EnUygun Fiyatlı Kuranı Kerim Kelime Meali & Kelime Türkçe Okunuşu 5,li Fihristli Orta Boy (H-18) Tüm Kredi Kartlarına 6 Aya Varan Taksit Seçeneği ile Tüm Türkiye'ye Kargo! Diğer Tefsir-Meal Kitapları incelemeden karar vermeyin!
Dahageçmişe gidildikçe soyut düşünebilen insan sayısı azalma göstermek durumundadır. Özellikle peygamberin dönemine gidildiğinde, soyut düşüncenin Arap çöllerinde pek yeri olduğunu sanmıyorum. Oysa Kuran’ın çok büyük bir bölümü sembolik bir dille yazılmıştır. Soyut düşünemeyen insan Kuran’ı anlayamaz.
Yaşadığıyer:Sivas. Kişisel Görüş ve Yorumları. Beni takip eden kişiler şunu ilk önce bilsin: İşlem yapmak istiyorsan OKU ve KORKMA. Kuran- ı Kerim'in ilk emri OKU. İstiklal Marşı'nın ilk kelimesi: KORKMA. Çünkü "İlim öğrenilen değil yaşananandır. Gram Altın için Oku_yorum yorumu (1 yıl önce) 7,52 geçilmeden
EnBüyük Mucize Kuran Oku Okur Akademi. Kur’an ve tefsir ilimleri başta olmak üzere dinî ilim sahalarının birçoğuna yönelik seksene yakın eser telif etmiş olan Muhammed Ebû Zehre’nin tefsir alanındaki en önemli eseri, yaklaşık yirmi üç yıl zarfında kaleme aldığı ancak vefatı sebebiyle Neml sûresinin 74. âyetinde kalan ve de vefatından sonra, 2002 yılında
KuranTürkçe Meali modellerinin ürün ve yorumlarını karşılaştır, en uygun fiyatını kaçırma. KURAN-I KERIM RENKLI KELIME MEALI VE TÜRKÇE OKUNUŞU ORTA BOY - MUSTAFA ÖZER. gittigidiyor.com. 90,00 TL. n11.com. Bazı toplumlarda ise inanç sistemlerinin detaylı biçimde açıklandığı ve kutsal metinlerin yer verildiği
umiwzVf. Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır fethinden İstanbul’a döndüğü 25 Temmuz 1518′den, Halifeliğin ilga edildiği 3 Mart 1924 gününe kadar 405 Yıl, 7 Ay, 9 Gün, bir dakika bir saniye ara verilmeksizin; Topkapı Saray-ı Hümayununun Hırka-i Saadet Dairesi’nde Hafızlarca Kuran-ı Kerim gelenek ara ara yasaklamalarla Allah’ın sesi neden kesilmek istenir onuda anlamış değiliz bugüne kadar gelmiştir. Ve halende devam ediyor...Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu geleneğe 1924 yılında son verilmişti. Son dönemlerde yeniden hayat bulduğunu, 24 saat aralıksız Kur’an-ı Kerim okunduğunu belirtelim. 24 saat aralıksız Kur’an okuyan saray hafızları ile yapılan muhteşem röportaj, dünyanın hayran olduğu Osmanlı geleneği , Yahya Kemal’in muhteşem tespitleri… İşte sizlere bir medeniyet portresi…HIRKA-İ SAADET TARİHÇESİHırka-i Saadet, Hz. Muhammed ait olan, keçi tüyünden yapılmış geniş kollu hırka, Hırka-i Saadet Dairesi ise Topkapı Sarayı’nda, bu hırkanın muhafaza edildiği yere verilen isimdir. Önceleri haremde muhafaza edilen hırka, görüyoz ki ”Harem” Muhteşem Rezalet dizisinde anlatılan bozuk düşünce ve batılı oryantalistlerin tasvir gibi bir yer değişmiş Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Saadet Dairesi’nin yapılmasıyla, diğer kutsal eşyalarla birlikte burada muhafaza edilmeye başlanmıştır. Hırka-i Saadetin içinde saklandığı gümüş sandukanın ve altın çekmecenin anahtarları yalnız padişahın kendisinde Sultan Selim Han’dan, Halife Abdülmecid Efendi’ye kadar devam eden ve bir gelenek haline gelen Hırka-i Saadet ziyareti, her Ramazan ayının 15′inde padişah, sadrazam, şeyhülislam ve diğer devlet erkanı tarafından yapılırdı. Padişah kilitleri açar, hırkayı çıkarıp önce kendisi, daha sonra erkan yüzlerini ve gözlerini sürerler, bu sırada imamlar ve müezzinler sürekli olarak Kur’an okurlardı. Ziyaret tamamlandıktan sonra yine padişahın bizzat kendisi, hırkayı yerine koyarak çekmece ve sandukayı kilitleyerek EN AZ 4 YILLIK FAKÜLTE MEZUNUTopkapı Sarayı’nda; dünyada eşi, benzeri olmayan bir gelenek sürdürülüyor. Tam 5 asırdır, sarayda kesintisiz 24 saat Kur’an okunuyor. Yavuz Sultan Selim döneminde başlatılan gelenek, Sarayın Kutsal Emanetler Bölümü’nde 12 hafız tarafından sürdürülüyor. Hafızların arasında en önce işe başlayan Necdet Vatansever ve Sinan Aslan.. Göreve yeni başlayanlar ise yıllık geçmişe sahip personel. Öncelikle, seçime tabi tutulmuş hafızlar. Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Bölümü’nde Kur’an okuyacak kişilerin seslerinin güzel olması gerekiyor. Yapılan tespitlerde hep, sesi güzel ve diksiyonu düzgün kişiler seçilmiş. Hafızların tümü 4 yıllık fakülte mezunu. Hafızlıktan sonra İmam Hatip Liselerinden mezun olan Topkapı Sarayı’nın 5 asırlık nöbetinin günümüz bekçileri, daha sonra da, İlahiyat Fakülteleri başta olmak üzere, 4 yıllık üniversiteleri bitirmişler. Topkapı Sarayı, İstanbul’da en çok ziyaret edilen mekânların başında geliyor. Çokça turistin ziyaret ettiği Saray’da görev yapan hafızlar, her ne kadar gelen insanlarla pek konuşmasalar da, bu 12 kişinin çoğu bir-iki yabancı dil biliyor. Arapça ve İngilizce’yi iyi konuşan hafızlar, görevlerinin dışında yerli ve yabancı turistlerle sohbet ediyorlar. Saray hafızları, söz konusu ziyaretçilerin kendilerini çok merak ettiklerini, bu geleneğin ne zamandan beri devam ettiğine ilişkin sorularına muhatap olduklarını ifade BİR HATİMHafızların kesintisiz Kur’an-ı Kerimi okumasının neticesinde, günde bir hatim indirilmiş oluyor. Başka bir ifade ile, 606 sayfalık kitap bir gün içinde bitiriliyor. Ertesi gün tekrar baştan