muhtâr, III, 197, V, 397 Bu aynı zamanda Hanbelî, Şafiî ve Maliki'lerin de görüşüdür. el-Muğnî, VIII, 332; el-Muhezzeb, II, 225; eş-Şerhu'l Kebîr, IV, 357. Kadın da kendi isteği ile zina etmiş ise, Hanefî ve Hanbeli'lere göre koca, her ikisini de öldürebilir. Eğer yabancı erkek kadını zinaya zorlamışsa ve bağırmak, vurmak gibi bir yolla kurtulma imkânı da bulunmuyorsa, kadının adamı öldürme hakkı vardır. Adamın kanı hederdir, o yüzden bir ceza gerekmez. Bir adamı kendisine helâl olmayan bir kadına tecavüze çalışırken yakalayan kişi, bağırmak, vurmak gibi silahtan daha hafif bir şeyle vazgeçiremeyeceğini bildiği takdirde öldürebilir. Ama bu gibi bir yolla vazgeçecek olsa artık onu öldürmek helâl değildir. İslam Fıkhı, Vehbe Zuhayli, c. 8, sf 16 Rasullullâh şöyle buyurmuştur "Erkek, ev halkının çobanıdır. Ve, güttüğü şeyden sorumludur. Buhari, Muslim İlgili Konu Bekarken Zina Yapan Kadının Evlendikten Sonraki Tevbesinin Durumu Murtedin Tevbesinin Hükmü ve Geçmişe Dönük Haddin Tatbiki GÜNAHTAN TEVBENİN ŞARTLARI *MeleK* Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım 1 Evli Bir Erkek Zina Yaparsa Eşiyle Nikahı Düşer mi? zina yapmak nikahı bozarmı zina edenin nikahı düşermi zina etmek nikahı tazeletmeyi gerektirirmi Günümüz de zina eden erkeklerin sayısı ne yazık ki azımsanmıyacak kadar fazladır. Bu zina içeren ilişkiler bazen bir kaçamak gibi görülsede bazen evlilikleri yıkmaya kadar götürebiliyor. Zina eden erkekler bundan dolayı pişmanlık yaşayabilir ve Allah'ın o sonsuz rahmetinden tövbe ederek af dilelebilir. ne mutlu k yanlışından dönüp tövbe eden kişilere... Allah'ın rahmeti ve merhameti tüm pişman olup tövbe edip ıslah olan müslümanların üstüne olsun. Yaptığı işin yanlış olduğunu anlamadan yada bile bile yanlışına devam edenleride Rabbim ıslah etsin. Evli iken zina yapan erkeklerin eşleri ile nikahlarının düşüp düşmediği ve tekrar nikah tazelenmesi gerekip gerekmediği konusun da sizlere merak ettiğiniz dini bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Evli bir erkeğin nikahsız olarak başka bir kadınla birlikte olması zinadır. Zina da büyük günahlardan biridir. Değil o işi yapmak, ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır *Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. İsra, 17/32 Erkek büyük bir günah işlemiştir ama bu büyük günahın nikahına bir zararı yoktur. Yaptığı bu kötü işten dolayı tevbe eder, Allah'tan bağışlanma diler, eşi de evliliğe devam etmek isterse yeni bir nikah kıymadan evliliklerine devam ederler. Moderatör tarafında düzenlendi 26 Eylül 2018 6 Fetva bu değil aslında yüreği yanmış öyle konuşuyor muhtemelen, Fetvayı din hususunda âlimler verir buna olsa olsa serzeniş deriz “E” Rumuzlu okuyucumuz “Büyük günah işleyen birisi dinden çıkmış olur mu, evli ise nikâhı düşer mi? Nikâh tazeletmesi gerekir mi?” Adına kebâir de denilen; adam öldürmek, kumar oynamak, içki içmek, anneye ve babaya âsi olmak, zinâ yapmak, iftirâ atmak, gıybet yapmak, yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, yalancı şahitliği yapmak, hırsızlık yapmak… vs. gibi büyük günahlar hiç şüphesiz hem toplum hayatı açısından, hem de kişinin îman ve ibadet hayatı açısından çok vahim sonuçlar doğuran ve aynı zamanda seyyiât olarak da bilinen, kötülüğü herkesçe teslim edilmiş davranış şekilleridir. Kimisi bazen bir aile faciasına, kimisi bazen bir toplumun topyekûn manevî buhran ve mahviyetine kadar götüren, ama her birisi muhakkak fertlerin ahlâkî dejenerasyonuna sebep olan büyük günahların en ortak ve en dehşetli özelliği; her birisinde küfre gidecek bir yolun bulunması, tevbe ve istiğfar edilmediği takdirde bir manevî yılan gibi kalbi ısırması ve kalbi siyahlandırmaya başlaması, hattâ siyahlandıra siyahlandıra tâ îmân nûrunu çıkarıncaya kadar kalbi katılaştırmasıdır. Kalp günah işleye işleye letâfetini kaybettiği ve katılaştığı takdirde, günah yazan meleklerin varlığı kendisini rahatsız