Okulagiden çocuklara dinlenme, yemek, oyun, uyku ve ders dışında zamanları kalıyorsa TV izlemelerine izin verin. * Çocuğun yaşına uygun programları izlemesine izin verin. * Çocuklarınızla daha fazla birlikte olur ve faaliyetler yaparsanız, onları çeşitli sportif ve sosyal etkinliklere yönlendirirseniz TV izlemek OyunTerapisti, oyun odasında çocuk ile birlikte Oyun Terapisi sürecini çalışan, onunla sınırlar dâhilinde olabildiğince sıcak ve güvenli bir ilişki geliştiren kişidir. Oyun Terapisti, çocuğu davranışları ve söylemleri ile ilgili yönlendirmeye veya değiştirmeye çalışmaz. Çocuğu olduğu gibi kabul eder ve çocuğun Birçocuğa lazımlığa nasıl öğretilir: bir buçuk yaşındaki çocuklar için hızlı öğrenme yöntemleri. Çocuğun okula hazır olup olmadığının belirtileri, gerekli koşullar, ebeveynler için talimatlar, genel kurallar, öneriler ve bu süreçteki olası zorluklar. Bir çocuk bezi nasıl sütten kesilir. OyuncakSeçimi. Seçilecek oyuncak çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, becerisine ve yeteneklerine uygun olmalıdır. Oyuncak, çocukta merak uyandırmalı, çevresini tanımasına yardımcı olmalıdır. Oyuncaklar çok karmaşık olmayıp çocuğun tek başına kullanabileceği özellikte olmalıdır. Oyuncak satın alırken cinsiyet ÇocuğunTV, tablet ve telefon karşısında uzun saatler geçirmesi engellenmelidir; Tepkisel Bağlanma Bozukluğu anne babaların çocuğun doğumundan itibaren onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları ile engellenebilir; Çocuğun uzun saatler tek başına oynaması engellenmelidir. Am7hG2N. Yetişkinlerde haz duygusuna karşı bağımlılığa neden olabilecek etkenlerden biri, bireyin çocukluk dönemimde oyundan yeteri kadar hazzı alamayıp, çocuğun bu hazdan mahrum kalmasıdır. Oyun çocuğun en temel ve en doğal ihtiyacıdır. Çocuğun haz kaynağı oyunudur. Yemek yemek nasıl ki çocuğun fizyolojik ihtiyacı ise oyunda çocuğun ruhunun ihtiyacı gıdasıdır. Çocuk oyun ile jest, mimik bedensel hareketlerini ortaya koyar ve geliştirir. Çocuk için üretmek keşfetmek çok önemlidir. Çocuk oyun ile birlikte yeteneklerini geliştirir ve enerjisini kullanmaya olanak sağlar. Çocukluk dönemi harcama dönemidir, bu dönemde çocuk harcaması gereken enerji harcamaz ise hazını bastırmış olur bu ise çocuğun ileriki hayatında bağımlı hale gelmesine sebep olur. Enerjini harcama olanak verilmemiş ve enerjisi birikmiş fazla ertelenmiş çocuk yetişkin olduğunda zamansızca ve orantısızca patlamalar yaşar. Bu durum ise hem kendine hem de çevresindekilere zarar verme niteliği taşır. Oyundan mahrum kalmış bir çocuğun bedeni büyüse de ruhu büyüyemez. Peki, burada ebeveynlerin ne yapması gerekir, öncelikle çocukların oyun oynayabilecek alanlar oluşturmak, çocuğun yeteneklerine yönelik gözlem yapmak çok önemlidir. Çünkü çocuğun seçtiği oyuncaklar çocuğun yetenekleri ve ileriye dönük olarak becerilerini gelişmesinde çok yardımcı olur. Çocuğun yeteneklerini keşfetmiş ve iyi gözlemlemiş ebeveynler çocuğun okul hayatı ve meslek hayatında ki seçimlerinde bilgi sahibi olup onu yönlendirmede yardımcı olabilir. Göz ardı edilmemesi gereken önemli bir nokta vardır, çocuğun her istediğini her istediği oyuncağı hemen alınmaması. Çocuğun istediği hemen yapılırsa, çocuk istemeyi unutan, doyumsuz ve mutsuz bir bireye dönüşür. Burada zamanlama ve denge çok önemlidir. Diğer bir yandan çocuğun oyun ile ilgili veya bir konu ile ilgili sorusu karşısında, sence nasıl olur, şeklinde sorular sormak çocuğun hazırcılığa alışmasını önler, kendi kendine yönetmesine imkan verir. Ve burada ebeveynlerin yapması gereken üstünde durması gereken kıymetli husus çocuğun yeteneklerini, enerjisini oyunla beraber ortaya çıkarıp bireyselleşebilen kendinin yeteneklerinin bilincinde olan olgun kendini bulabilmiş bir insan olmasına olanak sağlamaktır. Psikolog Çocuk Psikolojisi Çocuklar Ölüm Kavramını Nasıl Algılar? Çocuğun kaçınılmaz bir gerçek olan ölümü, kavram olarak algılayışı yaşına, bulunduğu gelişim dönemine ve kişilik özelliklerine göre değişmektedir. Çocuk Psikolojisi Çocuklarda Saldırganlık Davranışı ve Öfke Kontrolü Öfke, çocuk, ergen ve yetişkinler için temel duygular arasında yer almaktadır. Önemli olan öfkenin ifade ediliş biçimi ve kontrol altına alınmasıdır. Çocuk Psikolojisi Ebeveyn Olarak Çocuğumuza Hangi Zamanlarda "Hayır" Demeliyiz? Ebeveynler ne zaman “hayır” diyeceklerini bilmenin güç olduğunu düşünür ve sık sık sınırları ile ilgili ve hangi durumlara izin vermeleri gerektiği ile ilgili sorular sorarlar. Çocuk Psikolojisi Tribün Ebeveynler Çocuklarının başarılı olmasını kim istemez? Tüm ebeveynlerin ortak hayalidir neredeyse. Başarılı bir gelecek ve aile hayatı kurmuş çocuklar. Çocuk