başlayarak okuma işi sürekli devam ettiriliyor. “Kur’an-ı Kerim okunması 24 saat kesintisiz sürdüğü için günde ortalama bir hatim bitiyor. Bu da yılda 365 hatim indirmek demek oluyor” diye konuşan hafızlar, “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Bu gelenek Türkiye’de ve İstanbul’a mahsus. Kabe’de 24 saat tavaf var ama 24 saat Kur’an okuma uygulaması yok. Bunun Cenab-ı Allah’ın toplumumuza bağışladığı bir hediye olduğunu düşünüyoruz. Yavuz Sultan Selim, döneminde başlayan ve günümüze kadar devam eden bu uygulama 5 asırlık bir nöbettir. Bizlerde bu 5 asırlık nöbetin mevcut bekçileri oluyoruz” dediler. YAVUZ SULTAN SELİM BAŞLATTIYavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüp de, Peygamberimiz başta olmak üzere bazı peygamberlere ait kutsal emanetler İstanbul’a getirilince, manevi atmosferin bir şekil alarak devam etmesi için Hasoda’da Kur’an okutmuş. Kendisi başta olmak üzere, 40 hafızın nöbetleşe sürdürdükleri Kur’an okuma uygulaması, uzunca bir süre Peygamber efendimizin hırkayı şerifinin ve sancağının yer aldığı Hasoda da devam etti. Ancak daha sonra, Topkapı Sarayı’nda paha biçilmez bir Kur’an-ı Kerimi’n çalınması üzerine güvenlik önemleri hat safhaya alındı ve Kutsal Emanetlerin yer aldığı Hasodada Kur’an okumaya son verildi. Hafızlar, şimdi Kur’an-ı Kerimi, kutsal emanetlerin yer aldıkları Hasoda’nın dışında arzodası ya da arzhane denilen bölümde yapılan bir kulübede OKUYORUZAkşamları, Topkapı Sarayı boşaldığında hafızlar yalnız kalıyorlar ve genellikle de hafızlar bir saat arayla nöbet değişikliği yapıyorlar. Peygamberin ayak izinin yer aldığı platformun tam karşı çaprazındaki kulübede, geceleri tek başına Kur’an-ı Kerim okuyan hafızlar, seslerinin yankı yapması ve etrafın sessizliğinden dolayı bazen ürperdiklerini kaydettiler. “Gece kimlere Kur’an okuyorsunuz? Kimler sizi dinliyor?” şeklindeki sorumuza Hafız Mustafa Karahüseyinoğlu şu cevabı veriyor “Evvela hazreti peygamberin, şehitlerin, gazilerin ve bu ülkeye hizmet vermiş devlet büyüklerin ruhuna okuyoruz. Aynı zamanda hali hazırda devlete hizmet eden yöneticilerin daha başarılı olmaları için dua ediyoruz. Memleketimizin belalardan, savaşlardan, kıtlıklardan ve doğal afetlerden korunması için Kur’an okuyoruz. Gece-gündüz Kur’an okunması bence çok önemli. Gündüzleri bizleri insanlar dinliyor, geceleri ise dinleyicilerimiz melekler ve diğer varlıklar. Bu okunan Kur’an-ı Kerim hatimlerinin yüzü suyu hürmetine devletimizin bekasının devam ettiğin düşünüyoruz. Biz Topkapı Sarayı’nda 24 saat boyunca herkes için Kur’an okuyoruz.” 5 Asırlık bir geleneği sürdürdükleri ve Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Bölümü’nde Kur’an okudukları için dışardan gelen insanların kendilerine çok saygı gösterdiğini belirten, Hafız Sinan Aslan, “Anadolu’nun köylerinden gelip sarayı gezerken bizim kuran okuduğumuzu gören insanlardan nöbetimizi bitirene kadar bizleri bekleyenler oluyor. Biz çıkarken, “hocam bize dua edin lütfen” deyip kendi köylerine davet ediyorlar. Bizleri çok yerlere davet ediyorlar. Ama resmi olarak buranın personeli olduğumuz için başka bir yerde çalışmıyoruz. Fakat Kur’an okumak ibadet olduğu için bazen gittiğimiz, katıldığımız meclislerde okuduğumuz oluyor” dedi.“PADİŞAHLA AYNI MESLEĞİ YAPIYORUM”Topkapı Sarayı’nda Kur’an okuma geleneğini başlatan Yavuz Sultan Selim’in de hafız olduğunu söyleyen Sami Okumuş ise padişahla aynı mesleği yaptığını belirterek, Sarayda hafızlık yapmanın nasıl bir duygu olduğunu şu sözlerle dile getirdi“Bu hem padişah mesleği, hem sarayda yapılıyor hem de güzel bir gelenek. Bu üç unsuru bir arada tutan bir işi yaptığım için çok mutluyum. Kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü benim yaptığımı dünyada çok az kişi yapıyor. Kur’an okuduğum için saygı görüyorum. Ayrıca bu görevin de büyük bir sorumluğu var. Onun için her gün büyük bir özenle hazırlanıp buraya geliyorum.” İşlerini çok sevdiklerini her halleriyle belli eden hafızlar, kendilerine “saraylı” denilmesinde ise büyük keyif aldıklarını üçte birini sarayda geçirdiklerini vurgulayan Tayfun Kocagüncü, “iki gece evde üçüncü gece sarayda kalıyoruz. Üstelik görev yaptığımız zaman dilimi gece olduğu için o vakitlerde pek kimse olmuyor. Kendi aramızda da bunu esprilerini yapıyoruz. Bu geleneğin sadece Türkiye’ye özgü olmasının ülke tanıtımına katkısı olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. ARAP TURİST HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADI / Devamı Sayfa 2'de[PAGE]Sarayı ziyaret eden Arap turistlerin kendilerini gördükleri zaman çok etkilendiğini belirten Yakup Kansızoğlu, bazı turistlerin bir iki dakika yerlerine geçip okumak için kendilerine çok yalvardıklarını gün görev başında iken Kutsal emanetler bölümünü ziyaret eden bir Arap turistin kendi yerine geçmek istediğini ancak izin verilmeyince turistin ağladığını şu sözlere dile getirdi “Görevli hafızların dışında orada başka birisinin Kur’an-ı Kerim okuması yasak. Buna rağmen, bir-iki dakikalığına bizim yerimize geçmek isteyen insanlar oluyor. Turistler tatlı bir anı yaşamak için bizden oraya geçip Kur’an okumalarına izin vermemiz