eder, Cehennem’in inkârına doğru içinde şeytânî bir vesvese ve meyil oluşmaya başlar. Cehennemin olmadığına dâir içinde küçük bir şüphe belirse veya bir demagoji dinlese, buna büyük bir burhan ve delil gibi sarılmak ister ve Allah muhafaza küfre kadar kendisini sürükler Fakat; büyük günah işlemiş olan birisi, Allah’ın haram dediklerini haram bildiği, öylece iman ettiği ve inkâra yeltenmediği takdirde mü’mindir; dinden çıkmaz; dinden çıkmadığı için nikâhı düşmez. Nikâhı düşmediği için nikâh tazeletmesine gerek yoktur. Çünkü nikâhı sahihtir. Bu mes’ele geçmişte Mutezile mezhebi ile ehl-i Sünnet mezhepleri arasında çok münakaşa konusu olmuş; Mutezile mezhebi, büyük günah işleyen birisinin iman dairesinden çıkacağına hükmetmiş; ancak bu hüküm ehl-i Sünnet mezheplerince eleştirilmiş, itibar edilmemiş, yanlış ve isâbetsiz görülmüştür. Meselâ, İmam-ı Azam, Fıkh’ul-Ebsat adlı eserinde günah işleyenlerin kâfir olduğu iddiâsını reddetmiştir. Bedîüzzaman Hazretleri de, “Bir günah-ı kebîre ile îmandan çıkmadığı gibi; şems garbtan tulû etmediğinden tevbe kapısı açıktır”2 diyerek, Mutezile’nin hükmünün isâbetsiz olduğunu kaydetmiş ve günah-ı kebîre işleyenin nasıl mü’min kalacağını insanın yaratılış özelliklerine inerek îzah etmiştir. Bediüzzaman ra, insanda hissiyât gâlip olsa aklın muhakemesini dinlemeyeceğini, heves ve vehmin insanda hükmedeceğini; his, heves ve vehmin ise hâzır bir lezzeti Cennet’teki gâyet büyük bir mükâfâta tercih ettiğini; hazır bir sıkıntıdan, ilerideki Cehennem azabından ziyade çekindiğini; çünkü tevehhümün, his ve hevesin ileriyi görmediğini, nefis de yardım ettiği takdirde îmân mahalli olan kalp ve aklın susacağını ve mağlûp olacağını; bu durumda büyük günahları işlemenin “îmansızlıktan” gelmediğini; his ve hevesin galebesiyle, aklın ve kalbin mağlûbiyetinden ileri geldiğini beyan ve ispat Eskiden beri büyük günah işleyenlerin, ne olur ne olmaz diyerek nikâh tazeletme yoluna gitmeleri, Mutezilenin bu yanlış hükmünden, bir şuur altı tezahürü olarak kaldığı söylenebilir. Ancak yanlış bir tezahür ve isâbetsiz bir hassasiyet olduğunu hemen belirtmeliyiz. Çünkü nikâh, dinden çıkmak ile, küfre girmek ile, inkâr etmek ile düşer, âmennâ; ama inkâr etmedikçe günah işlemiş bir Müslüman dinden çıkmış olmaz ki nikâhı düşmüş olsun! Nikâhı düşmeyen birisinin ise nikâh tazeletmesine hiç gerek yok. Yani onun meselesi, Rabb’i ile kendisi arasındadır. Zâten bu kişinin içinde bulunduğu vicdan azabı ve kalbî muhasebesi de inkâr etmediğinin, mü’min olduğunun ve kendisini îman ve İslâmiyet ölçüleri içerisinde sorguladığının delilleri değil midir? Bu durumda günahkâr bir Müslüman’ın nikâh tazeletmek yerine; tevbe ve istiğfara ehemmiyet vermesi, yaptıklarından gerçek mânâda pişman olması, kalben gerçekten nedâmet duyması, bir daha aslâ yapmayacağına dâir Cenâb-ı Hakk’a söz vermesi, günahı kul hakkını içeriyor ise helâlleşmesi ve bundan böyle kötülüklerden uzak durması; kendisinin Cenâb-ı Hak tarafından bağışlanması için önemli adımlardır. Yoksa sadece yüzeysel ve soğuk bir tören görüntüsüyle nikâh tazeletme yoluna gitmesi, kendisini bu günahtan arındırmayacağı gibi; bütün nazarlarını nikâhın selâmetine tahsis ettiği ve Allah’ın af ve mağfiretini unuttuğu için, daha vahim ve daha dehşetli bir hatâ içine düşmüş olacağını da, aslâ akıldan uzak tutmamalıdır. Dipnotlar 1- Lem’alar, S. 15. 2- Hutbe-i Şâmiye, S. 89. 3- Lem’alar, S. 80. Benzer konuda makaleler Evli bir erkek başka bir kadınla birlikte olursa eşiyle olan dini nikahı bozulur mu yani nikâhı düşer mi? Evli bir erkeğin nikahsız olarak başka bir kadınla birlikte olması zinadır. Değil zina yapmak, ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır. Rabbimiz şöyle buyurur; "Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur." Nisa, 17/32 Tövbe edilmezse Zina imanı yok eder ve Cehennem'e düşürebilir çok büyük bir günahtır.

evli kadının zina yapması nikahı düşer mi