Psikolojisi Çocuklarda Enürezis Alt Islatma Enürezis, mesane kontrolünün kazanıldığı yaştan sonra oluşan ve çocuğun istemdışı olarak idrarını altına kaçırmasına denir. Çocuk Psikolojisi Tırnak Yeme Davranışı/ Onikofaji Tırnak yeme; tırnağı, tırnak etini diş ile koparma ve kemirme eylemidir. İlk yaşlarda oral dönem alışkanlığı olarak çocuklar her şeyi ağızlarına götürüp Çocuk Psikolojisi Çocuklarda Seans Süreci Günümüz bakış açısıyla çocuklar hak sahibi bireylerdir ve gelişimlerine uygun olarak düzenlenmiş ortamlara ihtiyaçları vardır. Çocuk Psikolojisi Çocuk Merkezli Oyun Terapi Hakkında Detaylı Bilgiler Terapist ve çocuk arasındaki ilişkinin, gelişimsel ve içsel mücadelelerden kaynaklı problemler yaşayan çocuklar için birincil iyileştirici etkendir. Çocuk Psikolojisi Çocuğumuza Kitap Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Edebiyatın çocuk gelişimi üzerinde önemli bir etkisi vardır. Hayal gücünü geliştirir, düşünmeye yönlendirir, çevresiyle iletişimini güçlendirir, çocuğun kendisini tanımasını sağlar, bakış açısını geliştirir. Çocuk Psikolojisi Okul Korkusu Nedir? Nasıl Yenilir? Yarıyıl tatili biterken çocukların çok sık rastladığı bir problemden bahsetmek istiyorum.’ ’Okul Korkusu.’’ Çocuğun kendini, yeteneklerini keşfetmesini sağlayan ve motor becerilerinin gelişimine katkıda bulunan oyunun çocuğun hayatındaki önemini ele alan Çocuk Gelişim Programı Öğretim Görevlisi Feyza Nur Yücetepe, ailelerin çocuklarını en iyi şekilde tanımaları için onlarla oyun arkadaşı olmaları gerektiğini kaydetti. Oyunun çoğun kendisini ifade etme biçimi olduğunu, zihinsel ve fiziksel gelişiminde çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Beykent Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Öğretim Görevlisi Feyza Nur Yücetepe, çocukların hem eğlenirken hem de öğrenmesine katkı sağlayan birçok oyun aktiviteleri olduğunu söyledi. Yücetepe, bu süreçte ailelerin de çocuklarını yalnız bırakmaması, onlarla kaliteli, eğlenceli vakit geçirmesi ve en önemlisi de çocuğun oynadığı her oyundan bir şeyler öğrenmesini beklememeleri gerektiğini ifade ederek, “Çocuğa bir sayfa yazı okutup bir şeyler öğrenmesini bekleyemeyiz. Çocuk oyunla keşfederek, merak ederek çok daha iyi öğreniyor. Çevresindeki nesneleri tanımlamayı oyunla öğreniyor” şeklinde konuştu. “Çocuğu en iyi oyun oynarken tanırsın” Çocuğun en rahat olduğu ortamın oyun ortamı olduğunu ifade eden Öğretim Görevlisi Feyza Nur Yücetepe, “Oyun çocukların gelişimi ve öğrenmesi için vazgeçilmezdir. Çocuğun işi oyundur. Bir çocuğu en iyi oyun oynarken tanıyabilirsiniz. Çocuğun oyundaki davranışlarını, önceki yaşantılarını ya da ebeveynlerin çocuklarının yanında yokken onların neler yaşadığını öğrenmek için onlarla oyun arkadaşı olunmalı” dedi. Ailelere “Çocuğunuzu sevin ve onlarla severek oynayın” diyen Yücetepe, “Oyunun temelinde eğlence vardır. Çocuğun oyuncaklarına hırçın davranması veya çocuğun oyunda hırçın olması yaşadıklarıyla ilgili olabilir. Bu hırçın davranışları engellemek için çocukla arkadaş olunarak, uzun süreçte çocuğun gelişimi izlenmeli” diye konuştu. “Severek oynadıkları her oyun eğiticidir” Eğitici oyun kavramını ailelerin yanlış anladığını belirten Yücetepe, “Ebeveynler çocuğun her oyundan bir şeyler öğrenmesini bekliyor. Oyunun temel amacı aktif katılım, eğlenme ve isteyerek olmasıdır. Yani çocuğun direkt renkleri, sayıları öğrenmesine odaklanılmamalı. Çocuklar adına bir şeyin eğitici olması için öncelikle eğlenceli olması ve çocuğun aktiviteye isteyerek katılması gerekiyor. Evde ya da dışarıda çocuk için çok eğlenceli ve eğitici bir ortam oluşturulmuş olsa bile çocuk isteksizse bu onun için oyun olmaz ancak ödev olur. Bu da bunaltıcı bir hal alır. O yüzden severek oynadıkları her oyun onlar için eğiticidir. Bir oyun illaki amaca ulaşmak zorunda değil, bazı oyunlar süreçte öğretir” yorumlarında bulundu. “Çocukların gelişim süreci bireysellik gösterir” Tek çocuk olarak büyüyen çocuklara yaklaşımın nasıl olması gerektiği konusunda ebeveynlere tavsiyelerde bulunan Öğretim Görevlisi Feyza Nur Yücetepe, ”Çocuklar 3 yaşına kadar benmerkezcidir. Bu çocuğun tek çocuk olması ya da olmaması durumuyla ilişkili değildir. Bu yaştaki çocukların paylaşımcı olmamaları gayet normaldir ve gelişimleri de bunu gerektiriyor. Aileler bu dönemde çocuğun üzerinde baskı oluşturmamalı. Çocukta 3 yaş sonuna doğru benmerkezcilik azalacaktır” diyerek çocukların oyun evrelerine göre davranış biçimlerini şöyle anlattı “Oyun evrelerine bakıldığında 0-2 yaş evresi tek başına oyun evresidir. Çocuk etrafındaki çocuklarla veya etrafındaki kişilerle çok fazla iletişim kurmaz. Kuralları dinlemez. İkinci evre olan 2-4 yaş paralel evrede çocuk, etrafını izlemeye başlar. Diğer çocukların nasıl oyun oynadığına bakar ancak yine onların oyununa girmez. Çünkü kurallara uymak bu yaş grubu için zordur. Bu durumda çocuk gördüğü oyunları tek başına oynar, sürekli tekrar ederek öğrenir. 