için istekte izin vermemiz söz konusu olamaz. Bir gün Arap turist yerime geçip Kur’an okumak için izin istedi. Ben de bunun mümkün olmadığını söyledim. Biraz sonra baktım turist hüngür hüngür ağlıyor. Yerimi terk etmemem gerektiği için de kalkıp kendisi ile bitince dışarı çıktım, baktım beni bekliyor. Yanıma geldi ve benimle konuştu. İzin verilemeyeceğini düzgün izah edince anlayışla karşıladı, fakat o kürsüde Kur’an okumayı çok arzu ettiğini söyledi.” NOTLAR NOTLAR.. NOTLARGececiler, nöbeti saat 16;30’da devralıyor ertesi sabah 08;30’da bırakıyor. Bir gecede üç kişi nöbet tutuyor. Her hafız, bir saat okuduktan sonra dinleniyor. Geleneğin aksamaması için olağan üstü çaba gösteriliyor. Hafızlar nöbetleri, bayram, düğün gibi önemli günlere de denk gelse işlerine gitmek birisi, kına gecesini sarayda görev yaparak geçiriyor, ertesi gün düğünü oluyor. Bir diğeri ise lokal bir ameliyat geçirdiği halde vücuduna atılan 5 dikişle işe geliyor ve görevini yerine getiriyor. Hepsi sıkı takip altındalar. Kameralar altında görev ÖYKÜSÜ DE İLGİNÇTopkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler bölümündeki geleneğin ilginç bir de öyküsü var. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte, beraberinde getirdiği Hırka-i Saadet’i makam odasına yerleştirmiş, yanı başında yirmi dört saat Kur’an okunmasını istemişti. Beş asra yakın zamandır mülk ü milletin selâmeti için devam eden bu gelenek dönem dönem gündeme geldi. Hırka-i Saadet Dairesi’ndeki 24 saat Kur’an okuma geleneğine 1924 yılında ara devam edip, gecelerin ara verilen uygulama, İsmail Karaman’ın Kültür Bakanı olduğu 1996 yılına kadar sürdü. Ancak İsmail Kahraman; geleneğin, Yavuz Sultan Selim zamanında başlayıp 1920 yılına kadar gelen şekline kavuşturulup, sürdürülmesi yönünde karar aldırdı. 5 asırlık Topkapı Müzesi’nin eski müdürü Filiz Çağman’ın raporları doğrultusunda Kültür Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen tarafından, CD vasıtasıyla mekanik bir düzeneğin icrasına indirgenmek istendi. SON MUHAFIZ ANAHTARLARI KENDİ TESLİM ETTİ Saltanatın kaldırılmasından sonra, 3 Nisan 1924’te Topkapı Sarayı’nın müze olarak halkın ziyaretine açılmasına karar verildi. Bu dönemde -bilinenin aksine-dinî bir mahiyeti olan Hırka-i Saadet Dairesi’ne dokunulmadı, eski anane mucibince muhafazasına devam edildi. Bu sırada Emanetlerin anahtarları Hasoda Başeskisi Rasim Efendi’nin elinde bulunmaktaydı. 1856″da Enderun”a, 1879″da Hırka-i Saadet Dairesi”ne giren Rasim Efendi sarayın en eski ve muhterem mensuplarındandı. Ortada garip bir durum vardı; bir taraftan saray lağvolmuş, müze kurulmuştu, diğer taraftan da saraydan kalma bir daire müzenin içinde hayatiyetini devam ettirmekteydi. Üç yıl sonra 1927’de Rasim Efendi anahtarları kendi isteğiyle o zamanki Müze Müdürü Tahsin Öz’e teslim etti. Emanetler müze envanterine kaydedildi. Manevî hususiyetleri dolayısıyla uzun müddet genel ziyaretçilere kapalı tutulan Mukaddes Emânetler, 31 Ağustos 1962 tarihinde ilk defa modern müzecilik anlayışıyla halkın ziyaretine açıldı. Tabii artık Kur’an okunmuyordu. İlk kez 1980 yılında, Tevfik Koraltan’ın Kültür Bakanlığı döneminde müzenin açık olduğu saatlerde Kur’an-ı Kerim okunmasına karar verildi. Bir müddet sonra bu uygulamaya son verildi, uygulama 15 Mart 1991’de yeniden başladı. 25 Ekim 1996 tarihinden itibarense Kültür Bakanı İsmail Kahraman”ın talimatları doğrultusunda 24 saat kesintisiz Kur’an-ı Kerim okunmasına geçildi. 1999 yılındaki Topkapı Sarayı”ndan kitap çalınması hadisesinden beri geceleri Hırka-i Saadet Dairesi kilitlendiği için Kur’an-ı Kerim okunmasına yan taraftaki bir dairede devam ediliyor. Gündüzleri de hafızlar, eskisi gibi Hasoda’da okumuyorlar. Dört odadan oluşan Hırka-i Saadet Dairesi’nin Arzhane bölümüne yerleştirilen bir bekçi kulübesinde okuyorlar. YAHYA KEMAL “BU DEVLETİN İKİ MANEVİ TEMELİ VAR” Bir dostunun aracılığıyla Topkapı Sarayı’nı gezen Yahya Kemâl, Hırka-i Saadet Dairesi’nde o tarihe kadar 405 yıldır okunmakta olan Kur’an-ı Kerim’i işittiğinde, çok heyecanlanmış, duygularını şöyle kaleme dökmüştü “Yine bir gün padişahlarımızın Topkapı Sarayı”nda Revan Köşkü”nü ziyaret ediyordum; uzaktan Kur’an okunuyordu, yavaş yavaş sese doğru yaklaşırken nereden geldiğini ziyaretimde rehber olan zata sordum. Dedi ki “Hırka-i Saadet Dairesi’nden geliyor. “Peygamberimizin hırkasını sakladığımız cennet gibi yeşil bir odanın türkkârî penceresi önünde durduk. İçerde iki hafız vardı. Biri ellerini kavuşturmuş gözlerini yummuş oturuyordu, diğeri diz çökmüş müsterih ve yüksek bir sesle okuyordu, rehberime sordum “Hırka-i Saadet önünde Kur’an ne zaman okunur?” dedi ki “Dört asırdan beri her saat! Geceli gündüzlü.” Yavuz Sultan Selim’in Hırka-i Saadet’i Mısır”dan getirip bu odadaki mevkiine koyduğundan beri kırk hafız nöbetle Kur’an okur. Türk tarihinde bir dakika bile buradaki Kur’an sesi kesilmemiştir. Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hâlâ okunuyor? Selim’in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur’an ki hâlâ okunuyor! Eskişehir’in, Afyon Karahisar’ın, Kars’ın genç askerleri siz bu kadar güzel iki şey için döğüştünüz!”
1141 Son Güncelleme 1404 TAKİP ET Kuruluşu 2000’e uzanan, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki Assos yani Behram köyü antik limanı, Athena Tapınağı, amfi tiyatrosu, tarihi cami, köprüsü, kalesi, taş evleri, otelleri ve restoranlarıyla her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Tatilcilerin, modern çağdan geçmişe doğru uzanan bir yolculuk yaptığı Assos Antik Limanı, son dönemde büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Antik Liman’a inen yolun sol kısmındaki yamaçta yer alan kayalar ve taş parçaları depremler ve doğa koşullarının etkisiyle düşmeye başladı. İlk olarak 2015 yılında bir turistik tesisin çatısına, geçen yıl ekim ayında ise yola düşen büyük kaya parçaları AFAD yetkililerini harekete geçirdi. AFAD, bir yıla yakın süren incelemelerinin ardından yaşanan tehlikeye ilişkin bir rapor hazırladı. 500 GÜNDE TAMAMLANACAK Rapor Çanakkale Valiliği’ne sunuldu. AFAD’ın raporu doğrultusunda, Assos’un yaşadığı tehdidi ortadan kaldırmak için devletin ilgili kurumları harekete geçti. Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, Assos Antik Limanı’ndaki turistik tesis işletmecileriyle bir toplantı yaparak, hazırlanan rapor ve projeye ilişkin bilgilendirme yaptı. Kayaların bertaraf edilmesi için AFAD’ın hazırladığı Assos Antik Liman’da bulunan kayaların düşmesini engelleme projesi’, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nda onaylandı. Ödenek tahsisi ve ihale süreci devam eden proje kapsamında kısa süre içerisinde başlanması beklenen çalışmaların 500 günde tamamlanması planlanıyor. Tehlike arz eden kayalar parçalanarak bulunduğu yerden kaldırılacak. Yamaç kısmına çelik ağ serilerek aşağıya taş parçalarının düşmesi önlenecek. Çalışmalar tamamlanana kadar, Assos Antik Limanı’ndaki otel, pansiyon, kamp, restoran, büfe, çay bahçesi ve dondurmacı olmak üzere toplam 19 tesis kapalı kalacak. KIŞIN YAPILMASI DAHA UYGUN OLUR’ Assos Antik Limanı’nda restoran işleten Tahir Şenavcu, "AFAD İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda, yamaçtaki kayaların tehlike arz ettiği ve bundan dolayı tesislerin 500 gün kapalı kalacağı bildirildi. Çalışmanın 9 bölümde olacağı söyleniyor. Bu çalışmalar, bir kış ya da yaz da değil de bölüm bölüm yapılırsa biz işletmeciler de mağdur olmayız. Kış aylarında yağmur ve kar yağdığı zaman genelde yamaçtan küçük taş parçaları inme yapıyor. Biz zaten bu çalışmanın yapılmasına karşı değiliz. Biz de tehlikenin farkındayız. Yaz aylarında böyle kaya ya da taş parçası düşmesi tehlikesi yaşamadık. Kışın böyle bir tehlike yaşanıyor. Kışın da zaten sezon olmadığı için işletmelerde müşteri olmuyor. Bu işlerin kışın yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz" dedi. DHA
Reşat Nuri Erol 2350 Bismillahirrahmanirrahim... Önce bizleri bu yöne yönlendirn Üstadımız Süleyman Karagülle’ye; Sonra Lütfi Hocaoğlu ve Çalışma Arkadaşlarına nasıl teşekkür edilir? -Her halde yapılan bu çalışmalara gerekli ilgi ve desteği göstererek... -Okumak.. incelemek.. anlamak.. ve uygulamak... Hatırlıyorum; bu çalışmalara başlayıp da biraz ilerlediğimizde, Lütfi Hocaoğlu Kardeşime dediklerimi hatırlıyorum... -Lütfi Kardeş, Kur’an nâzil olduktan sonra, ilk asırlarda onun anlaşılıp uygulanması için ashabın, tabiiinin, sonrakilerin ve en sonunda müçtehit imamların kendi çağlarında yaptıkları çalışmalara benzer bir çalışmayı; şimdi de bizler çağımızdaki sorunları "KUR’AN"a istinaden çözmek üzere yapıyor gibiyiz... Acaba doğru mu düşünüyorum?, yoksa mübalağa mı yapıyorum?.. -Evet, doğru düşünüyorsun... demiştin. Bizler bu çalışmalarımızla; ülkemizin, insanımızın, İslam âleminin ve bütün beşeriyetin ihyiyacı olan "YENİ İSLÂM/KUR’AN/ADİL DÜZEN MEDENİYETİ"ni kurma yolunda, ilk adımları attığımızı zannediyoruz... Bu yolda bizim gayretimize gayret, gücümüze güç, çalışmalarımıza yeni hamleler katacak kardeşlerimizi bekliyoruz... Lütfi Kardeşime "BU MAKALESİ" sebebiyle teşekkür borçluyum... Aslında sadece o teşekkürü yazmak için yola çıktım ama söz uzadı... Uzun sözün ve nice yılların çalışmasının özü işte "BU MAKALEDE"DİR... Artık işim kolaylaştı; "RUHU’L-KUR’AN" çalışmamızı anlatmaya çalıştığım insanlara meramımı "BU MAKALE" sayesinde daha kolay anlatabileceğim... Meseleyi kısaca özetledikten sonra, "BU MAKALE"yi okumasını tavsiye edeceğim... Allah çalışanlardan ve ilgilenenlerden, anlamaya ve anlatmaya çalışanlarda; özellikle anladıktan sonra uygulama mücahedesine girişenlerden razı olsun... Baki selam, sevgi, salât, duâ, duâ, duâ... En derin hürmet ve muhabbetlerimle... Reşat Nuri EROL poloicc 0152 allah razı olsun bir an evvel isteriz Laedri 1612 Proje güzelmiş ama ne zaman çıkacak acaba, belli mi Lütfi Hocaoğlu 1132 Son düzeltmeleri yapıyoruz. Kısa bir süre sonra diyebiliyorum, tarih veremiyorum ama özellikle isterseniz bilgisayarınızı Yenibosna'ya Akevler'e getirirseniz bu haliyle yükleyebiliriz. Laedri 1858 Istanbul'da yaşamıyorum. Kuran'a karşı büyük merakım var. Irab, kelime meali, Kuran Arapçası vb. Programınız makalenize göre mükemmel bir program. O yüzden çok merak ediyorum. Bu haliyle