4-6 yaş üçüncü evre olan birlikte oyun evresinde ise çocuk, oyunda yine tamamen kurallara uymaz. Ancak bu dönemde oyuncak alış verişi yapmaya başlar. Bireysel farklılıklara göre her çocukta değişiklik göstermesiyle birlikte 4-5 yaşa kadar çocuk oyuncağını paylaşmayabilir, bütün oyuncaklar benim’ diyebilir. Çünkü çocuk bu yaşta genelleme yapar. Elindeki oyuncak onunsa başka bir çocukta olan oyuncak da kendisinin diye düşünür. Bu durum kesinlikle çocuklarda bir problem olarak algılanmamalı. Çocuk 6 yaşından sonra kurallı oyun evresine geçer ve arkadaşın önemini anlar. O nedenle anne ve babalar bu süreçte çok aceleci davranmasınlar, tüm bu süreçler her çocuk için normaldir.” “0-2 yaşa kadar çocuklar elektronikle karşılaşmamalı” 0-2 yaşa kadar çocukların hiçbir şeklide elektronikle karşılaştırılmaması gerektiğini belirten Yücetepe, “Eğitici olması kaydıyla çevrimiçi oyunlara ya da içeriklerle 2-6 yaşa gelindiğinde yarım saatten başlayarak en fazla bir saate kadar izin verilebilir. 6 yaşındaki bir çocuğun yaşıtlarıyla iletişime geçmeyip, çevrimiçi oyuna bağlanması onların gelişimi için çok sakıncalıdır. Bununla birlikte ailelerin çocukla ilgilenmemesi, eline telefon, tablet vermeleri ya da televizyonun karşısına oturtmaları çocuğu susturmak için bir kaçış olarak yorumlanabilir. Bu kaçış noktalarını tercih etmek yerine çocukla birlikte oynarsak çok fazla oyuncağa bile gerek kalmayacaktır. Her evde olabilecek şişe, bardak ile çok güzel oyunlar kurulabilir, ya da çocukların en çok sevdiği oyun olan balonu havaya atıp, müzik eşliğinde yakalamaya çalışmak onlar için çok eğlenceli bir aktivite olacaktır. En vazgeçilmezi ise özelikle 0-3 yaş aralığındaki çocuğa sarılmaktır. Ebeveynler bunları yapsa hiçbir çocuk elektronikle ilgilenmeyecektir” diye konuştu. “Çocuklar çalışan anne ve babalarına olan özlemlerini yenemiyor" Çocukların gelişimi için anne ve babalara önemli görevlerin düştüğünü söyleyen Yücetepe, çocukla kaliteli zaman geçirilmesi adına dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunun altını çizerek, “Anne veya babalar yemek yiyecekleri zaman kesinlikle televizyonun önünde yemesin. Yemek saatini birbirleriyle paylaşım saati olarak geçirsinler. Yemekten sonraki birkaç saat çocuğun olmalı. Ebeveynler çocuğuna zaman ayırmalı. Çünkü çocuk anne-babası işteyken onları çok özlüyor. Bu anlatılmaz bir özlem. Anne-baba eve geldiğinde çocuk fazlasıyla onların üzerine gidiyor, tepesine çıkıyor, koltuklara zıplıyor. Çocuğun enerjisi anne-babası işten gelince artıyor. Çünkü çocuk bu özlemini yenemiyor. Aileler bu noktada çocukla vakit geçirmeli. İşten geldiklerinde yorgun olabilirler ama en azından oturdukları yerden onlarla konuşabilir; soru, cevap, anlatma gibi onların da dikkatini çekecek küçük oyunlar oynayabilirler” diyerek sözlerini sonlandırdı. Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz Haberler > Çocuk ve Oyuncak İlişkisinde Bilmeniz Gereken 22 Şey - 1324 - 1327 1. Çocuk yakın çevresindeki her şeyi oyuncak olarak kullanabilir. Bu çevreyi düzenlemek çok önemlidir. Çocuk küçük yaştan itibaren yetişkinlerin çalışmalarına katılır, yetişkin işlerinin çoğunu minyatürleştirip oyun şekline dönüştürerek kendi hayatına oyun olarak uyarlayabilir. Oysa bugün çocuğun çevresi tehlikeli ve anlaşılamaz bir haldedir. Çocuk annesinin yanına oturup çamaşır yıkayamamakta, onları serip kurutamamakta; çamaşır makinesine atılan kirlilerin öbür taraftan temiz ve kurumuş olarak çıktığını görmektedir. Çocuğun çamaşır makinesine yaklaşması tehlikeli görüldüğünden, çocuk bu olguyu yalnızca anlamadan seyretmekte, oyun olarak taklit edecek bir şey bulamamaktadır. 2. İyice hapsedilmiş oldukları ev içinde, anne - babalar çocukların ayak altında dolaşmamalarını tembihlemektedir Elektrikli ev aletleri, tüp-gaz, büyük mobilyalar çocukların ev içindeki oyun çevresini onlar için tehlikeli bir hale getirmekte, ev içindeki oyunları devamlı sınırlandırılmakta, hatta oyun odaları ve kafesleri içinde korunmaya alınmaktadırlar. Büyük kentlerde ise cadde ve sokaklardaki kargaşa, oyun alanlarının olmayışı çocuğun geniş çevresindeki çok önemli problemler olarak ortaya çıkmaktadır. 3. Çocuğun yakın çevresi, ona oyun imkanları sağlayacak çeşitli malzeme ve eşyalarla dolu olmalıdır. Büyükler için değersiz olan boş ambalaj kutuları, inşaat artıkları, dükkan ve tamirhane süprüntüleri çocuklar için çok ilgi çekicidir. İnşaat yerleri ve evde kırık-döküklerin doldurulduğu kutular çocuklar üzerinde sihirli bir çekme gücüne sahiptir. 