görebilmemin başka yolu yolu yok mu? Yenibosnaya gelmeden yani. Cevap verdiğiniz için de teşekkür ederim ayrıca Laedri 1904 Istanbul'da yaşamıyorum. Kuran'a karşı büyük merakım var. Irab, kelime meali, Kuran Arapçası vb. Programınız makalenize göre mükemmel bir program. O yüzden çok merak ediyorum. Bu haliyle görebilmemin başka yolu yolu yok mu? Yenibosnaya gelmeden yani. Cevap verdiğiniz için de teşekkür ederim ayrıca Laedri 1913 Bu arada ilgili makalenizin 2009'da yayımlanması ve aradan 8 yıl geçmiş olması projenin rafa kaldırılmış olabileceğini aklıma getirmişti. Kısa süre içinde çıkacak olmasına sevindim. Lütfi Hocaoğlu 1133 Size bir mail gönderdim. O maile adresinizi gönderirseniz size DVD olarak ulaştırabilirim. Laedri 1439 Hocam beni unutmayın sabırsızlıkla bekliyorum programı. Allah razı olsun mbarut 1519 biz de kendi aramızda Kuran-ı Kerim'i anlamaya yönelik arapça çalışmaları yapıyoruz. gerek fayda verme gerekse fayda alma amaçlı talebim vardır. Ruhul kuran çalışmasınını bamna da Barut Lütfi Hocaoğlu 1203 Muharrem Bey,Mail adresinize bir link gönderdim. Oradan Ruhu-l Kuran'ı işiniz kolaylaştırsın. Her zaman beraber çalışabiliriz. Tamer Açıkalın 1005 Selamun aleykum hocam, yazılımı bana da göndermenizi arz ederim. Allah razı olsun, kolaylıklar bahşetsin inşâallah. Tamer Açıkalın 1006 Selamun aleykum hocam, yazılımı bana da göndermenizi arz ederim. Allah razı olsun, kolaylıklar bahşetsin inşâallah. Lütfi Hocaoğlu 0937 Tamer Bey,Sizin de mail adresinize bir link gönderdim. Oradan sizden de razı olsun. İyi çalışmalar. ramazan 2317 Selamun aleyküm bir Din Kültürü ikamet üç yıldır yani emekli olduktan sonra Kur'anı öğrenmeye gereken çok şey olduğunu neredeyse adım adım takip doğrusu en çok Ruh-ul Kur'an adlı yazılımı merak görmezseniz bana da gönderin yardımcınız olsuntapazan 545 874 21 45Ramazan ARSLAN hasangormez 2224 Selamunaleykum Lütfi Hocam, rica etsem bana da yazılıma ulaşabileceğim bir link atabilir misiniz? Yaptığınız çalışmaları Allah kabul etsin... hasangormez81 Lütfi Hocaoğlu 0947 Aleyküm selam Hasan Bey ve Ramazan Bey,Mail adreslerinize bir link gönderdim. Oradan fatih 1622 iyi günler hocam benim email adresimede gönderirseniz çok memnun Lütfi Hocaoğlu 2319 Gönderdim Fatih Bey, selamlar. curie 1825 Ben de link rica ediyorum. İyi günler Lütfi Hocaoğlu 1921 Sayın curiee-posta adresinizi yazar mısınız? yusufogurlu54 1537 Selamün aleyküm sayın Hocam .Öğretmenim Bazı yazılar çok ilgimi çekti. RUHUL KURAN programını mümkünse kolaylıklar diliyorumyogurlu54 fatih 1602 Aşağıdaki dosyaları indirdim. Bu dosyaları nasıl çalıştırabilirim ? Lütfi Hocaoğlu 0012 Merhaba Fatih Bey,Yusuf Bey dosyaları indirirken iki dosyayı silmiş yanlışlıkla. Onları yeniden yüklüyorum. Hepsini indirip dosyasını çalıştıracaksınız. kamil 2132 merhaba hocam ben de alabilir miyim lütfen tapazan 1342 Selamun aleyküm arkadaşlarRuhul Kuran programını edinmek olur musunuz?Teşekkür ederim Lütfi Hocaoğlu 1550 BU linkten indirebilirsiniz yeniöğrenci2020 2201 Selamün aleykum hocam. Bana da bu Yazılımı gönderebilir misiniz ? e-posta adresi orange16032018 Lütfi Hocaoğlu 1001 Merhabalar,Şu linkten indirebilirsiniz Ali Bülent Dilek 1820 DR. MEHMET LÜTFİ HOCAOĞLU BU PROGRAMLA, KUR’AN ÜZERİNDE DERİNLEMESİNE ARAŞTIRMA YAPMAK MÜMKÜN OLACAK!Dr. Mehmet Lütfi Hocaoğlu Bu Programla, Kur’an Üzerinde Derinlemesine Araştırma Yapmak Mümkün Olacak!Yayın Tarihi Şubat 16, 2012 Dr. Mehmet Lütfi Hocaoğlu, Avicenna Hastanesi Başhekim Yardımcısı. Uzman bir doktor… Aynı zamanda Bilgisayar Mühendisi… Kendisiyle söyleşi yapmamızın gerekçesi elbette sadece bu hususiyetleri değil. Mehmet Lütfi Hocaoğlu, üç yılı aşkın zamandır bir proje üzerinde çalışıyor. Bir bilgisayar programı; Ruh’ul Kur’an adını verdiği bu programla, Kur’an Arapçasının öğrenilmesini, Kur’an’ın kelime kelime meal ve tefsir çalışmasının yapılmasına imkân sunuyor. Kelime köklerine ve i’râb tefsirine yer verilen program, Kur’an-ı Kerim üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı ve nitelikli bilgisayar programı olacak. İşte o programın emektarı Dr. Mehmet Lütfi Bey’le yaptığımız söyleşi. Beğeneceğinizi umuyoruzÖnce sizi yakından tanımak isteriz. Tıp doktorsunuz ancak bildiğimiz kadarıyla bununla birlikte bilgisayar mühendisliği de okudunuz. Mehmet Lütfi Hocaoğlu kimdir sorusuna kısaca bir cevap istesek sizden…1969 Sivas doğumluyum. İlkokul, ortaokul, lise, tıp fakültesini Sivas’ta okudum. İç hastalıkları uzmanlığını da Sivas’ta yaptım. Sonra İstanbul’da uzman doktor olarak Gültepe Ensar Hastanesinde çalışmaya başladım. yıl kadar orada çalıştıktan sonra Anadolu Çınar Hastanesinde çalışmaya başladım. Orada da dört yıl boyunca çalıştıktan sonra üniversite sınavına girerek Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliğine girdim. Dört yıl boyunca geceleri hastanede nöbet tuttum, gündüzleri üniversitede derslere girdim ve fakülteden mezun oldum. Sonra Esenler Avicenna hastanesinden başhekim yardımcılığı görevine başladım ve halen burada çalışıyorum.