4. Çocuklar oyunlarını değiştirecek ve zenginleştirecek şeyler peşindedirler. Masaların altları mağara olarak kullanılabildiği gibi, eski kahve değirmenini de film makinesi olarak rahatça kullanmaktadır. 5. Çocuklar, bizim işe yaramaz diye attığımız her malzeme üzerinde birçok oyun kurgusu geliştirebilirler. Çünkü onlarda geniş bir hayal gücü ve buluş bolluğu vardır. Çocuklarda yaratıcılık gücü en çok bu şekilde gelişir. 6. Anne - babalar çocukları, bazı malzemelerle oynamalarında ve eskitmelerinde serbest bırakmalıdırlar. Büyüklere eski, işe yaramaz görünen şeyler çocuk odalarında çocuğun uzun zaman vazgeçemeyeceği bir oyuncak haline gelebilir. Buna karşın yeni alınan bazı fabrika oyuncakları çocuklara hiç bir oyun kurgusu ilham etmez ve itibar görmez. 7. Oyun malzemeleri için en önemli kaynak, ev işlerinin artıklarıdır. Ambalaj kutuları, kese kağıtları, küçük torbalar, şeker kutuları, plastik bardaklar, çamaşır leğenleri, teneke ve plastik kutular, vidalı kapaklı şişeler, fileler vs. Çocuk bir ayakkabı kutusunu hem garaj, hem de bebek karyolası olarak, kese kağıtları şapka ve maske olarak, çok büyük karton kutuları ev olarak vs. kullanabilir. Bu malzemeler içinde çocuk kendi oyun dünyasını kurabilir. Eski giyim eşyaları, atılacak büyük ve küçük kumaş-bez parçaları, eski radyolar, teypler, vb. diğer ev eşyaları çocukların söküp - takma, hatta uzay istasyonu kurma çalışmalarında çok işe yararlar. 8. Çocukların oyun sevinçlerini boğmaktan, sık sık ve gereksiz yasaklamalar yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır. 9. Son zamanlarda oyuncak alanında ihtiyatla yaklaşılması gereken bir akım vardır "Oyun oynamanın mutlaka öğretici bir tarafı olmalıdır" Bu durum oyun ve oyuncakları giderek bir eğitim ve alıştırma aracı olarak görme eğilimi yaratıyor. Oyuncak endüstrisi 'eğitici -öğretici oyun ve oyuncaklar' üretimi üzerinde gelişiyor. Ama bu şekilde yönlendirilmiş oyuncakların çocuk gelişimi üzerindeki etkileri, çocuğun zorlanarak vakitsiz zihni, duygusal ve bedensel gelişimi, çocukların oyuncakları beğenip seçmeleri gibi hususlar hiç düşünülmemektedir. 10. Çocuğumu ihmal mi ediyorum? Ev dışındaki hayatı dolayısıyla çocuklarını ihmal ettiğini düşünen ve okul öncesi çocuk gelişimine önem verilmesi propagandası altındaki anne - babalar, çocuklarını ihmal ettikleri, bir şeyler unuttukları gibi korku ve endişelere sürüklenmektedirler. Çocukların öğretici oyuncaklarla daha iyi gelişeceğini ümit eden anne ve babalar 'en iyi, en öğretici' diye tavsiye edilen oyuncakları incelemeden, düşünmeden satın almaktadırlar. Çocuklar da beğenmeseler bile alınan bu oyuncaklarla oynamaya zorlanmakta; hatta çocuğun gelişim düzeyine dikkat etmeden, bu oyuncakların öğretmeyi amaçladıkları düzene koyma, koordine etme, renkleri adlandırma, alt-üst kavramları ve şekil-renk karşılaştırmaları vs. yönünden oyuncaklarla meşgul olmaları için sıkıştırılmaktadırlar. 11. Çocukların çok oynamalarından rahatsız olmamalıdır. Küçük çocuklar günde 7-9 saat oyun oynarlar. Bunun için onlara fırsat verilmeli ve rahatsız edilmemelidirler. Devamlı çocuklarla ilgilenen, can sıkıcı şeylerle çocukların büyük zamanlarını çalan ebeveynler vardır. Çocuk hep oyun oynuyor, ilerde ciddi işlerle uğraşmayacak, hep oyun düşünen bir genç olacak diye kuşkulanmaya gerek yoktur. Çünkü oyunda devamlılığı sağlayan, oyuna kendini veren çocuk; burada, çalışmada sürekliliğin ve kendini yoğun olarak işe vermenin temellerini atıyor demektir. 12. Çocuk oyunları gereksiz yere kesilmemelidir. Eğer çocuklar bir oyuna dalmış gitmişlerse rahat olalım. Biz kendimizi bir şeye vermiş çalışırken rahatsız edilmekten nasıl hiç hoşlanmazsak, çocuklar da oyundaki her aksaklığı, her katkı ve müdahaleyi, kesmeyi hemen hissederler. Çocukların dikkati çok kolaya dağılır ve çok çabuk değişir. 13. Çocuklar oyuncak yığını arasında oturup kalmamalıdır. Bugün çocukların eli altında o kadar çok oyuncak ve oyun malzemesi vardır ki, çocuklar ne ile oynayacakları hususunda bir karar verme güçlüğü çekerler ve hiç bir oyuncakta karar verip onun üzerine bir oyun kuramazlar. Çok oyuncak arasında çocuk ruhsal olarak yorulur, hiç bir şey yapmadan, mutsuz olarak kalır. Özellikle küçük çocuklar seçme eziyetinden kurtarılmalıdır. Çocuklara kendi gelişim düzeylerine uygun ve gereği kadar oyuncak alınmalıdır. Gereğinden fazla oyuncak ve oyun malzemesi daha iyi oyun demek değildir. Onun için gelişim düzeyinin üstünde veya altında, işe yarar - yaramaz bir sürü oyuncaklarla çocuğun odasını doldurmak hiç de uygun değildir. 14. Çocuk oyunlarına gereksiz yere müdahale edilmemelidir Her çocuğun kendine göre bir oyun temposu vardır. Kendi oyun kurgusunu kendisi geliştirir ve yetişkinler bu kurguyu baştan sona tahmin edemezler. Çocukların çok yönlü ilgileri onlarda yeni oyun ilhamları geliştirir ve çocuk, müdahale edilmezse kanıksayıncaya kadar oyun oynar. 15. Çocuklardan, gelişim düzeylerinin üstünde şeyler istememelidir. Onun gelişim düzeyinin çok ilerisindeki bir oyuncakla, tam o oyuncağın amaçladığı şeylere göre oynamasını; bunu başaramayınca da sabırsızca ikazlar ve teşvikler yapılması, çocukta bir tepki ve isteksizlik doğurur. 16. Çocuk özgürce oyun oynamalıdır. Turfanda gelişim sağlamak amacıyla yapılan müdahalelerin hiçbir yararı yoktur; bilakis zararlıdır. Bazı anne-babalar çocuklarına sürekli olarak, onların sormadıkları ve anlayamayacakları bir şeyler anlatmaktadırlar. Çocuklar sormadan onlara bilgi yağdırmak da doğru değildir. Çocukları soru sormaya teşvik etmeli ve sorularına, onların anlayabilecekleri cevaplar vermelidir. 17. Çocuklar kendi başlarına oyun oynamalıdırlar. Oyun sırasında, eğer çocuklar istiyorlarsa veya çözüp halledemedikleri bir şeyler varsa yardım etmelidir. Yoksa durmadan öğüt vermek, çocuklara oyun öğretmeye kalkmak, kendisi oynayıp çocuklara seyrettirmek doğru değildir. Anne-babalar, çocukların oyunlarını izlediklerini bile hissettirmemelidirler. Çocuklar oyunlarının seyircisiz olmasını isterler. Eğer anne-baba çocuğu izliyor, çeşitli yerlerde ikaz veya pohpohlama hareketlerinde bulunuyorlarsa çocuklar bundan rahatsız olacaklar, ya da oyun bir gösteri biçimine girecektir. 18. Çocukların oyuncaklarına saygı göstermelidir Büyükler nasıl kendi kitapları, plakları, değerli eşyaları üzerinde titrerlerse; çocuklar da oyuncaklarına karşı öylesine titiz davranırlar. Oyuncaklar, çocukların malıdır. Anne-babalar çocuklara sormadan bu oyuncakları atarlar veya başkalarına verirlerse bu, çocukta olumsuz etki yapar. Çocukların oyuncaklarına ve onları kullanma biçimlerine saygı göstermelidir. 19. Kız ve oğlan oyuncakları arasında fark gözetilmemelidir Geleneksel toplumlarda, kökü tarihin derinliklerine uzanan keskin bir rol bölümü vardır. Kadın ve erkek rolleri birbirinden tamamen ayrıdır. Erkeğin kadın işleri yapması nasıl mizah konusu olmuşsa, erkekçe davranışlar gösteren kadınlar da ayıplanmıştır. Bazı toplumlar, çocukları da bu rol ayrımına doğuştan itibaren hazırlamaya başlarlar. Elbise ve ayakkabıların renk ve şekillerinden oyuncaklara kadar her iki cinse de ayrı muamele yaparlar. Kız çocukları sürekli kadın rolü oynar, oğlanlar da erkek. Hatta bir zaman sonra oyun grupları bile ayrılır. Bu ayrım çağdaş toplumlarda ister istemez ortadan kalkacaktır. Çocuklar büyüklerin davranışlarını taklit edeceklerdir. Babası küçük kardeşine bakan oğlan çocuğu neden bebeklerle oynamasın? Kız çocuğu niçin annesinin kullandığına benzer arabalara özenmesin? Kendilerinin yaşadıkları gerçeğe rağmen, bazı aileler çocuklarını hala kız-erkek rolleri oynamaya zorlarlarsa, çatışma çıkması kaçınılmazdır. 20. Oyuncaklar çok karmaşık olmamalı ve dayanıklı olmalıdır. 21. Alınan oyuncaklar çok yönlü olmalıdır. Bu amaçla kasları çalıştıran, hayal gücünü artıran, yaratıcılığı geliştiren oyuncaklar tercih edilmelidir. Çocuğun yaşına uygun oyuncak alınmalıdır. Basit oyuncaklar çocuğun çabuk sıkılmasını, karmaşık oyuncaklar ise özgüveninin azalmasına neden olur. 22. Yapı ve işleyiş bakımından çabuk anlaşılır olmalıdır. Oyuncak çocuğun merak ve ilgisini çekebilmelidir. Bu gün ülkenin birbirinden farklı illerinde yaşayan kadınlar sosyal medya aracılığıyla önemli uzmanlardan çocuk büyütmeye dair görüş, yaklaşım ve metot öğrenebiliyorlar. Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal hem bir akademisyen hem de deyim yerindeyse geniş kitleleri etkileyebilen bir sosyal medya fenomeni. Kendisiyle ebeveynlere yaptığı kılavuzluğuna dair keyifli bir sohbet Hanım sizi tanıyabilir miyiz?Uzun bir öğrenim hayatım oldu. O kadar uzun ki hala devam ediyor. 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü’nden mezun oldum. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı’ndan 2006 yılında yüksek lisansımı, aynı programdan 2010 yılında doktora derecelerini aldım. 