“Ruhu’l-Kur’an” adını verdiğiniz bir projeden söz ediyorsunuz. Uzun bir zamandır da bu proje üzerine çalışıyorsunuz. İçeriğine girmeden ifade edersek, böyle bir program yazma fikri nasıl doğdu, buna ne sebep oldu?Ben 30 yaşına kadar Kuran’la ilgilenmedim. Sadece Cuma namazı Müslümanlığı yapanlardandım. 30 yaşına gelince bir vesile ile kendimi toparladım. İslamiyet’i anlamak istedim. Bunun için birçok kitap aldım, okudum, internet sitelerinde geçirdim gecelerimi. Ancak kaynaklarda birbirine zıt o kadar çok bilgi vardı ki kafam giderek karışmaya uzman doktor olarak edindiğim ilmi seviye ve metodoloji ile yazılanlara bakıyordum ve şaşırıyordum. Hiç de ilmi gelmiyordu İslamiyet hakkında yazılan pek çok şey. Süleyman Karagülle ile tanıştım. O güne kadar okuduğum, duyduğum şeylerden farklı şeyler söylüyordu ama söyledikleri hep Kur’an’dan bir delile ve ilmi gerçeklere dayanıyordu. Sonunda aklıma yatıyordu. Bu ilmi bakış açısı ile Kur’an’ı kendim anlamalıyım diye düşündüm. Kuran Arapçasını öğrenmeliydim. Ondan Kur’an Arapçası öğrenmek istedim. Çünkü artık Kur’an hayatımın en önemli şeyi idi. Bana medreselerde okutulan klasik Sarf ve Nahiv kitaplarını aldırdı. Birlikte okumaya başladık. Kitaplar Arapça idi, beraber okuyorduk ve ben not tutuyordum. Ancak o kitaplardaki metodoloji ve konu sıralaması bana çok ters gelmişti. Süleyman Karagülle ezbere gitmeden mantığını kavramamı istiyordu ama eldeki kitaplar benim o güne kadar aldığım eğitim metodolojisine uymuyordu. İki kitabı da kabaca okuduktan sonra Arapça mantığı kafamda çok kaba bir biçimde yerleşmişti. Ondan sonra Türkçe hazırlanmış Arapça dilbilgisi kitaplarını aldım. Onlardan daha rahat anlıyordum fakat onlardaki konu sıralaması ve anlatım tarzı da sonra anlatılan bir konuyla ilgili bilgiye dayanan bir bilgi önceki konuda veriliyordu. Bu nedenle birçoğunu tekrar tekrar okudum. Bu kitaplarda da geçen örneklerin pek çoğu Kur’an kaynaklı değildi. Kur’an’dan örnek aramaya başlayınca bulmak çok zordu. Kur’an’da bir ayette karşılaştığım değişik bir durumun karşılığını derli toplu bulabileceğim bir kitap yoktu. Bulunabiliyordu ama çok değişik kaynakları taramak gerekiyordu. Bunun üzerine Kur’an Arapça grameri ile Kur’an’ın metnini buluşturmaya karar verdim ve bu fikir ortaya çıktı. Ben de çalışmaya Kur’an Projesi’ni açarsanız, tam olarak nedir? Bununla neyi amaçlıyorsunuz? Ruh’ul Kur’an Projesi ne işe yarayacak?Başlangıçta bu proje aslında hiç Arapça bilmeyen bir kimsenin sadece bu yazılımı kullanarak Arapça öğrenmesi içindi. Ancak zamanla projenin seyri değişti. Arapçayı iyi bilenlerin de Kur’an üzerinde derin araştırmalar yapabilmesine imkân tanıyan çok güçlü bir araç haline geldi. Hatta projenin şu andaki ağırlıklı hali bu şekilde… İnşallah bundan sonraki seyrinde hiç bilmeyenlerin öğrenmesi için güzel araçlar için Kur’an Arapçasının öğrenilmesinin zorluğundan söz ediyorsunuz? Bu zorluk neden kaynaklanıyor?Bu zorluğun en temel nedeni eğitim yöntemidir. Medrese tarzı eğitim veren yerler günün teknolojilerini kullanmadan 500 sene önceki eğitim yöntemini kullanmaktadır. İlahiyat Fakültesi gibi günümüz okullarında da klasik Arapçadan daha çok modern Arapça eğitimi ağırlıklı olarak doğal diller ve yapay diller olmak üzere diller iki sınıftadır. Doğal diller insanların konuşma dilleridir. Yapay diller ise makinelerde yani bilgisayarlarda kullanılan programlama dilleridir. Yapay diller çok net ve keskindir. Kurallar kesindir, istisnalar yoktur. Formüllerle ifade edilirler. Doğal dillerde ise istisnalar vardır, esneklikler vardır. Kuran Arapçası doğal bir dildir ama yapay dillere en yakın doğal dillerden biridir. Çekimli dil olması özelliği ile ve bir kelimeye veya çekime sadece bir harfin eklenmesi ile güçlü anlam değişiklikleri oluşturabilmesi nedeniyle çok kısa cümlelerle çok fazla anlamları ifade edebilen bir dildir. Bu özellikleri ile matematiksel yöntemlerle rahatlıkla ifade edilebilen bir dildir. Yani bir cümleyi bir formül ile ifade edebilir ve bu formülün içindeki her bir öğeyi de iç içe fonksiyonlardaki gibi ayrı ya da aynı formül ile ifade edebilirsiniz. Kuran Arapçasına bu tür bir bakış açısı ile bakarsanız dili öğrenmeniz kolaylaşır ve Kur’an size çok şeyler anlatmaya hiç Arapça bilmeyen biri için bu programın doğrudan işlevselliği nedir? Arapça bilmeyen bir kişi mevcut meallerin doğruluğunu kıyaslama imkânı bulabilecek mi bu programda?Bu programın içinde bizim yazdığımız bir meal veya tefsir yoktur. Mevcut mealler ve tefsirler vardır. Kullanıcı okur ve değerlendirir. Arapça bilmeyen bir kişinin meallerin doğruluğunu kıyaslama imkânı yoktur. Ancak uyumsuzlukları fark edebilir. Zaten bu programın amaçlarından biri Arapça bilmeyen bir kişinin Arapçayı öğrenip kendi mealini yapabilecek bir duruma gelmesini kelime araması yapılabilecek, meal ve tefsiri de bulunuyor programın içinde. Arapça-Türkçe, Türkçe-İngilizce ve Arapça-İngilizce çeviriler de yer alıyor…Programda Kur’an’daki bütün kökler kök bazında aranabilmektedir. Her kökten gelen kelimeler ayrı ayrı geçtiği ayetlerle incelenebilmektedir. Ayrıca kök bazında meşhur Arapça sözlükler incelenebilmektedir. Bu sayede kişi