2011 yılında öğretim görevlisi, 2014 yılında yardımcı doçent, 2017 yılında doçent Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda Çocuk Gelişimi Bölümü bünyesinde normal gelişim gösteren ve üstün yetenekli çocuklar ve aileleri için gelişim takibi, danışmanlık ve eğitim hizmeti ve oyun, çocuk edebiyatı, üstün yetenekli çocuklar, okul öncesi eğitim alanlarında teorik ve pratik çalışmalar yürüterek, ilgili alanlarda ailelere ve eğitimcilere yönelik seminerler, hizmet içi eğitimler vermekte ve atölye çalışmaları düzenlemekteyim. Mesleğimi çok ama çok seviyorum. Ama daha çok sevdiklerim var bu hayatta. Oğlum ve ailem…Ne zaman anne oldunuz? Sosyal medyada yüz binlerce takipçiniz var, nasıl başladı bu yolculuk?2013 yılında sıfatların en güzelini alarak “anne” oldum. O dönemlerde sosyal medyada birçok anne deneyimlerini paylaşıyor ve ben bir kısmından faydalanıyorum. Benim de o zamanlar “Sanish ne yapmish” isimli bir blogum vardı. Çünkü yazmayı, paylaşmayı hep sevdim ben. Bu blogun ve Instagram sayfamın adını ve içeriğini değiştirmeyi düşündüm. Bu düşünceyle 2014 yılında akademisyen anne isimli instagram hesabında akademisyenanne bilgilerimi deneyimlerimle harmanlayarak, anneler ve anne adaylarıyla paylaşımda bulunmaya başladım. Paylaşımlarım bir çok farklı sayfada yankı buldu ve anne çocuk kategorisinde popüler sayfalardan birisi oldu. Ama bu işi çok ciddeiye aldım ben. Beni takip eden her bir ebeveyne karşı bir sorumluluğum olduğunu düşünerek haftalık paylaşım planları hazırladığım zamanları biliyorum. Hala içerik üretmek, bir fayda sağlayabilmek için çok kafa yoruyorum. Çünkü benim için her bir takipçim çok özel…Saniye Hocam çocukla oyun oynamak, özellikle kent yaşamı içerisindeki günümüz ebeveynleri içerisinde, adeta bir mecburiyet... Zira sokak neredeyse bitti. Ebeveynlerin çocuklarına en iyisini verme arzusu, çocuğun sünger gibi çeken beyniyle birleşince, ortaya oyunlara dair önemli bir ihtiyaç çıkıyor. Malum menüyü devamlı yenilemeliyiz. Ebeveynlere oyun kurmaya dair bir çerçeve önermenizi istiyorum; nasıl ve neye göre oyun kurmalı ebeveynler?Oyun seçerken önemli olan iki faktör vardır. Bunlardan ilki “çocuğun ilgisi” ikincisi ise “gelişim düzeyi”dir. Seminerlerimde de sık sık bu konuya değinirim. Çocuk ilgisi olan nesneye yönelir ve çocuğun ilgi duyduğu nesne tehlikeli değilse oynanabilir. Örneğin çocuklar plastik leğenlere, elektrik süpürgesine, kaşıklara, tencere tavalara bayılırlar. Ve bunların hepsiyle harika oyunlar üretilebilir. Annelerimiz babalarımız bu konuda aslında oldukça yaratıcı. “leğenle oynanır mı hiç bırak onu yerine” demek uygun olmayan bir tutum. Onun yerine hadi leğene su doldurup içine top atalım sonra da kepçeyle topları yakalayalım demek” daha doğru olacaktır. Ne var sanki leğenle oynasa değil mi? İşte çocuk ilgilendiği nesneyle oynadığı zaman hem eğlenir hem gelişimi doğal ortamda, yaparak yaşayarak ve sevdiği aktiviteyle gelişim düzeyinin oyunla ilişkisi?Diyelim ki sosyal medyada tavşan olma oyunu gördünüz. Tavşan olup geometrik şekillerin üzerine zıplıyorlar ve kahkahalar havada uçuşuyor. Sizin çocuğunuz neden kahkahalarla zıplamasın değil mi? Hemen elektrik bandıyla yere kare daire üçgen yapıyorsunuz ama sizin çocuk zıplamıyor, dolayısıyla gülmüyor! Çünkü sizin çocuk daha 15 aylık ve çift ayak sıçrayamıyor! Eee bu da gelişimsel olarak normal aslında. Aslında o ebeveynde sıçramak yerine büyük adımlar atarak bu oyunu oynayabilir Jİşte ebeveynlerimizin bilmesi gereken çocukla oyun oynarken çocuğun gelişim düzeyini göz önünde tutmaktır. Başkasının çocuğu yapıyor diye kendi çocuğumuzu zorlamamalı. Onun ilgi, ihtiyaç ve gelişimi doğrultusunda oyunlar seçmeliyiz. Zaten çocuk büyüdükçe yani 3 yaşı devirdikten sonra kendi oyunlarını seçiyor, bağımsızlığını yavaş yavaş ilan çocuğunu iyi gözlemleyen bir anne-baba çocuğun büyüme sürecini gayet güzel anlamlandırabiliyor. Fakat bunu bir parça daha bilinçli yapmak isteyenler ya da akıllarında soruları olan ebeveynler için bir tavsiyeniz olabilir mi?Çok güzel bir soru...Türkiye’nin dört bir yanında devlet hastanelerde çocuk gelişimciler hizmet veriyorlar. Ek bir ücret ödemeden, aileler altı ayda bir gidip çocuğunun gelişimiyle ilgili bilgiler alabilir, sorularına en doğru kaynaklardan cevap bulabilirler. Burada vurgulamak isterim ki en doğru kaynak internet değildir!Çocuğu tüketen değil kendi oyununu da üreten biri olarak büyütmemizin yöntemleri nelerdir?Öncelikle ebeveynlerin önemli bir kısmında şöyle bir yanlış algı olduğunu belirterek bu soruyu cevaplamaya başlamak istiyorum. “Bu çocukla oynarsam tek başına oynamayı hiç öğrenemez.” Bunun yanlış bir düşünce tarzı olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuk özellikle 3 yaşına kadar tek başına vakit geçirebilecek, uzun uzun oyunlar kurup tek başına oynayabilecek olgunlukta değil. Hele ki yaşamın ilk 2 yılının “temel güven” gelişimi açısından önemini düşündüğümüzde anne- çocuk arasındaki olumlu etkileşimin değeri paha biçilemez. Peki bu olumlu iletişim ve etkileşim nasıl kurulacak elbette ki oyunla. Ama oyun dediğimiz de yanlış anlaşılmasın. İlla ki ponponları maşayla tutup kaba atmak gibi kuralları materyalleri olan oyunlardan bahsetmiyorum. Aslında çocuğun her anı bir oyun. Annesinin yüzünde elini gezdirip burnuna birden biip yapması, evde oynanan kovalamacalar, boğuşmalar, yerde yuvarlanmalar en güzel oyunlar arasında yaştan sonra çocuk yavaş yavaş kendi kendine vakit geçirmeye, -mış gibi oyunlar oynamaya, oyunlar kurmaya başlıyor. Oyuna sizi dahil etse bile rolünüzü çocuğunuz dağıtıyor. Hatta repliğinizi bile da söylediğim gibi önemli olan gelişim bilgisi. 2 yaşındaki normal gelişim gösteren bebeğin tek başına uzun süreli oyun oynamaması da normal 4 yaşında ki çocuğun oyunda repliğinize kadar vermesi hep söylediğimiz gibi çocuğumuz hayatının ilk yıllarında ebeveyne bağımlı ama ilerleyen yıllarda yavaş yavaş bağımsızlaşıyor. Önemli olan bebeklik döneminde her türlü ihtiyacını oyun da buna dahil bu kadar önemli oyun Saniye Hocam; bu durumun gelecekte çocuğun yaşamına ne gibi katkıları olabilir?Aslında çocukla oynamak onu anlamanın, onun dünyasına adım atmanın bir yolu. Anne ve babasıyla güvenli bağlar kurmuş bir çocuğun yetişkinlik döneminde kendine güvenen, bağımsız kararlar verebilen, verdiği bu kararların arkasında durabilen, farklılıklara saygı ile yaklaşabilen bireyler olmasını bekliyoruz. Köklerinden hissettiği güvenle bağımsız adımlar atabileceğine gelecek için değil, çocukluk insanın hayatının önemli bir zaman dilimi, niçin mutlu geçirmesin ki, ne güzel oyunla mutlu oluyor çocuklar, ee oynasınlar o zaman, öyle değil mi?Aynen öyle Derya Hanım...Sizin oyunla ilgili bir mobil uygulamanız var sanıyorum. Biraz ondan bahseder misiniz?Evet bana mutluluk veren işlerden birisi de akademisyen anne uygulaması oldu. Bu uygulamada ebeveynlerin evde oynadıkları oyunları paylaşabilecekleri ve birbirlerine yorumlar bırakabilecekleri bir “oyun duvarı” var. Ayrıca benim oyun videolarım, materyal geliştirme önerilerim, çocuk gelişimine yönelik bilgilendirici içerikteki videolarım da ayrı bir sekmede yer çok kollektif çalışan bir uygulamadan bahsediyorsunuz?Aynen öyle. Akademisyen anne uygulaması aslında bir ilke imza attı. Ebeveynlerin birbirleriyle oyun paylaşabilmesi ve sadece çocuk ve oyuna yönelik olarak hazırlanmış olması yönleriyle Türkiye’deki hazırlanmış ilk mobil aplikasyon oldu. Tabi bunda eşimin ve nokta ajansın tartışmasız emeği çok... Böyle bir işte imzamın olması beni inanılmaz mutlu ediyor. Şu anda yüz bine yakın kullanıcısı var. Düşünsenize çocuğumla ne oynasam diye düşünürken yaşlara göre oyunların sınıflandığı sekmeler ve sizin gibi ebeveynlerin oyun paylaştığı bir sistem var. Bir hayaldi bu ama gerçek oldu...Müthiş bir etki alanınız var sosyal medyada, yüz binlerce ebeveynin yaşamlarına dokunuyorsunuz. Bazen o oyunların, nasıl desem, o çocuklar bir oturuşta bir kilo et yese ondan daha değerli olduğunu düşünmüşümdür. Ne tür reaksiyonlar alıyorsunuz, örneğin çocukla oynamıyorduk farkındalığımız arttı gibi geri dönüşler oluyor mu?Öncelikle güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyorum. Benim sosyal medya macerama devam etmemdeki itici güç onlardan aldığım geri dönüşler aslında. Çok yoğun bir çalışma hayatım var. Bazen ne diye uğraşıyorsun bir de sosyal medyada diye kendime kızarken birden “çocuğumu hiç mutfağa sokmazdım sizden sonra biz de artık birlikte kek yapıyoruz” gibi bir mesaj geliyor. İşte o an diyorum ki “Saniye senin şu yaptığın var ya paha biçilemez devam!” Öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki çocuğuma karşı artık daha anlayışlıyım diyenler, çocuğumla sizin oyunlarınızı oynuyoruz çok eğleniyoruz diyenler, iyi ki varsınız diyenler, neşe veriyorsunuz diyenler... Bir insanın hayatına dokunabilmek çok özel bir şey gerçekten... Aşkla yaptığım mesleğimle ve hayatımda edindiğim en güzel sıfat olan “annelik” le birilerine ulaşabildiğimi görmenin, bir anneyi-çocuğu güldürdüğümü hissetmenin hazzı başka hiç bir şeyde yok. Ne mutlu bana, kendimi çok şanslı hissediyor ve sürekli şükrediyorum...Gelelim benim konuya... Müzelerin, kültür kurumlarının; en az okul kadar, en az aile kadar çocuklara faydalı olduğunu; hem ebeveynleri hem çocukları aynı zamanda’ beslediğini düşünen ve bu yönde çalışmalar yapan biri olarak bu konuda da düşüncelerinizi alabilir miyim?Müzelerin çocukların gelişimine, bakış açılarına katkısı tartışmasız çok büyük. Ve daha küçücük yaşlardan başlayarak çocuklarımızı müzelere götürmenin önemini her fırsatta vurguluyorum aslında. “Ne anlar 3 yaşındaki çocuk” diye düşünmemek lazım. Artık müzelerde çocuklarla dramalar, oyunlar ve çeşitli etkinliklerde