kendi araştırmasını kolayca yapabileceği bir araca sahip olmaktadır. Yani biz bu proje ile insanlara doğrusu budur, doğrusu bizim yaptığımızdır demiyoruz. Kendi karar veriyor doğrusuna. Programın içinde bizim tarafımızdan yapılmış i’râb tefsiri mevcut. Bunun için bir araç tool programın içinde mevcut olduğu için kişi isterse kendi i’râb tefsirini baştan sona oluşturabilir veya mevcut i’râb tefsirimizi kendi doğrusuna göre değiştirebilir. Aynı şekilde her kelimenin sarf yönünden ayrıntılı bir analizi mevcuttur ve kişi isterse bunu kendi isteğine göre değiştirebilir. Bu sayede biz insanlara kendi çalışmalarını yapabileceği, kendi ekolüne göre veriyi oluşturabileceği, değiştirebileceği bir araç bu projeye dışarıdan katkı sağlamak mümkün mü? Eğer mümkünse sadece yazılım alanında mı bu katkı sağlanabilir?Bu aşamada yazılım alanında katkıya çok fazla ihtiyaç kalmadı. Bundan sonra programın içinde her kök için ayrıntılı incelemelerin yapıldığı çalışmaların eklenmesi gerekir. Bunu eklemek için kullanılacak en önemli kaynak yine programın kendisidir. Programın içine konulacak bir bölüm olacak. Kişi mevcut kök hakkında araştırma yapar. O kökün etimolojisinden başlar, Protosinaik dilden, Akadçadan itibaren Arapçaya gelene kadar kökün uğradığı değişiklikleri, eklenen ve çıkarılan harflerle kazandığı anlam değişikliklerini, benzer köklerle arasındaki anlam ilişkisini araştırır ve kaynakları ile beraber ilmi bir çalışma meydana getirir. Kendi bilgisayarındaki Ruhu’l-Kuran’a kaydeder. Çalışmasını bize de gönderir ve biz de Ruhu-l Kur’an’a onun adıyla ekleriz. Böylece Kuran’da yer alan 1700 kök hakkında derinlemesine bir çalışma başlamış olur. Zaman içinde Kuran üzerine çok güçlü bir külliyat elde edilmiş olur. Bu metinlerin İngilizcesi ve Arapçası hazırlanır ve onlar da Ruhu-l Kuran’a Kuran üzerinde çalışan insanlar çoğalır. Zaman içinde bundan faydalanılarak bütün ilimlerin terminolojik ifadeleri Kuran Arapçasından kaynaklanacak biçimde değişir. Böylece ilimler arasında analoji doğar ve bir ilmi öğrenen diğer ilmi de kendi ilmindeki terminoloji ile analoji kurarak kolay bir şekilde öğrenir. Böylece Kuran artık sadece ölü arkasından okunan kitap olmaktan çıkar, içindeki her bir kelimesinin kapsadığı derin anlamları ile dünyanın en önemli kitabı, hususiyetini fark olarak bu emek mahsulü büyük çalışmayla ilgili neler söylemek istersiniz?Bu çalışma sadece Allah rızası için yapılmıştır. Herhangi bir maddi kaygı ile yapılmamış, aksine çalışanlar kendileri hem zaman harcamış hem de maddi katkı yapmışlardır. Tamamlandıktan sonra isteyen programı indirebilecek ve kullanabilecektir. Tamamıyla ücretsiz Yusuf Genç-2012-gençdoku dan- BÜLENT NOTU;not sayfayı kaldırmıişlar yukardaki linkteki sayfayı 03022021 Mete Firidin 0747 God bless you. Serpil Yücel 1023 Programınızı kullandıkça size çok dua ediyorum. Bir de buradan edeyim dedim. Rabbim işinizi kolaylaştırsın. Yüce Rabbim sizden razı olsun, razı olacağı işlerde ayaklarınızı sabit kılsın.
İsmet Bozdağ Özdağ, "Araştırmayı yaptım ve Sayın Ecevit'e sundum. Çalışmayı inceledi ve sonra, 'Tıpkı benim düşündüğüm gibi. Ancak ben bunu açıklayamam. Bence bunu siz yayın yoluyla açıklamalısınız' demişti" 67 kitap yayımlayan 91 yaşındaki Bozdağ, başörtüsüyle ilgili bu çalışmasını yayımlamaya fırsat bulamadığını, ancak bunu kamuoyuna açıklamayı bir borç bildiğini belirterek, İslam dininin başörtüsünü emretmediğini, Nur Suresi'nin 31. ayetinde yer alan örtünme konusunun başla değil, göğüslerin örtülmesiyle ilgili olduğunu ileri sürdü. Yazdığı tarih kitapları ve araştırmalarıyla tanınan İsmet Bozdağ, 8 yıl önce dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in kendisinden "Başörtüsünün Kuran'da yeri olup olmadığı"na ilişkin bir çalışma yapmasını istediğini belirtti. Bozdağ, "Kuran, 'Dışarı çıkarken başınıza örtü alın" diyor, ama bunu emretmiyor; 'iyi olur' anlamında tavsiye ediyor. Ancak süslerinizi gizleyin dediği yer Diyanet'in dediği gibi 'gerdan' değil, 'göğüsler'dir. Bunu bir tek Yaşar Nuri Öztürk mealinde dile getirdi" diye konuyla ilgili olarak şunları söyledi"Nur suresinin 31. ayetinde ayrıntıları ile açıklanan örtünme koşullarından anlıyoruz ki, 'örtünme' herkese karşı değildir. Ev içi ilişkilerde örtünme; kadının karşısındaki insanda şehvet duygusunu uyandırmayacak biçimde giyinmesidir. Şehvet duygusunu kamçılayan 'ziynet yerleri'dir. Nur suresinin 31'inci ayetine göre, kadının ziynet yeri, yakadan sonra başlayan yer ya da başka bir yorumla, göğüs çaprazından sonrası. Nur suresinin 31. ayetinde, 'Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için, ayaklarını yere vurmasınlar' deniyor. Kim ayaklarını yere vurmayacak? Kadınlar. Niye vurmayacaklar? Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için. Ayaklarını yere vurdukları zaman, hangi süsleri belli olur? Göğüsleri. Çünkü ayaklar yere vurulunca, titreyerek varlıklarını belli eden tek kadın uzvu göğüslerdir. Ve bu kadın uzvunu Kuran, aynı ayette, 'gizledikleri süslerinin bilinmemesi için' diye niteliyor." Kadının 'ziynet yerleri'