yapılıyor. Yani anlayabileceği düzeyde anlatılıyor. Bununla ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar var. Lisansüstü düzeyde açılmış dersler var. Sürekli AVM’lere gitmek yerine müzeleri keşfe çıkmak çocuğumuza zenginlik katmamızın bir yolu. Benim oğlum 4 yaşında ve 4 yıllık hayatında 3 kez Rahmi Koç müzesine gitti. Her gidişinde farklı bir nokta dikkatini çekti. Yaşına ve ilgisine göre her sene odak noktası değişti. Benim bile öyle, her gidişimde bambaşka bir şey algıladıkları yaşamın sınırları her geçen gün genişlediğinden çocuk aynı kültür kuruma bile gitse,her seferinde bambaşka bir şey öğreniyor. Hem her yere pek çok kere gidiyoruz, müzelere niçin gitmeyelim öyle değil mi?Aynen Öyle GülüşmelerHocam bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederizJBen teşekkür ederim. Çocuğunuzun tek başına oyun oynamayı tercih etmesi bir problem olmak zorunda değildir. Bu yazımızda ne zaman endişelenmeniz gerektiğini çocuğunuz diğer çocuklar ile sosyalleşmek yerine tek başına oyun oynamayı tercih ediyorsa? Bu bir problem midir? Endişelenmeli misiniz? Bu soruların tek bir cevabı olmasa da, aşağıda bu problemi ele alacağız. Her şey, söz konusu çocuk ve içinde bulunduğu durum ile ilgili çeşitli faktörlere oyun, özellikle de çocukların dünyayı ve etraflarındaki çevreyi keşfetmeye başladıkları yaşamın ilk yıllarında, her çocuğun doğru bir şekilde gelişmesi için gereklidir. Genel olarak, üç yaşında, oyunun dinamikleri değişir. Bu anlamda çocuklar tek başına oyun oynamalarının yanı sıra başkalarıyla oynamaya da ilgi göstermeye sadece tek başına oyun oynamak istiyorsa, ne zaman endişelenmeniz gerektiğini öğrenmek için okumaya devam Oyunun FaydalarıTek başına oyun oynayan çocuklar genellikle yüksek düzeyde bir yaratıcılık ve hayal gücü geliştirme eğilimindedir. Bunun nedeni, oyuncaklarının ya da kendilerinin pek çok macera yaşadığı hikayeler icat etmeye bireysel oyun yoluyla çocuklar kendilerini tanırlar ve kendi ilgi alanlarını keşfederler. Dahası, her gün eğlenmek için geniş ve çeşitli bir iç dünya inşa etmeyi de tür bir oyunun bir başka avantajı da çocukların çevreleri ile yalnız bir şekilde ilişki kurarak daha fazla özerklik ve bağımsızlık kazanmalarıdır. Dahası, her zaman tüm kararları veren ve bunların sonuçlarını üstlenen onlardır. Bütün bunlar, sorumluluğun gelişmesi ve problem çözme açısından çok bireysel oyun çocuk gelişimi için çok zenginleştiricidir, ancak bu çocukların her zaman tek başına oyun oynamaları gerektiği anlamına gibi, bu tür oyunlar küçüklerin büyümesi ve öğrenmesi için çok önemlidir. Ancak aynı yaştaki diğer çocukların eşliğinde oynamak da öyledir. Bunun nedeni, başkalarıyla oynamanın empati, işbirliği, müzakere ve takım çalışması gibi belirli sosyal becerileri ve değerleri edinmelerinin en iyi yolu olmasıdır.“Oyun, öğrenmeye ara vermez. Oyun; sonsuz, keyifli, derin, ilgi çekici, pratik bir öğrenmedir. Bir çocuğun kalbine açılan kapıdır!” – Vince Gowmon –Çocuğum Tek Başına Oyun Oynamayı Tercih Ediyor, Endişelenmeli Miyim?Çocuğunuz akranlarıyla oynamak yerine tek başına oyun oynamayı tercih ederse, prensip olarak, aşırı endişelenmemelisiniz. Bu sadece bir evre çocuğun farklı olduğunu ve kendi hızıyla gittiğini unutmayın. Şu anda çocuğunuz başkalarıyla ilişki kurma konusunda hevesli olmayabilir. Ancak zamanla, sosyalleşmede zorluk birlikte; çocuk teneffüste, parkta, doğum günü partilerinde ve benzeri durumlarda sürekli olarak diğer çocuklarla oynamaya isteksiz olduğunda durum bir sorun olarak kabul edilebilir. Bu durumlarda, bunun neden gerçekleştiğini bulmak önemlidir. Bunun nedeni utangaçlık, sosyal beceri eksikliği ya da hemen ele alınması gereken daha ciddi başka nedenler nedenle, çocuğunuz bireysel oyunu tercih ediyorsa, dengeli olduğu ve başkalarıyla oynama fikrine karşı sıklıkla olumsuz davranışlar göstermediği sürece endişelenmenize gerek ve Tek Başına Oyun Oynamanın ÖnemiKısacası, şimdiye kadar gördüğümüz gibi, çocuklar oyun yoluyla yaşam için yararlı olan çok sayıda yetkinlik ve beceri kazanırlar. Hatta ünlü İtalyan düşünür, psiko-pedagog ve karikatürist Francesco Tonucci de şunu belirtir“Hayatta öğrenilen en önemli şeylerin tümü oyun yoluyla öğrenilir.”Bir anne ya da baba olarak, bu cümleyi her zaman aklınızda tutmalı ve çocuğunuzun hem bireysel oyundan hem de grup oyunundan zevk aldığından emin olmalısınız. Hiçbir tür diğerinin yerini almamalıdır; daha ziyade her ikisi de birbirini nedenle, her iki oyun türünü de teşvik etmek önemlidir. Bu şekilde çocuğunuz, her bir oyun türünün doğru bilişsel ve duygusal gelişimi için sunduğu avantajlardan çekebilir ...

çocuğun tek başına oyun oynamaması