11 yıl önce İzmir uçacak’ diyerek 35 İzmir 35 proje’ vaat eden AKP, yine yatırımları yarım bıraktı. Yurttaşlar, projelerin hayata geçirilmesini istiyor. 24 Haziran 2022 Cuma, 0655 Abone Ol AKP hükümetinin ilk kez 2011 yılındaki genel seçimler öncesinde duyurusunu yaptığı ve 2023 yılına kadar tamamlanacağını ilan ettiği 35 ayrı proje İzmir’de büyük hayal kırıklığı yarattı. 11 yıl önce toplamda 56 milyar lira harcanması öngörülen projelerden sadece beş tanesi tamamlanabildi. Ulaşımda merakla beklenen 1000 kilometrelik yüksek hızlı tren hattı havada kalan vaatlerden oldu. Kent içinde 270 kilometrelik metro ağı vaadi ise tutulmadı. Adnan Menderes Havalimanı iç hatlar terminali yenilenirken, Sabuncubeli ve Konak tünelleri kente kazandırıldı. Olimpik stadyumlar başlığı ile duyurulan spor yatırımlarından Alsancak ve Göztepe’deki statlar planlanandan daha az kapasite ile yapılarak hizmete açıldı, fakat Karşıyaka Stadyumu’nun yapımından vazgeçen Gençlik ve Spor Bakanlığı, açılan davalar nedeniyle ihalesi iptal edilen projeyi belediyelere devretmeyi tercih etti. YİNE TARİH DEĞİŞTİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Kasım 2021 tarihinde İzmir’de katıldığı programda haziran ayında açılacağını müjdelediği Bayraklı Şehir Hastanesi için 10 Haziran’da katıldığı programda ise bu kez “Yapımı devam eden şehir hastanemizi bu yıl içinde tamamlayıp hizmete sunmayı hedefliyoruz” dedi. Erdoğan konuşmasında, tıpkı açılışı yıl sonuna kalan tesis gibi şubat ayında tamamlanacağı duyurulan Bayraklı’da rezerv alanında depremzedeler için inşa edilen 3 bin 657 konut ile 52 işyerinin de yıl sonunda tamamlanıp teslim edileceğini söyledi. HAYAL VAATLER Hükümetin diğer önemli vaatleri arasında yer alan ve iki kent arasındaki ulaşım süresini saate indirecek İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren YHT hattı hayal kırıklığı yarattı. Bittiğinde 525 kilometrelik mesafede yılda yaklaşık milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşınmasını sağlayacak hat sadece yüzde 52 oranında tamamlanabilirken, sözleşmesi Haziran 2012’de imzalanan projenin imalatları da birçok noktada durdu. 2013 yılı yatırım programında tahmini maliyeti milyar TL olarak öngörülen projede aradan geçen 10 yılda maliyet neredeyse dokuz kat artarak 28 milyar TL’ye yükseldi. “En yavaş hızlı tren hattı” benzetmesi yapılan demiryolu projesinin en önemli etabını teşkil eden Aydın’ın Ortaklar ve İzmir’in Selçuk ilçelerini birbirine bağlayacak 4 milyar 794 milyon lira maliyetli etap için de bu yılki bütçede ayrılan pay ise sadece 1000 lira oldu. Kemalpaşa-Turgutlu ve Kiraz-Ödemiş demiryolu hatları son sekiz yılda hükümetin açıkladığı yatırım bütçelerinde yer alsa da 1000 liralık bütçesi dahi kullanılamadı ve her iki projenin de temeli atılamadı. İzmir turizminin kalkınmasında önemli rol oynayacak Alsancak Kruvaziyer Limanı genişletme ve revizyon faaliyetleri de başlanamayan yatırımlar arasında yer aldı. İzmir’i Avrupa’daki ilk 10 arasına taşıyacak ve 1 milyon olan yolcu kapasitesini üçe katlayarak üç milyona çıkaracak limanı üçüncü nesil dev turist gemilerine açacak projenin körfezde yapılacak dip tarama çalışmalarıyla birlikte 300 milyon dolara mal edilmesi planlanıyordu. 11 yıldır rant iddialarıyla gündeme gelen ve “Liman AVM mi olacak?” sorusunu sıkça kent gündemine taşıyan proje için bugüne kadar sadece imar planı çalışması yapılabildi. Dünyanın en büyük 10 limanından biri olacağı yönündeki açıklamalarla gündeme gelen, ancak yapımı yılan hikâyesine dönen Kuzey Ege Çandarlı Limanı, aradan geçen zaman içerisinde adeta kaderine terk edildi. Başlangıcı 11 yıl öncesine dayanan projede bugüne dek sadece mendirek ve dalgakıranların yapımı tamamlandı. Ulaştırma Bakanlığı, bini aşkın çalışanın istihdam edileceği duyurulan projeye bugüne dek 697 milyon lira harcandığını açıklarken, ortada kalan proje için yapılan imalatlar da çürümeye terk edildi. İlk kez 2010 yılının yatırım planında yer alan, 2012 yılında ise ihalesi gerçekleşen, ardından da yapımına başlanan Kemalpaşa Lojistik Merkezi projesi de halen tamamlanamadı. Toplam milyon metrekarelik alanda kurulacak merkezin yap-işletdevret modeli ile hayata geçirilmesi planlanıyordu. Vecihi Hürkuş Havaalanı, Körfez Dönüşüm Projesi, Agora ve kent merkezi yenileme projesi, balıkçı barınakları, kentsel dönüşüm projelerine aradan geçen 11 yıla karşın başlanamadı ve sadece yapılan duyurular ile sınırlı kaldı. Detayları dahi bilinmeyen projeler için çivi dahi çakılmadığı gibi, bugüne dek hiç bütçe ayrılmayan vaatler kâğıt üstünde kaldı. TÜNEL YARIM KALDI kaldı İzmir’in tarihi bölgesi Efes’i 2 bin 500 yıl sonra denizle buluşturacak antik kanal yatırımı da yıllardır tamamlanamayan projeler arasında yerini aldı. 2013 yılından bu yana süren çalışmalarda yat limanının dahil olduğu ilk etapta 600 metrelik giriş bölümü tamamlanırken, geriye kalan 9 kilometrelik ikinci etabın yapım çalışmalarına ise halen başlanamadı. Dokuz yılda 600 metresi imal edilen kanalın geriye kalan 9 kilometrelik bölümü için henüz ihaleye de çıkılmadı. En Çok Okunan Haberler
500 yıldır kuran okunan yer